Yeşilçam'ın usta oyuncusu Perihan Savaş, 1987 yılında hayatını birleştirdiği meslektaşı Yılmaz Zafer'i 9 Kasım 1995 tarihinde kaybetmişti. 1994 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu kalbi duran ve 4 dakika oksijensiz kaldığı için beyninde ağır hasar oluşan Yılmaz Zafer, bakıma muhtaç şekilde geçirdiği 18 aylık zorlu mücadelenin ardından henüz 38 yaşındayken hayata veda etmişti. Vefatın üzerinden geçen 31 yıla rağmen merhum eşinin acısını ilk günkü gibi kalbinde taşıyan usta oyuncu, o acı dolu günleri ve tek başına verdiği yaşam mücadelesini anlattı.
Yeşilçam'ın yaşayan efsanelerinden olan usta isim Perihan Savaş, 1995 yılında kaybettiği hayat arkadaşı Yılmaz Zafer ile ilgili içini döktü.
Usta oyuncunun hem tek başına verdiği annelik ve babalık mücadelesini hem de eşinin hastalık sürecinde yaşadığı büyük yıkımı anlattığı o sözler magazin gündeminde derin bir yankı uyandırdı.
"O BENİM ÜÇÜNCÜ ÇOCUĞUM GİBİ OLDU"
1987 yılında dünyaevine girdiği eşi Yılmaz Zafer'i 1994 yılında geçirdiği kalp krizi ve ardından beyin hasarı nedeniyle kaybeden Perihan Savaş, konuk olduğu bir programda "Hem anne hem baba olmak nasıldı?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Çok zordu. Ben ikisini dengelemeliydim, beni çok zorluyordu. Zaten psikolojik olarak yardım aldım. Bazıları 'Hayatına devam etti' diyebilir ama tabii hayatıma devam edecektim, ayakta durmak zorundaydım çünkü bir kızım, bir oğlum var. Onların yanında olmalıydım ve çalışmak bana çok iyi geldi. Çocuklarımın varlığı da ayakta durmamı sağladı. Yaşadıklarım çok ağır şeylerdi. Yılmaz geçirdiği rahatsızlık sonrası benim üçüncü çocuğum gibi oldu. 18 ay yaşadı ve çocuk gibiydi. Çok uğraştım hatırlayıp kendisine gelmesi için. Olmadı." Usta oyuncunun herkesi derinden etkileyen açıklamaları magazin gündeminde ses getirdi.
Lise yıllarında Perihan Savaş'a duyduğu hayranlıkla Fatih Halkevi'ne adım atan Yılmaz Zafer, tiyatroyla burada tanıştı. Sahneye duyduğu ilgiyi profesyonel bir kariyere dönüştürmek isteyen Zafer, yeteneğini aldığı eğitimle pekiştirerek İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda tiyatro eğitimi gördü.
Eğitim yıllarında klasik eserlerden çağdaş oyunlara kadar pek çok farklı tiyatro oyununda rol alan Yılmaz Zafer, bu süreçte oyunculuk yeteneğini geliştirdi. Sahnedeki güçlü duruşu ve doğal oyunculuğuyla kısa sürede dikkat çeken Zafer, tiyatrodaki deneyimini beyaz perdeye taşıyarak sinema dünyasına başarılı bir adım attı.
1970'li ve 1980'li yıllarda Türk sinemasının en hareketli dönemlerine damga vuran Yılmaz Zafer; dram, aksiyon, romantik ve toplumsal yapımlardaki başarılı performanslarıyla kendine geniş bir hayran kitlesi edindi. Yeşilçam'ın karakteristik jönlerinden biri olan usta oyuncu, "Yorgun Savaşçı", "Kırık Ayna" ve "Beddua" gibi dönemin ses getiren yapımlarında rol alarak adını sinema tarihine yazdırdı.
Sadece kamera önündeki başarısıyla yetinmeyen Yılmaz Zafer, sinemanın mutfağına da girerek yönetmenlik ve senaryo alanlarında önemli çalışmalar yürüttü. Özellikle 1980'li yıllarda sinema dünyasındaki teknik gelişmeleri yakından takip eden vizyoner kimliğiyle tanınan usta sanatçı, Türk sinemasını modernize etmeye çalışan az sayıdaki öncü isimden biri olarak hafızalara kazındı.
