Son dakika haberi: Herkesin sustuğu, korkunun sokakları esir almaya çalıştığı o karanlık dönemlerde, kirli tezgahları tek tek yırtıp atan bir kale vardı. 17-25 Aralık'tan 15 Temmuz hain darbe girişimine uzanan o kanlı yolda, Turkuvaz Medya ve SABAH Gazetesi, vatanı savunmanın adeta bel kemiği oldu. Milletin iradesini hedef alan FETÖ'nün maskesini düşüren, manşetleriyle örgüte ilk büyük darbeyi vuran SABAH, canı pahasına yürüttüğü bu kutsal mücadeleyle adını tarihe altın harflerle yazdı.
Türkiye'nin istiklal mücadelesinde, manşetlerini birer kurşun gibi hainlerin kalbine saplayan SABAH Gazetesi, herkesin köşesine çekildiği o puslu havalarda gerçeğin ve milletin tek sesi oldu. CIA'in kuklası terörist başının ipliğini pazara çıkaran, devletin kılcal damarlarına sızan casusluk şebekesini tek tek deşifre eden Turkuvaz Medya Grubu, 15 Temmuz gecesi canı pahasına yazdığı destanla merkez medyanın onurunu ve milli iradenin zaferini tarihe altın harflerle kazıdı.
KORKU DUVARLARINI YIKAN İLK MEDYA GRUBUYUZ
Turkuvaz Medya Grubu, 15 Temmuz hain darbe girişimine cüret eden Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) ihanet sarmalını ve uluslararası karanlık bağlantılarını kamuoyuna haykıran ilk merkez medya kuruluşu olarak tarihe geçti. SABAH, FETÖ'nün 17 Aralık 2013'teki yargı darbe girişiminin hemen ardından, tüm tehditlere meydan okuyarak örgütü ve arkasındaki kirli ittifakları tek tek deşifre etmeye başladı.
MANŞETLERLE ADETA SAVAŞ AÇTIK
SABAH, A Haber ve Atv, Gülen'in liderliğini yaptığı hain terör örgütünün 17 Aralık 2013'te gerçekleştirmek istediği yargı darbe girişimine karşı adeta bir etten duvar oldu. FETÖ'nün servis ettiği yasa dışı dinleme kayıtları ve montajlı teknik takip görüntüleri diğer merkez medya organlarında pervasızca manşetlere taşınırken, SABAH bu operasyonun arkasındaki odakların asıl niyetini gördü. Gazetemiz, bu hain hamlenin 30 Mart yerel seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyaseti haince yeniden dizaynetmek olduğunu cesaretle manşetine taşıdı.
MASKELERİNİ İNDİRDİK
SABAH'ın, 18 Aralık 2013 tarihli tarihi manşetinde, "Kaset olmadı, dosya verelim. Operasyonun amacı: Siyaseti itibarsızlaştırmak" ifadeleri tokat gibi patladı. Bu cesur haykırışın ardından SABAH, ülkemizin tüm kılcal damarlarına, devletin en mahrem kurumlarına sızan ve yurt dışında da karanlık ağlar kuran bu tehlikeli yapılanmanın gerçek yüzünü ve kirli bağlantılarını amansızca deşifre etmeye başladı.
DEVLETİN VE MİLLETİN YANINDA YER ALDIK
Turkuvaz Medya Grubu, 17 Aralık yargı darbe girişiminin ilk saniyelerinden itibaren, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesi üzerinden doğrudan seçilmiş milli iradeyi hedef alan bu eli kanlı örgütle mücadeleyi yayıncılığının ana eksenine koydu.
SABAH, FETÖ'nün soru hırsızlıkları, kumpasları ve şantajları üzerinden devlet kademelerine sinsice yerleşen örgüt mensuplarını tek tek kamuoyuna ilan etti. Geçmişteki siyasi cinayetlerin ve karanlık olayların arkasındaki FETÖ parmak izlerini bir bir ortaya çıkardı. Terörist başı Gülen'in bizzat yönettiği örgütün emniyet ve yargıya yerleştirdiği militanları aracılığıyla davalara nasıl haince müdahale ettiğini satır satır yazdı. FETÖ'nün, kendine rakip olarak gördüğü İslami duyarlılığa sahip grupları kumpaslarla nasıl tasfiye etmek istediğini belgeleriyle gözler önüne serdi. Hainleri saklandıkları inlerinde görüntüleyerek, kirli siyasi bağlantılarını bir bir deşifre etti.
