Podyumlarda yakaladığı başarıyla adını duyuran Tuğçe Güder'in hayatı, aslında daha dünyaya gözlerini açtığı ilk günlerde bambaşka bir yöne savruldu. 2005 yılında Türkiye'nin en iyi mankeni seçilen siyahi model ve oyuncu Tuğçe Güder Aras'ın yıllar sonra ortaya çıkan yaşam öyküsü duyanları şaşkına çeviriyor. Aras'ın bebekken yaşadıkları, adeta bir film senaryosunu andırıyor.
HAYATININ EN BÜYÜK SIRRI DOĞDUĞU GÜN BAŞLADI!
Türkiye'nin en iyi mankeni unvanını kazanan Tuğçe Güder'in başarılarla dolu hayatının ardında, daha doğduğu gün başlayan yürek burkan bir hikaye yatıyor.
BEBEKKEN KADERİNE TERK EDİLDİ
1984 yılında yeni doğmuş bir bebekken Samatya'daki Kadem-i Şerif Tekkesi'nin mezarlığına bırakılan Güder, İlyas ve Aliye Güder çifti tarafından evlat edinilerek sevgi dolu bir yuvada büyüdü.
Yıllar sonra Boğaziçi Üniversitesi'nde eğitim gördüğü sırada katıldığı güzellik yarışmasında Türkiye'nin en iyi mankeni seçilen Güder, bu başarısıyla moda ve oyunculuk dünyasının kapılarını araladı. 2004 yılında G.O.R.A. filminde kısa bir rolle kamera karşısına geçti.
Ancak elde ettiği tüm başarılara rağmen içinde cevap bulamamış bir soru hep varlığını korudu. Biyolojik ailesini yıllardır arayan Güder, kimliğine dair belirsizliğin hayatındaki en büyük eksiklik olduğunu söylüyor.
"Nereli olduğumu bilmiyorum, arafta gibiyim. Sudanlı, Somalili ya da Etiyopyalı olabilirim ama kendimi gerçekten Türk gibi hissediyorum." sözleriyle yaşadığı duygusal boşluğu dile getiriyor.
YALOVA'DA YAŞIYOR
Tuğçe Güder, 2008 yılında Uğur Karas ile evlenmesinin ardından gözlerden uzak bir yaşamı tercih etti. Çift, bugün Yalova'da sakin bir hayat sürerken, aynı şehir son dönemde ünlü isimlerin de tercihi olmaya başladı.
Çiftliğin kapılarını açan Asena, artık doğal bir yaşam sürdüğünü belirterek, "Doğayı çok seviyorum. Doğal olan her şeyi çok seviyorum. Yani yaşamımda doğal olan her şeyi çok seviyorum. Bir sürü kuzu yetiştirdik. İneklerimiz var. Her şeyimiz sütümüz, yoğurdumuzu, peynirimizi oradan elde ediyoruz. Elimden geldiğince doğal olmayan hiçbir şeyi eve sokmamaya çalışıyorum. Çocuklarım bana mutluluk veriyor yani çocuklar dediğim kuzularım. Keçilerim var bir de" diye konuştu.
Sosyal medyanın sevilen içerik üreticisi Cem Özkök de hayatında yeni bir başlangıç yaparak Yalova'ya taşınan isimler arasında yer aldı.
CEM ÖZKÖK DE YALOVA'YA TAŞINDI
Sosyal medyanın en sevilen yüzlerinden biri olan, temizlik ve düzen videolarıyla tanınan içerik üreticisi Cem Özkök, hayatında yepyeni bir sayfa açtı. İstanbul'un kalabalıklığından ve gürültüsünden uzaklaşmak isteyen ünlü fenomen, anlık bir kararla Yalova'da bir köy evine taşındığını duyurdu. Hafta sonu tatili için gittiği şehirde hayatının dönüm noktasını yaşayan Özkök, sadece 3 gün içinde yeni evine yerleşti.