HAYRANLIK DUYDUĞU PERİHAN SAVAŞ İLE EVLENDİ
Yılmaz Zafer, uzun yıllardır hayranlık duyduğu Perihan Savaş ile 1987 yılında evlendi. Çiftin bu evlilikten Savaş Zafer adını verdikleri bir oğulları oldu. Sanat dünyasının örnek çiftleri arasında gösterilen ikilinin mutluluğu ise Yılmaz Zafer'in yaşadığı sağlık sorunlarıyla gölgelendi.
Perihan Savaş, eşi Yılmaz Zafer'in hastalık sürecinde büyük bir özveriyle yanında yer aldı. Oyuncu, o dönemde hem kariyerine devam etti hem de eşine destek oldu. Uzun süren tedavi sürecinin ardından, ünlü sanatçı 9 Kasım 1995 tarihinde hayatını kaybetti. Ölümü, hem sanat camiasında hem de sevenleri arasında büyük bir üzüntü yarattı.
YILMAZ ZAFER'İN MİRASI
Yılmaz Zafer, arkasında hem tiyatro hem de sinemaya dair unutulmaz eserler bıraktı. Kısa ömrüne rağmen Türk sanatında kalıcı bir iz bırakan Zafer, aynı zamanda karakteri, çalışkanlığı ve sahne disipliniyle de tanındı.
Perihan Savaş, yıllar sonra yaptığı röportajlarda Yılmaz Zafer'den "Hayatımın en saygı duyduğum insanıydı" sözleriyle bahsetmiş, onun hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eş ve baba olduğunu dile getirdi.
ERKEN VEFATIYLA MİLYONLARI YASA BOĞAN BİR DİĞER İSİM: ERDAL TOSUN
Başarılı oyunculuğu ile izleyicilerin sevgisini kazanan Erdal Tosun, Yeşilçam'ın unutulmaz aktörleri Sevim Tosun ve Necdet Tosun'un ilk çocukları olarak 9 Nisan 1963 yılında Sarıyer'de dünyaya geldi.
Henüz 12 yaşındayken babası Necdet Tosun'u, Almanya'da geçirdiği bir trafik kazası sonucunda kaybeden Tosun, 1980'de Beyoğlu Fındıklı Lisesi'nde halkla ilişkiler ve gazetecilik eğitimi aldı.
Mahallede top oynadığı sırada kendisini keşfeden Atıf Yılmaz'ın teklif etmesiyle 1982 yılında yayınlanan 'Mine' adlı film ile sinema çıkışını gerçekleştirdi.
Erdal Tosun, bir dönem verdiği röportajda sinemaya başlangıç hikayesini anlatırken şu cümleleri kullanmıştı:
"Mahallede sosyal bir çocuğum. Bizdeki sosyallik de mahallede top oynayıp, karşı apartmanın kenarına oturup etrafa bakmak, muhabbet etmek. O sırada mahalleden geçerken Atıf ağabey (Yılmaz) beni görmüş. 'Mine' filminde de 2, 3 serseri var. Onlardan birine beni layık görmüş.
Bir gün yatıyordum. Herhalde geçerken sordu benim evimi. Pencereye vurdular. Şişe gibi gözlükleri vardı. Açtım pencereyi, 'Ben yeni filme başlayacağım. Benim yazıhaneye uğra.' dedi. Sanki o kadar emindi ki benim onu tanıdığıma."
Lise eğitimini tamamladıktan sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde Konservatuvar kazanarak başarılı bir öğrencilik hayatı geçirdi. Mezuniyetinin ardından da İstanbul Devlet Tiyatroları'nda birçok görev aldı.
1995 yılında İlknur Tosun ile dünyaevine giren Erdal Tosun, 1996 yılında ilk çocuğu olan Zeynep Kiraz ile babalık hissini tattı. Çok sayıda film ve dizide ünlü isimlerle birlikte rol oynayan Erdal Tosun, başarılı performansıyla milyonların kalbinde taht kurdu.
Unutulmaz repliklerin usta oyuncusu Tosun,30 Kasım 2016'da İstanbul Sarıyer'de böbrek rahatsızlığı nedeniyle diyalize girmek için çıktığı yolda geçirdiği trafik kazası sonucu henüz 53 yaşında hayata gözlerini yumdu ve cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.
ÖLÜMÜNDEN SONRA ORTAYA ÇIKTI!
Gözyaşları ve hüzünle son yolculuğuna uğurlanan Erdal Tosun, uzun süredir böbrek yetmezliği hastalığıyla mücadele ettiği için diyalizle yaşama tutunmuştu.