BİNAMIZ KURŞUNLANDI, SERVET ASMAZ'I ŞEHİT VERDİK
15 Temmuz hain darbe girişimi, Turkuvaz Medya Grubu'nun yıllardır sürdürdüğü çetin yayın mücadelesinin ne kadar haklı ve hayati olduğunu acı bir şekilde tüm dünyaya kanıtladı. O karanlık gecede milli iradenin ve sinesinden çıktığı milletin yanında sarsılmaz bir kale gibi duran SABAH, hainlerin kurşunlarına hedef oldu. Turkuvaz Medya Grubu'nu susturmak ve işgal etmek için gözü dönmüş şekilde yola çıkan darbeci askerler, vatan sevdalısı Servet Asmaz'ı (44) göğsünden vurarak şehit etti. Ancak ne kurşunlar ne de tanklar bu sesin kısılmasına yetmedi.
O gece yöneticilerimiz, editörlerimiz ve muhabirlerimiz hem can pazarının yaşandığı sahada hem de gazete ve televizyon binalarında barikatlar kurarak, darbe girişimini püskürtmek için tarihi yayınlara imza attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın milleti meydanlara çağıran tarihi açıklamaları ve darbeye karşı duran kahraman üst düzey askerlerin beyanatları AHaber ekranlarından kesintisiz olarak dalga dalga tüm yurda yayıldı. Bu kararlı duruştan güç alarak sokakları ve meydanları dolduran asil vatandaşlarımız, FETÖ'nün kanlı darbe girişimini göğsünü siper ederek bastırdı ve ülkenin geleceğine sahip çıktı.
GEZİ KALKIŞMASININ ARKASINDAKİ FETÖ PARMAĞI
SABAH, FETÖ'nün Türkiye'yi kaosa sürüklemek için tezgahladığı ilk sokak eylemi olan Gezi kalkışmasındaki gizli bağlantıları da tek tek gün yüzüne çıkardı. 9 Haziran 2014 tarihli sarsıcı manşetimizle Gezi kalkışmasının arkasındaki asıl provokatörün FETÖ olduğunu belgeleriyle ispatladık. "O çadırların hepsini yakın" başlıklı manşet haberde, 17 Aralık yargı darbe girişimi sonrası karanlık ilişkileri deşifre edilerek görevden alınan Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Emekli'nin, olayları alevlendirmek için zabıta memurlarına çadırların yakılması talimatını bizzat verdiğine dikkat çekildi.
Gezi Parkı'nda ağaçların taşınması gibi masum bir bahaneyle başlatılan bu hain kalkışmada, Beşiktaş'ta Tayyip Erdoğan'ın kullandığı Başbakanlık Çalışma Ofisi barbarca basılmak istendi, Dolmabahçe Camisi üç gün boyunca işgal altında tutuldu. Dolmabahçe'ye inen bulvarlarda, patlayıcılarla tahkim edilmiş barikatlar kuruldu. Sokaklar ve caddeler vandallar tarafından kapatılarak adeta rehin alındı. Bu hain provokasyonlar sonucunda 8'i sivil, 2'si polis olmak üzere toplam 10 vatan evladı hayatını kaybetti.
17-25 ARALIK YARGI DARBESİNE KARŞI DURUŞ
FETÖ'nün emniyet ve yargı içerisine sızmış militanları, 17 Aralık 2013'te meşru hükümete karşı alçakça bir yargı darbe girişiminde bulundu. Doğrudan Recep Tayyip Erdoğan, ailesi, bakanlar, bürokratlar ve iş adamları hedef tahtasına oturtuldu. Örgütün illegal yollarla elde ettiği ses kayıtları ve şantaj içerikli teknik takip görüntüleri adeta piyasaya sürüldü.
Hain örgüt 30 Mart 2014 yerel seçimleri ve 10 Ağustos 2014 tarihindeki ilk liderlik sınavı olan Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde düğmesine bastığı bu operasyonla, Erdoğan'ın liderliğini yaptığı AK Parti Hükümeti'ni devirmeyi ve Türkiye'yi teslim almayı amaçladı. SABAH, bu uluslararası senaryoya ve darbe girişimine en sert şekilde göğüs gerdi.
SABAH'ın daha 18 Mart 2013'te attığı "Kaset olmadı, dosya verelim" başlıklı vizyoner manşet haberinde, "Operasyonun arkasındaki odakların hedefi: 30 Mart yerel seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyaseti yeniden dizayn etmek..." ifadeleriyle tezgah erkenden deşifre edilmişti. Gazetemiz, 26 Mart 2013 tarihli manşetinde ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın adeta bir manifesto niteliğindeki sözlerini tarihe not düştü: "Başbakan Erdoğan: Bu bir yolsuzluk soruşturması değil, açık bir tezgahtır. Yeni Türkiye'de devlete paralel yapılanmalar asla olmayacak. (FETÖ'yle mücadele) Yeni Türkiye'nin İstiklal Savaşı." O dönem sözde merkez medya ise FETÖ'nün servis ettiği yasadışı ses kayıtlarını ve şantaj görüntülerini yayınlayarak bu hain amaca hizmet ediyordu.
O KUKLANIN İPİNİ TUTAN CIA'Yİ YAZDIK
SABAH'ın, tam da 15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleştirildiği o tarihi günde attığı manşet, gazetenin basiretini ve hainlerin ciğerini nasıl bildiğini bir kez daha ortaya koydu. Ankara 2'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen 666 sayfalık devasa iddianamede, FETÖ'nün tüm kirli çarkları, sinsi yapılanması ve Gülen'in ABD'de CIA tarafından nasıl bir piyon gibi korunup kollandığı tüm çıplaklığıyla anlatılıyordu. Gazetemiz, hain kalkışmanın başladığı gün bu iddianameyi korkusuzca manşetten verdi. Doğrudan terörist başı Fetullah Gülen'i hedef alan SABAH, "ABD'nin uşağı CIA'nın kuklası" ifadelerini kullanarak örgütün asıl efendilerini dünyaya ilan etti. Gazetenin 19. sayfasında ise adeta o gecenin kanlı yüzünü önceden haber verircesine, "FETÖ, silahlı terör örgütüdür" başlıklı tarihi habere yer verildi.
HAİN KALKIŞMAYA MİLLİ İRADE TOKADI
SABAH, FETÖ'nün canice kalkıştığı 15 Temmuz darbe girişiminin aziz millet tarafından başarısızlığa uğratılmasını, tarihin görebileceği en büyük milli irade zaferi olarak ilan etti. Darbenin ertesi günü çıkan "FETÖ'cü kalkışmaya milli irade tokatı" başlıklı unutulmaz manşet haberde, "Ordu içinde küçük bir FETÖ cuntasının alçakça darbe girişimine milli iradeden ağır tokat geldi. Tüm yurtta sokağa çıkan vatandaşlar güçlü bir şekilde demokrasiye sahip çıktı" ifadeleriyle, milletin kazandığı şanlı zafer tüm dünyaya gururla duyuruldu.
HAİNLERİ DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAKİ İNLERİNDE YAKALADIK!
SABAH, darbe girişimi bastırıldıktan sonra da mücadelesini bir an olsun gevşetmedi. Sinsi terör örgütünün Avrupa yapılanmasını çökertmek için adeta bir istihbarat gibi çalışarak üst düzey isimleri kaçtıkları ülkelerde tek tek avladı. Almanya'da saklanan kara kutu Cevheri Güven'i, İsveç'e sığınan Türkiye düşmanları Abdullah Bozkurt, Bülent Keneş, Murat Çetiner ve Levent Kenez'i, örgütün en karanlık isimlerinden biri olan Mustafa Kemal Şirin'i ve eski emniyet müdürü firari Mehmet Karabörk gibi azılı örgüt mensuplarını lüks içinde saklandıkları inlerinde bir bir görüntüledi. SABAH, attığı bu tokat gibi özel haberlerle hainlere dünyanın hiçbir yerinin kendileri için güvenli bir liman olamayacağını haykırdı ve kaçtıkları inleri başlarına yıktı!