"HER ŞEY PEŞ PEŞE KOLAYLIKLA OLDU"
Yeni yaşam alanından ilk kareleri paylaşan ünlü içerik üreticisi, bu kararın aslında planlı olmadığını, tamamen bir teslimiyetle gerçekleştiğini belirtti. Sosyal medya hesabından takipçilerine içini döken Cem Özkök, şu ifadeleri kullandı:
"Umarım birilerine bir yerlerde ilham olur 'tefekkür' ile tanışmam... Karar vermem anlık oldu, 3 günde köy evine yerleştim... Hayalim olanın bile anlık bir anda olacağını bilemezdim. Geçen pazar burada tatil amaçlı kahvaltı ediyorken, şu an evimde ettim. Kirada olsa, olduğum her yeri cennet yapmasını bilen biri oldum şükürler olsun. İstanbul'dan bir köy evine taşındım. Kendime daha yaklaştım, tefekkürüm arttıkça kendimi daha dinleme isteğim arttı...Uzun zamandır içimde hep aynı hayal vardı... Ormanın içinde, sessiz, sakin bir köy hayatı…Şehirden uzak, daha yavaş, daha gerçek bir yaşam. Ama ilginç olan şu ki; bu sadece hayalimdi. Hiçbir zaman planım değildi. Ve bir gün "hafta sonu tatili" diye geldiğim Yalova'da, kendimi bir anda ev kiralarken buldum. Hiç hesapta yoktu. Hiç hazırlığım yoktu... Sonra her şey peş peşe kolaylıkla oldu hamdolsun. Yalova olmasının sebebi işe gidip gelmem sadece 50 dk... 3 gün içinde bu eve yerleştim."
"KORKULARIMI YENECEĞİM BİR YER"
Takipçilerine her anını anlık olarak aktaracağını belirten Cem Özkök, taşınma kararının arkasındaki asıl içsel sebebi de ilk kez açıkladı. Köy hayatının kendisi için bir tür "şifa ve arınma süreci" olduğunu ifade eden ünlü fenomen, temizlik takıntısına ve korkularına vurgu yaparak şunları yazdı:
"Kim bilir iyileşmem, arınmam için bir nasipti belki. Titizliğimi yenebileceğim, böcek vs korkumu yeneceğim, Allah'a daha yakınlaşacağım, dolu dolu tefekkür edeceğim bir yer..."
"TAVUĞUN ALTINDAN YUMURTA ALMANIN ŞÜKRÜ..."
Şehir hayatından sonra köydeki doğal yaşama adapte olmaya çalışan Özkök, doğayla iç içe olmanın getirdiği huzuru ve yaşadığı şaşkınlığı ise şu sözlerle özetledi:
"Tavuğun altından yumurta almanın şükrünü size anlatamam mesela, ya da kuşların zikriyle namaz kılmayı, horoz sesinin sizi uyandırmasını... Keşfettikçe her şeyi paylaşıyor olacağım... Bazı şeyler gerçekten planla değil; teslimiyetle oluyor. Mesela köy camisinde bir yatsı namazında içimden şunu geçirdiğimi hatırlıyorum.."Bir gün benim de bir köyüm olsa"… Çok geçmeden nasip oldu. Elhamdülillah. İstanbul'daki ev duruyor tabi, dönüşümlü hayat şeklinde ilerleyeceğim..."
"İSTANBUL ARADA UĞRADIĞIM BİR YER GİBİ"
İstanbul merkezli iş hayatına devam edeceğini ancak artık ana merkezinin bu köy evi olduğunu belirten ünlü isim, gerçek sessizliği bulan insanın şehir gürültüsüne yabancılaştığını söyleyerek sözlerini şu şekilde noktaladı:
"Tabii ki kolay değil. Şehirde doğup büyümüş biri için alışılması gereken çok şey var. Hala eksiğim çok. İstanbul merkezli bir iş hayatım var. Başta burayı sadece "arada kaçacağım bir yer" sanıyordum. Ama galiba tam tersi olacak… Şimdi burası ana merkezim gibi hissettiriyor. İstanbul ise arada uğradığım bir yer gibi. Çünkü insan bir kez gerçek sessizliği duyunca, şehrin gürültüsü biraz yabancı geliyor. İnsan kendini daha çok duyuyor. Allah herkese kalbinden geçen güzel nasipleri, en hayırlı zamanda ve en güzel şekilde nasip etsin. Her şey kolaylıkla ve hayırla olsun inşallah. Allah'a emanet."
