Petrol piyasasında dengeler yeniden değişiyor. ABD ile İran arasındaki mutabakatın sona ermesinin ardından çatışmaların yeniden başlaması, Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş sorunları ve enerji arzına yönelik endişeler Brent petrolü yeniden 100 dolar sınırına taşıdı.
Petrolün savaşın ilk dönemindeki kadar sert yükselmemesi dikkat çekerken geçmiş fiyatlara dönüş ise zor olarak görülüyor. Diğer taraftan Hürmüz Boğazı'ndaki krizin uzaması halinde Brent petrolün 150 dolara kadar çıkabileceği senaryoları gündeme geliyor.
3 HAFTADA 119,5 DOLARI GÖRDÜ
Brent petrol, savaşın başladığı 28 Şubat'tan sonraki ilk üç haftada yaklaşık yüzde 43 yükseldi. Fiyatlar dönem içerisinde 119,5 dolara kadar çıkarak savaş öncesine kıyasla yaklaşık yüzde 65 değer kazandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın mutabakatın sona erdiğini açıklamasının ardından başlayan ikinci çatışma döneminde ise piyasanın tepkisi daha sınırlı kaldı.
8 Temmuz'dan sonraki yaklaşık üç haftada Brent petrolün yükselişi yüzde 24 seviyesinde gerçekleşti.
Brent, 20 Temmuz haftasında 102 dolara kadar yükselse de cuma günü yaklaşık yüzde 4 değer kaybederek yeniden 97 doların altına geriledi.
PETROLDE İKİNCİ DALGAYI YÜKSEK STOKLAR FRENLİYOR
Uzmanlar, savaşın yeniden başlamasına rağmen petrolün ilk dönemdeki kadar sert yükselmemesinde birkaç önemli faktörün etkili olduğuna dikkat çekiyor.
Beklenen ölçüde fiziki arz kaybının yaşanmaması, küresel petrol stoklarının yüksek seyretmesi ve denizde bulunan petrol miktarının rekor seviyelere ulaşması fiyatların yukarı hareketini sınırlandırıyor.
Kpler Kıdemli Petrol Uzmanı Homayoun Falakshahi, haziranda Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının ardından denizde bulunan petrol hacminin 1,35 milyar varille rekor seviyeye ulaştığını belirtti. Çin'in yüksek ham petrol stokları da piyasaya ilave bir tampon sağlıyor.
ABD SEÇİMLERİ FİYATLARI SINIRLIYOR
Petrol piyasasında bir başka önemli faktör ise ABD'nin siyasi takvimi.
Trump'ın 2028'de yeniden aday olacağını açıklamasının ardından kasımda gerçekleştirilecek ara seçimler daha kritik hale gelirken, yüksek benzin fiyatlarının seçmen üzerindeki etkisi Washington'ın enerji politikasında belirleyici olabilir.
Falakshahi, "Piyasadaki birçok katılımcı, yönetimin ara seçimler öncesinde petrol fiyatlarının aşırı yükselmesini önlemek yönünde güçlü siyasi motivasyona sahip olduğuna inanıyor. Bu beklenti bile spekülatif alımları sınırlamaya yardımcı olabilir." diye konuştu.
TRUMP'IN PETROLÜ DÜŞÜRMEK İÇİN SEÇENEKLERİ SINIRLI
Sparta'nın ham petrol piyasasından sorumlu yöneticisi Aaron Kildow ise Washington'ın petrol fiyatlarını aşağı çekebilmek için kullanabileceği araçların sanıldığı kadar fazla olmadığına dikkat çekti.
Kildow, "Trump'ın ara seçimler öncesinde akaryakıt fiyatlarını düşürmek için seçenekleri sınırlı. Teorik olarak rafine petrol ürünleri ihracatına geçici kısıtlama getirerek iç piyasadaki stokları yeniden dengeleyebilir. Ancak böyle bir adım, başta müttefik ülkelerin yakıt arzı olmak üzere ciddi ve istenmeyen sonuçlar doğurabilir." diye konuştu.
