ABD ile İran arasındaki çatışmanın yeniden tırmanması ve Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin savaş öncesi seviyelerin çok altında kalması petrol piyasasında arz endişelerini yeniden güçlendirdi. Brent petrol 96 dolar sınırına yaklaşırken, yükselen enerji maliyetlerinin küresel enflasyon ve petrol ithalatçısı ülkelerin bütçeleri üzerindeki baskısı da artıyor. İşte güncel rakamlar...
ABD ile İran arasındaki çatışmanın yeniden sertleşmesi, küresel petrol piyasasında arz endişelerini büyüttü.
Hürmüz Boğazı'nda ticari gemi trafiğinin savaş öncesi seviyelerin oldukça altında kalması da petrol üzerindeki jeopolitik risk primini yeniden yükseltti.
Brent petrol 96 dolar seviyesine yaklaşırken ABD tipi ham petrol de 92 dolara doğru ilerledi. Piyasanın odağında ise çatışmanın petrol sevkiyatını daha fazla aksatıp aksatmayacağı ve Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin ne zaman normalleşeceği bulunuyor.
Ancak fiyatlardaki yükselişin nedeni yalnızca bölgedeki yeni askeri saldırılar değil. Piyasa aynı zamanda çatışmanın Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen petrol sevkiyatlarını daha fazla sekteye uğratabileceği ihtimalini fiyatlıyor.
Alternatif güzergâhların oluşabilecek arz açığını tamamen karşılayamayacağı endişesi de petrol fiyatlarını yukarı taşıyan önemli unsurlar arasında.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA TRAFİK SERT GERİLEDİ
Hürmüz Boğazı, savaş öncesinde küresel petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri konumundaydı.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Hürmüz Boğazı'nı devre dışı bırakabilecek boru hattı seçenekleri bulunsa da mevcut alternatif kapasitenin normal Hürmüz akışının yalnızca bir bölümünü karşılayabilmesi, arz endişelerinin devam etmesine neden oluyor.
WASHİNGTON HEM ASKERİ HEM EKONOMİK BASKIYI ARTIRIYOR
ABD yönetimi İran'a yönelik politikasında askeri operasyonlarla ekonomik yaptırımları eş zamanlı olarak kullanıyor.
Washington'ın ağustos sonunda devreye aldığı yeni ekonomik kampanya; İran'ın petrol gelirlerini, finansman kanallarını, deniz taşımacılığını ve yaptırımları aşmak için kullandığı uluslararası ağları hedefliyor.
ABD Hazine Bakanlığı da yeni yaptırım çerçevesi kapsamında İran'ın petrol ve taşımacılık bağlantılarıyla çalışan yabancı kişi ve şirketlerin yaptırım riskiyle karşı karşıya kalabileceğini açıkladı.
Bu adımlar İran'ın petrol ihracat kapasitesini sınırlamayı hedeflerken, küresel piyasalarda arz tarafındaki belirsizliği daha da artırıyor.
DENİZ TRAFİĞİ KRİZİN YENİ CEPHESİ OLDU
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı hafta başında İran'daki hava savunma sistemleri, radarlar, deniz unsurları, mayın döşeme kapasitesi ve iletişim tesislerinin hedef alındığı saldırılar düzenlediğini açıkladı.
Washington, operasyonların ticari gemilere yönelik tehditlerle bağlantılı olduğunu savunuyor.
İran tarafı ise Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği üzerindeki baskısını sürdürüyor. Belirlediği kurallara uymadığını düşündüğü gemilere yönelik kısıtlamaların genişletilmesi, bölgedeki ticari taşımacılık açısından riskleri artırıyor.
Bu tablo sigorta ve navlun maliyetlerini yükseltirken, petrol sevkiyatlarının kesintisiz sürdürülüp sürdürülemeyeceğine ilişkin soru işaretlerini de büyütüyor.
PETROL YÜKSELİRKEN MALİYET ZİNCİRİ DE BÜYÜYOR
Hürmüz Boğazı'ndaki sorunların uzun sürmesi, petrol ithalatçısı ülkeleri daha uzak kaynaklara yönelmek zorunda bırakabilir.
Orta Doğu'dan gerçekleştirilemeyen sevkiyatların Amerika, Afrika ve diğer üretici bölgelerden karşılanması, daha uzun taşıma mesafeleri ve daha yüksek lojistik giderler anlamına geliyor.
Dolayısıyla krizin etkisi yalnızca ham petrol fiyatıyla sınırlı kalmayabilir.
Tanker maliyetleri, rafineri tedarik zincirleri ve nihai enerji fiyatları da yükselişten etkilenebilir. Brent petrolün yüksek seviyelerde kalıcı hale gelmesi ise küresel ölçekte enflasyonla mücadeleyi yeniden zorlaştırabilecek bir risk olarak öne çıkıyor.
TÜRKİYE'NİN ENERJİ FATURASI İÇİN YENİ RİSK
Petrol ithalatına yüksek ölçüde bağımlı ekonomiler açısından Brent fiyatındaki yükselişin önemi daha da büyük.
Türkiye açısından petrolün yüksek seviyelerde uzun süre kalması; akaryakıt fiyatları, ulaşım giderleri ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyon üzerinde ilave baskı oluşturabilir.
İç piyasadaki etkinin boyutunu belirleyecek ikinci önemli unsur ise döviz kuru olacak.
Petrol fiyatlarının yükseldiği bir dönemde dolar/TL'nin de yukarı hareket etmesi, enerji ithalat maliyetlerinin Türkiye ekonomisine yansımasını daha belirgin hale getirebilir.
PETROL PİYASASINDA ASIL SORU 100 DOLAR DEĞİL, HÜRMÜZ
Petrol fiyatlarının kısa vadeli yönünde artık yalnızca teknik seviyeler belirleyici olmayacak.
Piyasalar özellikle Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilerin ne ölçüde geçebildiğini, ABD'nin yeni askeri operasyonlara başvurup başvurmayacağını ve İran'ın deniz taşımacılığına yönelik baskısını yakından izleyecek.
Brent'in 96 dolar çevresindeki seyri bu nedenle yalnızca psikolojik bir eşik olarak görülmüyor. Fiyat hareketi aynı zamanda bölgedeki arz riskinin yeniden büyüdüğüne ilişkin önemli bir gösterge niteliğinde.
Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğinde kalıcı bir normalleşme yaşanmadığı sürece petrol fiyatlarında oluşan jeopolitik risk priminin kısa sürede tamamen silinmesi zor görünüyor.