Türk Sanat Müziği'nin usta ismi Muazzez Abacı'nın Amerika'daki vefatının ardından gündeme gelen 1.2 milyar liralık miras iddiaları uzun süre konuşulmuştu. Acı kaybın üzerinden 8 ay geçerken, sessizliğini koruyan kızı Saba Abacı GÜNAYDIN'a açıklama yaptı.
12 Kasım 2025'te Amerika'da hayatını kaybeden Türk sanat müziği sanatçısı Muazzez Abacı'nın vefatının ardından kızı Saba Abacı'ya 1.2 milyar liralık miras kaldığı iddia edilmişti.
Abacı, "Benim canım annem, o muhteşem ses ve yorumuyla seslendirdiği güzel eserleri, konserleri ve Türk Sanat Müziği'ne vermiş olduğu sevgi ve emeği ile Türkiye'ye bırakılacak en güzel mirası bıraktı. Umarım gelecek nesiller de onun kıymetini bilir" dedi.
Ünlü sanatçı, kızı Saba Abacı ve torununu ziyaret etmek için gittiği Amerika'da rahatsızlanmış ve bir süre sonra orada hayatını kaybetmişti. Sanatçının cenazesi Türkiye'ye getirilmiş ve Ankara'da toprağa verilmişti.
USTA SANATÇININ FİLM GİBİ OLAN HAYAT HİKAYESİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
12 Kasım 1947'de Ankara'da doğan Muazzez Abacı'nın nüfustaki soyadı Altıok'tu. Babası, "Sarı Bomba" lakabıyla tanınan ünlü boksör Oktay Altıok idi; ancak Abacı, babasını henüz bir buçuk yaşındayken kaybetti. O erken kayıp, hayatının ilk büyük acısı oldu. Yatılı olarak okuduğu Ankara Koleji, ona disiplinli bir eğitim ortamı sundu. Fakat asıl tutkunun müzik olduğuna küçük yaşta karar vermişti.
Sanatçı 1967 yılında Ankara Radyosu'nda stajyer olarak göreve başladı. Üç yıl sonra verdiği ilk konser, onun profesyonel yolculuğundaki dönüm noktası oldu. 1972'de söylediği "Silemezler Gönlümden", geniş kitlelerin beğenisini kazandı. Takip eden yıl çıkan ilk plağı "Bir Sen Kaldın İçimde", adını müzik dünyasına sağlam bir şekilde yazdırdı.
1974'te assolist olarak sahneye çıktığında, artık Türkiye onu konuşuyordu. Sahne duruşu, güçlü sesi ve zarafetiyle bir döneme damga vurdu.
"Vurgun", "Şakayık" gibi eserlerdeki etkileyici yorumları, onu klasikler arasına taşıdı. 1998'de Devlet Sanatçısı unvanıyla onurlandırılması ise bu başarıların resmileşmiş haliydi.
Kariyeri kadar özel yaşamı da gündemdeydi. İlk evliliğini 18 yaşında polis memuru Abdurrahman Abacı ile yaptı. Bu evlilikten doktor kızı Saba doğdu. 1973'te avukat Atilla Kurtbaş ile evlendi ancak, evlilik kısa sürdü.En çok konuşulan ilişkisi ise 1980'de nikah masasına oturduğu ünlü kabadayı Hasan Heybetli ile yaşadığı fırtınalı aşk oldu.
Heybetli'nin 24 adet kırmızı gülden başlayan tutkulu ilgisi, çiftin hem ayrılıp hem yeniden bir araya geldiği çalkantılı bir ilişkiye dönüştü. 1986'da ikinci kez evlenen çift, 1993'te son kez yollarını ayırdı. Abacı, yıllar sonra bile Heybetli'den "iyi yürekli, mert bir adamdı. İlişkimiz ömürlük oldu" diye söz etmişti.
Sanatçı, 30 Ekim'de ABD'de yaşayan kızı Saba'nın yanına gitmişti. Burada geçirdiği kalp krizi sonrası stent takıldı. Ancak, böbreklerinde gelişen komplikasyonlar nedeniyle durumu ağırlaştı ve yoğun bakıma alındı.
12 Kasım sabahı, doğduğu gün, hayata gözlerini kapadı.
Sanatçının menajeri Taner Budak, acı haberi şu sözlerle duyurdu:
"Büyük üzüntüyle sanatçımız Muazzez Abacı'yı 12 Kasım 2025 tarihinde, 78'inci doğum gününde kaybettik. Sevgisi, güler yüzü ve güzel kalbiyle daima hatırlanacak."
Muazzez Abacı'nın ölümü, Türk Sanat Müziği'nin köklü geçmişinden bir yaprağın daha kopması anlamına geliyor. Sahnelerin assolisti, yorumculuğun doruk isimlerinden biri ve gönüllerde taht kuran bir ses… Ardında bıraktığı eserlerle yaşayacak olsa da, Türk müziği artık onun nefesi olmadan biraz eksik.
Türk Sanat Müziği'nin büyük acısının ardından, sinema ve tiyatro dünyasının unutulmaz isimleri de yeniden hatırlanıyor. Bir dönemin kültür ve sanat mirasını şekillendiren bu değerli ustalar, eserleriyle yaşamaya devam ediyor. İşte o isimlerden biri de Kemal Sunal'ın rol arkadaşı olan İhsan Yüce.
1929 yılında Elazığ'da dünyaya geldi ve 1991'de aramızdan ayrılana kadar Türk sinemasına sayısız eser bıraktı. Kafkasya Dağıstan göçmeni bir ailenin üçüncü çocuğu olarak doğan Yüce, küçük yaşlardan itibaren sanatla iç içe büyüdü. Gençliğinde özel sektörde muhasebecilik yapan usta, 1952 yılında İzmir Halk ve Çocuk Tiyatrosu ile sahneye adım attı.
Sinemaya ise Altın Yumru filmiyle adım atan İhsan Yüce, Ertem Eğilmez'in yapımlarında rol alarak kariyerini pekiştirdi.
Genellikle baba, muhtar gibi sıcak ve samimi karakterlerle izleyici karşısına çıkan Yüce, filmlerinde toplumsal ve sınıfsal temaları da ustalıkla yansıttı.
SADECE OYUNCU DEĞİLMİŞ!
Ancak İhsan Yüce, yalnızca bir oyuncu değildi. 'Kibar Feyzo'nun senaryosunu kaleme alarak senarist yönünü de ortaya koyan Yüce, aynı zamanda yönetmen, arkeolog, ressam ve heykeltıraş olarak da yeteneğini gösterdi.
Hayatı boyunca kurduğu samimi dostluklar, 1991'de evinde geçirdiği kalp krizi sonrası aramızdan ayrıldığında dostu Can Yücel'in yaşadığı üzüntüyle bir kez daha ortaya çıktı. "İnsan arkadaşını gömer mi yahu!" sözleri, onun insanlığa ve dostluğa verdiği değeri anlatıyordu.
Bugün geride bıraktığı eserler ve çok yönlü yetenekleriyle Yeşilçam tarihinin unutulmaz isimlerinden biri olarak anılan İhsan Yüce, sinemanın gizli dahisi olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor.
KEMAL SUNAL'IN BİRİCİK ROL ARKADAŞI AYBEN ERMAN!
Televizyon ekranlarında ilk olarak 1958 yapımı 'Ayşe'nin Çilesi' filmiyle izleyici karşısına geçen ünlü oyuncu Ayben Erman daha sonra 'Güngörmüşler', 'Şabanoğlu Şaban', 'Gazino Bülbülü' ve 'Şendul Şaban' gibi pek çok yapımda boy gösterdi.