Son dönemde ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası Hürmüz Boğazı kriziyle birlikte enerji yeniden birinci gündem maddesi oldu. Çin başta olmak üzere Asya ülkeleri ve Avrupa enerji krizini derinden yaşıyor. Artan maliyetler küresel enflasyon baskısını artırırken piyasalarda tedirginlik de sürüyor. Bu noktada enerjinin arzında alternatif rotalar aranırken Türkiye hem siyasi istikrarı, güvenliği ve coğrafi konumu ile öne çıktı. Yıllar öncesinden bugünün geleceğini görerek atılan adımlar Türkiye'yi enerjinin merkezi haline getirdi. Bu noktada 22 Mayıs'ta İstanbul'da Turkuvaz Medya Grubu'nun medya sponsorluğunda yapılacak 2'nci İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi (İNRES 2026) daha da önemli hale geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın ev sahipliğinde düzenlenecek zirvenin açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yapması bekleniyor.
Enerji krizinin bu kadar derin hissedildiği bir dönemde Türkiye'yi merkez haline getiren gelişmelerin temeli 2016'da yani 10 yıl önce atılmıştı. Dönemin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın açıkladığı Milli Enerji ve Maden Politikası ile doğal gaz ve petrol arama ve üretiminde önemli bir paradigma değişikliğine gidildi. Bu kapsamda geçtiğimiz 10 yılda kendi mühendislerimizle, kendi gemilerimizle, kendi ekipmanlarımızla Mavi Vatan'da arama faaliyetleri yürütüldü.
Depoloma tesisleriyle yaşanan küresel krizler karşısında güvenli hale geldik. Sayın Albayrak'ın o gün koyduğu hedeflere bugün erişilmiş durumda ve üzerine yenileri konuluyor. Başta doğalgaz olmak üzere Türkiye'nin kısa sürede ulaştığı hedeflerin bazıları şöyle:
ALT YAPI DA GELİŞTİ
Doğalgaz üretiminde yapılan keşiflerin dışında alt yapı konusunda da önemli gelişmeler yaşandı: