İstenen, aslında mutlak gereklilik olan hukuki çerçeve çok net: "Dijital Telif Hakları ve Çevrimiçi Haber İçerikleri Hakkında Kanun!"
Bugün, sosyal medya şirketleri sunduğu fırsatlar kadar riskler de barındırıyor.
1- Mesele önce, sosyal ağlar üzerinden yayılan dezenformasyon, algoritmalarla bireylerin davranışlarını yönlendirme, kitlesel illegal örgütlenme, kamu düzenine tehdit boyutunda başladı.
2- Sonra... Yerli ve milli medyanın varlığına karşı alarm zillerini çaldıracak hal aldı. Neden? Çünkü ağına düştüğünüz bu küresel sosyal medya kartelleri, gelirlerinin büyük bir kısmını "hedeflemeli reklam modelinden" kazanıyorlar. Kullanıcılardan ücret almayan bu platformlar, onların kişisel verisini, ilgisini, tercihlerini paraya dönüştürüyorlar! Yaşınız, cinsiyetiniz, konumunuz, beğendiğiniz gönderiler ve arama geçmişiniz gibi verileri topluyor, bir tür "veri madenciliği" yapıyorlar. Bu veriler sayesinde reklamverenlere nokta atışı müşteri potansiyeli sunuyorlar. Örneğin"İstanbul'da yaşayan, kahve seven ve 18-25 yaş arası olan üniversite öğrencilerine bu reklamı göster" şeklinde hedefleme imkanı sağlıyorlar. Nitekim Meta, cirosunun ezici çoğunluğunu Facebook ve Instagram'daki hedef odaklı reklamlardan kazanıyor. Bu yolla sadece 2025 yılında 200 milyar dolar barajını aşarak rekor kazanç elde ettiği biliniyor.
Haliyle... Global dijital ağlar bakımından ticari başarı gibi gözüken bu faaliyetler, "yerli reklam verenler ve reklam mecrası sunan milli medyanın sömürülmesine dönüşüyor!"
3- Ve yeni problematik... Sosyal medya şirketleri, anonimleştirdikleri trend verilerini pazar araştırma şirketlerine, yapay zeka geliştiricilerine veya finans kuruluşlarına satarak, "elin taşıyla elin kuşunu vuruyor!" Geliştirilen yapay zeka modelleri, Türk medyasının arşivlerini ve anlık haberlerini tarayarak sistemlerini eğitip, kullanıcılarıyla bilgi olarak paylaşıyor. Bu durum, haber sitelerinin trafiğini sıfırlama noktasına getiriyor.
Evet, işin içinde Amerikan sistemi, Başkan Trump'a yakın, hatta seçim kampanyasını destekleyen aktörler var. Ama ne kadar ihtiyat payı bırakılırsa bırakılsın, Türkiye'nin artan küresel etki gücü, genç nüfusu ve büyüyen dijital pazarı koz olarak ileri sürüldüğünde bu şirketlerle bir noktaya gelmek mümkün olabilir. Buna bir de kalıcı yasal altyapı kazandırıldı mı hem risk yönetimi kolaylaşır hem de milli medya nefes alır.
Şu an acil önlem bekleyen uygulamada,
Küresel arama motorları ve sosyal medya ağları, Türk gazetecilerinin ve televizyonlarının özel haberlerini, videolarını içerik üreticisi medya kuruluşuna bedel ödemeksizin gösterebiliyor.
Kullanıcılar, haber sitelerine tıklamadan platformda kaldığı için, teknoloji devleri bu içerikler üzerinden devasa reklam geliri elde ederken yerli medyanın kaynaklarını kurutuyor.
Peki nasıl bir önlem alınmalı!
Sosyal medya ve arama motorları, bir haberin başlığını, özetini veya görselini platformunda paylaştığı anda, o içeriğin sahibi kuruma otomatik bir telif ücreti ödemeli.
Platformlara, telif hakkı içeren haber, video veya müziklerin izinsiz yayılmasını önleyecek "Otomatik İçerik Tanıma Sistemi" kurma zorunluluğu getirilmeli.
İhlal barındıran içerikler bildirim beklenmeksizin ilgili sosyal medya şirketi tarafından derhal kaldırılmalı.
Bu vesileyle belirtmek isterim ki...
İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın çalışmasıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında bir dizi toplantı gerçekleştiğini duymaktan mutlu oldum. Sıra, mutfak çalışmasının, paydaş çalıştayı ile somutlaştırılıp, TBMM'de öncelik ve ivedi gündeme dönüşmesinde.