Petrolü kalıcı olarak aşağı çekebilecek en güçlü seçeneğin savaşı sona erdirmek olduğunu vurgulayan Kildow, "Petrol fiyatlarını düşürmek için Trump'ın atabileceği en etkili adım savaşı sona erdirmek ve petrol akışının normale dönmesini sağlamak olur. Sevkiyatlar normale dönmeden piyasalarda kayda değer bir değişim beklenmiyor." dedi.
BARIŞ OLSA DA NORMALE DÖNÜŞ ZOR
Piyasadaki kritik soru ise çatışmaların sona ermesi halinde petrol fiyatlarının ne kadar gerileyebileceği.
Normal şartlarda kapsamlı bir barış anlaşmasının Brent petrolde jeopolitik risk primini hızla azaltarak fiyatları savaş öncesindeki seviyelere yaklaştırması beklenebilir.
Ancak daha önce sağlanan mutabakatın kalıcı olmaması piyasanın güvenini zedeledi. Bu nedenle yeni bir barış anlaşması yapılması halinde yatırımcıların yalnızca açıklamaya değil, anlaşmanın kalıcı olduğuna dair somut işaretlere bakması bekleniyor.
GERİLİM SÜRERSE 100 DOLAR KALICI OLABİLİR
İkinci senaryoda ise ABD-İran geriliminin devam etmesi ve enerji altyapıları ile nakliye güzergahlarına yönelik risklerin ortadan kalkmaması bulunuyor.
Bu durumda Brent petrolün yıl sonuna kadar 100 dolar civarında veya bu seviyenin üzerinde kalması ihtimali öne çıkıyor.
Üstelik fiyatların yüksek kalabilmesi için petrol arzının tamamen kesilmesi gerekmiyor. Piyasanın gelecekte arz kesintisi yaşanabileceğine inanması dahi fiyatlarda jeopolitik risk priminin korunmasına neden olabiliyor.
BARCLAYS'TEN 3 AYLIK SENARYO
Petrol piyasasındaki en sert senaryolardan biri ise Barclays'ten geldi.
Bankanın mevcut 2026 Brent petrol tahmini varil başına 96 dolar seviyesinde bulunuyor. Ancak Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş sorunlarının süresine bağlı olarak tahmine yönelik yukarı yönlü risk hızla büyüyor.
Sorunun bir ay daha devam etmesi halinde 2 dolarlık, iki ay sürmesi halinde 7 dolarlık, üç aya ulaşması durumunda ise 10 dolarlık yukarı yönlü risk oluşabileceği öngörülüyor.
Böylece üç aylık senaryoda 2026 ortalama Brent tahmini açısından 106 dolar seviyesine doğru risk ortaya çıkıyor.
Ancak Barclays'in asıl dikkat çeken uyarısı spot piyasaya ilişkin oldu.
HÜRMÜZ'DE KRİZ 3 AY SÜRERSE 150 DOLAR
Barclays, Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş sorunlarının üç ay devam ettiği senaryoda spot Brent petrolün 150 doları test edebileceğini öngördü.
Bankanın 150 dolarlık tahmini, 2026 yılı için ortalama fiyat beklentisini değil, krizin uzaması halinde spot piyasada görülebilecek seviyeyi ifade ediyor.
Bu senaryo gerçekleşirse mevcut 100 dolar civarındaki seviyelerden çok daha sert bir enerji şoku gündeme gelebilir.
Petrol fiyatlarının 80-90 dolar bandında kalması dahi ulaştırma, lojistik ve sanayi üretim maliyetlerini yüksek tutarak küresel dezenflasyon sürecini zorlaştırabilir.
Brent petrolün uzun süre 100 doların üzerinde seyretmesi veya Barclays'in risk senaryosundaki gibi spot fiyatların 150 dolara yaklaşması halinde ise enerji maliyetlerinin üretim zincirlerine daha güçlü şekilde yansıması gündeme gelebilir.