NATO, tarihinin en önemli zirvelerinden birini bugün sonuçlandıracak. Zirve öncesi en büyük belirsizliklerden biri, ABD Başkanı Trump'ın NATO'nun Ankara Zirvesi'ne katılıp katılmayacağı meselesiydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daveti ve telefonla araması sonrasında zirveye katılacağını duyurmuştu.
Dün Ankara'ya geldi. Basın toplantısında bir kez daha "Erdoğan olmasaydı bu zirveye gelmezdim" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ikili görüşmelerde ve gıyabında söylediklerini bir kez daha çok daha yüksek düzeyli ifadelerle dile getirdi. "Çok iyi arkadaşız", "Güzel kimyamız var" ve "Harika ilişkilerimiz var" gibi sözleri tekrar etti.
Karşılamada ve basın toplantısında iki liderin tutum ve açıklamalarına bakıldığında, diplomasi dili açısından Trump'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kişisel bir saygısının ve güveninin olduğu kolaylıkla anlaşılıyor. Hatırlayalım, daha önce İngiltere ziyaretinde kraliyet mensuplarına "davranışları" günlerce konuşulmuştu. Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan askeri tören sırasında Trump'a ne yapması gerektiğini bizzat uygulamalı olarak gösterdi.
Ziyaretin en kritik sonuçlarından biri, yaptırımların ve kısıtlamaların kaldırılması ve F-35 satışına ilişkin Trump'ın açık kapı bırakmasıydı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-35 meselesi ile ilgili Trump'ın daha önce söz verdiğini, "Sayın Trump her zaman sözünün arkasındadır" vurgusu ile hatırlattı. Bu cümlenin "kişisel bir gönderme" mahiyeti tabii ki var.
Trump'ın "Dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz" sözünü güçlü bir siyasi mesaj olarak okumak gerekir. KAAN için kullanılacak motorların Türkiye'ye satışı ile ilgili somut gelişmelerin olmasını beklemeliyiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "KAAN motorlarını görüşeceğiz. İnanıyorum bize verdiği müjdeyi burada tekrar edecektir" açıklaması, kilitlenmenin çözülme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.
Trump, ilk başkanlık döneminden bu yana NATO'ya esaslı eleştiriler yöneltiyor. ABD'nin Avrupa güvenliği için ödediğinin karşılığını alamadığını söylüyor. Avrupa'nın yıllardır Amerikan güvenlik şemsiyesine alıştığı için ortak sorumluluk almaktan kaçındığı suçlamasını tekrar etti. Savunma harcaması yapmayan NATO müttefiklerini korumayacağını, bilakis "Rusya'yı ne isterse yapmaya" teşvik edeceğini bile söyledi.
Trump'ın eleştirileri zamanla karşılık buldu. Avrupa savunma harcamalarını artırdı. İlk taahhütleri hemen hemen her ülke yerine getirdi. Ancak, ABD-İran savaşında Trump, beklediği yardımı NATO müttefiklerinden göremeyince bir kez daha eleştirilerini sertleştirdi.
NATO zirvesi öncesi kriz giderek derinleşiyordu. Ankara'ya Trump'ın gelmemesi durumunda, tartışmalar "ayrışma" başlığı üzerinden daha da alevlenecekti.
Dolayısıyla, Trump'ın Ankara'ya gelmesi NATO'nun geleceği açısından önemliydi. Bugün yapılacak liderler zirvesinde Trump, NATO ile ilgili eleştirilerini yineleyecektir. İran'la savaşta Avrupalı ülkelerin kendisine yardım etmediğini yüzlerine söyleyecektir. Ancak, gelip bunları söylemesi, gelmemesinden daha iyi olarak görülecektir. Zirve öncesi Trump'ın Cumhurbaşkanımızla görüşmesi, bugünkü zirve açısından önemliydi. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saygı duyan bir lider. Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılan bir zirvede Trump, eleştirse bile, büyük bir krize yol açacak tutumlardan kaçınacaktır.