İSTANBUL'U TERK EDEN BİR DİĞER ÜNLÜ BÜLENT POLAT
Ünlü oyuncu Bülent Polat, katıldığı bir YouTube programında İstanbul'u geride bırakıp Çanakkale'de şehirden uzak bir köye yerleştiğini anlattı. Elektriğin olmadığı ve telefonun çekmediği bölgede eşi ve çocuklarıyla birlikte yaşayan Polat, soba başında ısınıp toprağı işleyerek doğal bir yaşam sürüyor. İşte büyükşehri bırakma kararının perde arkası…
Ünlü oyuncu Bülent Polat, şöhretli hayatını geride bırakıp Çanakkale'nin sakin köşelerinde, en yakın yerleşim yerine 5 kilometre uzaklıkta elektriksiz ve telefonsuz bir yaşam kurdu. Doğayla iç içe dört mevsimi dolu dolu yaşayan oyuncu, huzurlu hayatı ve ilham veren hikayesiyle hayranlık uyandırdı.
DOĞAYLA İÇ İÇE BİR DÜZEN
6 dönümlük arazide yaşamını sürdüren Bülent Polat, eşi Duygu Şenoğlu ve çocuklarıyla birlikte doğayla iç içe bir düzen kurdu. Çocuklarıyla odun toplayan ünlü oyuncu, soba başında ısınıp toprağı işleyerek şehir hayatından uzak, sade ve huzurlu bir yaşam sürüyor.
TABLET YOK, ELEKTRİK YOK
Polat, yaşadığı köyle ilgili duygularını paylaşarak, "Burada kurduğum hayat tam da hayalini kurduğum gibi. Çocuklarımın da bu düzeni sevmesi beni ayrıca mutlu ediyor. Çünkü burada telefon çekmiyor, tablet yok, elektrik yok. Sobamız var, odun kırıyoruz. Yemeklerimizi sobanın üzerinde pişiriyoruz. Toprakla iç içeyiz, ekim dikim zamanı geldiğinde hep birlikte çalışıyoruz. Asıl mesele yaşamın kendisi" ifadelerini kullandı.
Doğayla iç içe keyifli zaman geçiren başarılı oyuncu, çocuklarının tabletten uzaklaşıp toprakla bağ kurmasının hem davranışlarına hem de başarılarına olumlu yansıdığını dile getirdi.
ÇANAKKALE'YE YERLEŞEN BİR DİĞER İSİM İSE BURAK HAKKI
2001 yılında nikah masasına oturan ve 2008'de oğulları Rüzgar'ı kucaklarına alarak ilk kez anne-baba olmanın sevincini yaşayan Burak Hakkı ile Sema Şimşek'in beraberliği yaklaşık 10 yıl sürmüştü. Sanat dünyasında örnek çift olarak gösterilen ikili, 2012 yılında boşanmıştı.
İLKER AYRIK DA KENDİ ÇİFTİLİĞİNİ KURDU
Ünlü sunucu İlker Ayrık, kendine Beykoz'un İshaklı Köyü'nde doğayla iç içe bir hayat kurdu.
Çiftçiliğe devam ettiğini dile getiren ünlü oyuncu "Doğa ile iç içeyim. Yaklaşık 5 yıldır çiftçilik yapıyorum. Toprak insanı dinlendiren, elektriği alan bir şey. Çiftçilik yaşama bakışla alakalı bir şey. Mevsimsel bostan ekiyoruz. Her çeşit ürün var. Aromatik bitkiler de var" diye konuştu.
Doğa ile iç içe yaşayan ünlü oyuncu daha önce "11 köpeğim, 2 eşeğim, kümes hayvanlarım ve tavşanlarım var" açıklamasını yapmıştı.