Carnegie Bilim Enstitüsü liderliğindeki araştırma ekibi, The Astrophysical Journal Letters'da yayımlanan çalışmalarında, gezegenin yüzeyinin muhtemelen erimiş lavlarla kaplı olduğunu ancak beklenmedik şekilde kalın bir atmosferle çevrelendiğini ortaya koydu. JWST'den gelen sıcaklık verileri, gezegenin çıplak bir kaya parçasına göre çok daha serin olduğunu gösteriyor. Bu durum, ısının gezegen geneline dağılmasını sağlayan rüzgârlar ve bulutlarla dolu, uçucu maddelerce zengin bir atmosferin varlığına işaret ediyor.
"Islak bir lav topu" olarak nitelendirilen TOI-561 b'nin düşük yoğunluğu, araştırmacıları şaşırtan bir diğer faktördü. Bilim insanları, bu yoğunluk farkının, magma okyanusu ile sürekli etkileşim halinde olan ve kendini yenileyen bir atmosferden kaynaklanabileceğini düşünüyor. Bu keşif, sadece ekstrem gezegenlerin sınırlarını zorlamakla kalmıyor, aynı zamanda evrendeki kayalık gezegenlerin evrimi ve yaşamın sınırları hakkındaki yerleşik teorileri de yeniden gözden geçirmemize neden oluyor. Webb Teleskobu'nun bu başarısı, uzak dünyaların gizemini çözmede yeni bir dönemin kapısını aralıyor.