Karadeniz müziğinin unutulmaz isimlerinden Kazım Koyuncu, henüz 33 yaşındayken yaşamını yitirmişti. Vefatının üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen şarkılarıyla hafızalardaki yerini koruyan sanatçının, hayatını kaybetmeden önce Volkan Konak'a bıraktığı vasiyet gün yüzüne çıktı! Meğer Koyuncu, ölmeden önce Konak'a...
Kazım Koyuncu, 7 Kasım 1971'de Artvin'in Hopa ilçesinde, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. "İnsanların okuduğu şeylerden bir vicdan oluşur" sözleriyle okumanın önemine dikkat çeken sanatçı, daha ilkokul yıllarından itibaren kitaplara büyük ilgi duyuyordu.
Müziğe ortaokul yıllarında mandolin çalarak adım atan Kazım Koyuncu, ortaokul ve lise eğitimini Hopa'da tamamladı. Üniversite sınavını kazanarak İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne yerleşen sanatçı, eğitim hayatını sürdürmek üzere İstanbul'a taşındı.
Üniversitede yalnızca bir yıl eğitim gördükten sonra okuldan ayrılan Kazım Koyuncu, müzik kariyerine 1992 yılında adım attı. Çeşitli müzik gruplarında yer alan sanatçı, daha sonra yoluna solo olarak devam etme kararı aldı. Koyuncu, 2001 yılında yayımladığı ilk solo albümüyle müzik yolculuğunda yeni bir sayfa açtı.
Kazım Koyuncu'nun albümünde Lazca, Megrelce, Hemşince, Gürcüce ve Türkçe olmak üzere farklı dillerde şarkılar yer alıyordu. Gülbeyaz dizisi için hazırladığı müziklerle daha geniş kitleler tarafından tanınmaya başlayan sanatçı, Karadeniz turnelerinin ardından Türkiye'nin farklı şehirlerinde de sahne alarak müziğini daha fazla dinleyiciyle buluşturdu.
AKCİĞER KANSERİ TEŞHİSİ KONMUŞTU
2004 yılında akciğer kanseri teşhisi konulan Kazım Koyuncu, hastalığına rağmen müzikten ve sahnelerden uzak kalmadı. Konserlerine devam ederek sevenleriyle buluşmayı sürdüren sanatçıdan acı haber ise 25 Haziran 2005'te geldi. Koyuncu, henüz 33 yaşındayken hayatını kaybederek sevenlerini yasa boğdu.
VEFATINDAN HEMEN ÖNCE VOLKAN KONAK'A VASİYET ETMİŞ!
Kazım Koyuncu'nun hayatını kaybetmeden kısa süre önce Volkan Konak'la yaptığı görüşmede dile getirdiği son isteği, yıllar sonra yeniden gündeme geldi. Ünlü sanatçının bu vasiyeti, Konak'ın vefatının ardından ortaya çıktı.
"ONU YANINA AL"
Koyuncu, 2005 yılında hayatını kaybetmeden hemen önce, grubunun kemençecisi Selim Bölükbaşı'nı Volkan Konak'a emanet ettiği öğrenildi.
"Bak burada Selim var, benim altı yaşımdan beri arkadaşım. Grubumda kemençe ve tulum çalardı. Artık gözlerimi kapatıyorum. Bu çocuğa sahip çık, onu yanına al"
Karadeniz müziği ile özdeşleşen usta sanatçı, çocukluk yıllarını doğup büyüdüğü Maçka'da geçirmişti. Karadeniz'in doğası ve kültürü, onun sanatsal kimliğinin şekillenmesinde büyük rol oynamıştı.
Müziğe ve sanata olan ilgisi daha küçük yaşlarında gözlerinden okunuyordu Konak'ın. Lise eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul'a gelmiş ve Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'ndan mezun olmuştu.
1980'li yılların sonlarında profesyonel müzik kariyerine adım atan Volkan Konak, 1989 yılında ilk albümü olan "Suların Horon Yeri" ile müzik dünyasına giriş yapmıştı. Albüm, Karadeniz müziğinin geleneksel yapısını modern düzenlemelerle harmanlayan bir çalışma olmasıyla büyük bir ilgi çekmişti.
"Kuzeyin Oğlu" Volkan Konak'ın hem doğduğu topraklara duyduğu bağlılığını hem de sanatına Karadeniz ruhunu yansıtmasını ifade eden bir unvan olduğundan, yıllardır halk arasında bu lakap ile bir mahlas edinmiştir.
ACI GERÇEK SEVENLERİNİ YASA BOĞDU
Sahnede fenalaşarak yere düşen Konak'ın hastaneye ulaştırıldığında ölü olduğu açıklanmıştı. Usta sanatçı, memleketi Trabzon'un Maçka ilçesindeki törenle defnedilmişti.
Henüz 58 yaşında hayata gözlerini yuman Türk müziğinin önemli isimlerinden biri olan Volkan Konak'ın vefatı, sevenlerini yasa boğdu.
GENÇ YAŞTA VEFATIYLA DERİN ÜZÜNTÜ YARATAN BİR DİĞER İSİM: UZAY HEPARI
1969 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Heparı, adını Ay'a ilk ayak basılan günden alıyordu. Müzikle tanışması küçük yaşlarda oldu. Halası Ova Sünder'in yönlendirmesiyle klasik müzik eğitimi aldı. Ancak Heparı'nın müziğe yaklaşımı akademik kalıpları aşan, duygusal ve sezgiseldi. Bu nedenle zaman zaman konservatuvar disiplinine ayak uydurmakta zorlandı. Buna rağmen İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü'nden başarıyla mezun oldu.
POP MÜZİĞE "VİRTÜÖZ" ELİ DEĞDİ
1980'li yılların sonunda Garo Mafyan'ın İstanbul Gelişim Orkestrası'na katılan Heparı, bu dönemden itibaren pop müziğe yöneldi. Elektronik klavyeyle klasik müzik geçmişini sentezleyerek bambaşka bir tarz geliştirdi. 1989'da Zuhal Olcay'ın Küçük Bir Öykü Bu albümünde piyanist olarak yer aldı.
Asıl çıkışını ise 1990'lı yılların başında Sezen Aksu ile yaptı. Aksu'nun "Deli Kızın Türküsü" albümünde hem piyanist hem aranjör olarak çalışan Heparı, kısa sürede sektördeki en yetenekli müzik adamlarından biri olarak anılmaya başlandı. Ardından Levent Yüksel'in "Med Cezir", Sertab Erener'in "Sakin Ol!", Aşkın Nur Yengi'nin "Hesap Ver" gibi albümlerde kilit rol üstlendi.