Kabullenmeleri zor ama rahmetli Prof. Dr. Nur Vergi'nin anlatımıyla; "Bir sabah uyandık iktidar elimizden gitmiş" sözleriyle anlattığı şey; "Beyaz Türkler"in siyaseten kaybettiği gerçeğiydi.
Son 25 yılda nasıl kumpaslar kurulduğundan, kalkışmalardan, darbe ve işgal girişimlerinden, terör saldırılarıdan söz etmeyeceğim.
Hızla son döneme, son 3-4 yılda olup bitenlere değinmeye çalışacağım. Bugünlerde solcu-laik ve Atatürkçü sosyolojiyi şaşkına çeviren yardımsever şarkıcı Haluk Levent'ten ve "Ahbap"lığından söz edeceğim.
Haluk Levent yine bildiğiniz gibi. Yıllar yılı adliyelerde "dolandırıcı" iddiasıyla yargılanan ve "kumar" sevdası nedeniyle hiç uslanmadı ve bir kez daha gündeme geldi.
Son Ahbap soruşturması, aslında Türkiye'deki siyasi kutuplaşmanın ve siyasetteki ahlaki yozlaşmanın nasıl bir şizofreniye döndüğünün en çarpıcı örneği.
Bu olay bize birçok şey anlatıyor.
En başta da sadece ahlaki bir çöküşün değil, siyasi bir bitişin ve iflasın göstergesi. Daha o günlerde sanatçı kimliğine rağmen Haluk Levent'in nasıl bir geçmişe sahip olunduğu bilindiği hatta laik sosyolojiden birileri de uyardığı halde, bu ülkeyi sarsan ve 50 bini aşkın insanın ölümüne yol açan 6 Şubat depremi üzerinden "siyaset" yapılmasına yol açtı ve siyasi nefret körüklendi.
Ülkenin en önemli kurumu Kızılay itibarsızlaştırılırken, o kurumdaki bir yönetim hatası üzerinden iktidar devşirmenin yolu arandı. Kolektif bir kötülük üretildi.
Bu sonuç tesadüf değildi, "Beyaz Türkler"in siyaset aklı ve siyaset yapma yöntemleri ister istemez böyle sonuçlara yol açtı.
Şimdi geriye dönün CHP'deki "şaibeli kurultay" sürecine ve belediyelerde pervasız yapılan "yolsuzluk ve rüşvet" olaylarına bakın.
İBB eksenli "Organize Suç Örgütü" lideri olarak yargılanan Ekrem İmamoğlu olayından, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'la CHP Grup Başkanı Özgür Özel ilişkisine... Ya da her belediyede bağı ortaya çıkan Veli Ağbaba gerçeğine...
Nereye bakarsanız bakın, her yerde yolsuzluk ve rüşvet iddiaları var. Belediyelerdeki aşırı zenginlik ve şaşalı yaşamı kimsenin gözünden kaçmıyor.
Ne yazık ki koca bir sosyoloji ortaya saçılan onca belge ve bilgiye rağmen bütün bunların "siyasi operasyon" olduğuna inanıyor ya da inandırıldı.
Tıpkı Haluk Levent'in deprem günlerinde uyarılara rağmen Kızılay'dan daha güvenilir olduğu yazıldığı ve sahip çıkıldığı gibi bugün de İmamoğlu'na, Özgür Özel'e Veli Ağbaba'ya, Burhanettin Bulut'a hatta Özkan Yalım'a sahip çıkılıyor, toz kondurulmuyor.
İmamoğlu'nun danışmanı Ece Güner'in Haluk Levent ve Ahbap Derneği'nin avukatı olması ya da Ahbap Derneği'nin üç çalışanına yüksek tutarlarda para göndermesi sadece fiziki bir ilişkiyi değil, bir ekosistem içindeki birlikteliği, ortak ahlakı gösteriyor.
Biraz geç de olsa, 3 yıl sonra Haluk Levent gerçeği laik sosyolojiyi şaşkına çevirdi. Bakalım başta İmamoğlu olmak üzere CHP'li belediyelerde yapılan devasa yolsuzluk olaylarını ne zaman fark edilecek.
O noktada artık şaşkınlık mı yaşanır yoksa dehşet mi göreceğiz.
Son bir not: Ahbap soruşturması sürüyor. Birçok kişi de gözaltına alındı. Bu arada Haluk Levent'ten de bir açıklama geldi. Özeti şu:
"Asıl bombayı bekleyin. Yakında yapacağım açıklamalarda göreceksiniz. Kişisel borç alacak ilişkilerimde Ahbap tamamen konu dışıdır."