Yeşilçam'ın usta oyuncusu Perihan Savaş, Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali için gittiği Almanya'da unutulmaz bir sürprizle karşılaştı. Yeni yaşına giren sanatçı için festival ekibinin hazırladığı o anlamlı jesti sosyal medya hesabından paylaştı.
Türk sinemasının altın çağı Yeşilçam'a duru güzelliği, ahu bakışları ve asil duruşuyla damga vuran usta sanatçı Perihan Savaş, yıllara meydan okuyan zarafetiyle bir kez daha hayran bıraktı.
Canlandırdığı unutulmaz karakterlerle hafızalara kazınan ve Türk sinemasının en özel isimlerinden biri olan usta oyuncu, bu kez Almanya'da duygu dolu anlar yaşadı.
DOĞUM GÜNÜ SÜRPRİZİNİ SOSYAL MEDYASINDAN PAYLAŞTI
Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali için Frankfurt'ta bulunan Perihan Savaş'a, festival ekibi tarafından kaldıkları mekanda unutulmaz bir sürpriz doğum günü kutlaması organize edildi.
69. yaşına basan usta sanatçının neşeli ve samimi halleri, kısa sürede sosyal medyada büyük beğeni topladı.
Almanya'daki bu samimi kutlama Perihan Savaş'ın yüzünü güldürse de, festivalin asıl anlamı usta oyuncu için derin bir burukluğu ve zamansız bir vedayı beraberinde getirdi. Çünkü bu yıl Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali'nin en anlamlı ödüllerinden biri olan "Vefa Ödülü", Türk sinemasının erken kaybedilen değerlerinden, merhum oyuncu Yılmaz Zafer'e verildi. İşte Yılmaz Zafer'in hayatı, biricik aşkıyla evlenmesi ve hastalığıyla son bulan hayat hikayesi!
Takvimler 24 Eylül 1956'yı gösterdiğinde İstanbul'da dünyaya gelen Yılmaz Zafer, kısa süren 38 yıllık yaşamına sayısız başarı sığdırarak Türk sinemasının unutulmaz isimleri arasındaki yerini aldı.
Lise yıllarında Perihan Savaş'a duyduğu büyük hayranlıkla Fatih Halkevi'nin kapısından içeri adım atan Yılmaz Zafer, tiyatroyla ilk kez burada tanıştı. Sahneye duyduğu ilgiyi profesyonel bir kariyere dönüştürmek isteyen sanatçı, yeteneğini eğitimle pekiştirerek İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda tiyatro eğitimi aldı.
Eğitim hayatı boyunca klasik tiyatro eserlerinden çağdaş oyunlara kadar geniş bir yelpazede sahne alan Yılmaz Zafer, bu süreçte oyunculuk tekniğini ustalıkla geliştirdi. Sahne üzerindeki etkileyici karizması ve doğal yeteneğiyle kısa sürede fark edilen sanatçı, tiyatro dünyasında kazandığı bu başarıyı beyaz perdeye taşıyarak sinema dünyasına hızlı ve iddialı bir geçiş yaptı.
1970'li ve 1980'li yıllarda Türk sinemasının en parlak dönemlerine damga vuran Yılmaz Zafer; dramdan aksiyona, romantik yapımlardan toplumsal filmlere kadar uzanan geniş oyunculuk yelpazesiyle büyük beğeni topladı. Güçlü performansı ve kendine özgü duruşuyla Yeşilçam'ın en karakteristik jönleri arasında gösterilen usta oyuncu, Yorgun Savaşçı, Kırık Ayna ve Beddua gibi döneme damga vuran yapımlardaki unutulmaz rolleriyle adını Türk sinema tarihine altın harflerle yazdırdı.
Sadece kamera önündeki başarısıyla yetinmeyen Yılmaz Zafer, sinemanın mutfağına da girerek yönetmenlik ve senaryo alanlarında önemli çalışmalar yürüttü. Özellikle 1980'li yıllarda sinema dünyasındaki teknik gelişmeleri yakından takip eden vizyoner kimliğiyle tanınan usta sanatçı, Türk sinemasını modernize etmeye çalışan az sayıdaki öncü isimden biri olarak hafızalara kazındı.
HAYRANLIK DUYDUĞU PERİHAN SAVAŞ İLE EVLENDİ
Yılmaz Zafer, uzun yıllardır hayranı olduğu Perihan Savaş ile 1987 yılında evlendi ve bu evlilikten Savaş Zafer isminde bir oğulları dünyaya geldi. İkili, sanat camiasında örnek çiftlerden biri olarak gösteriliyordu. Ancak kısa süre sonra Yılmaz Zafer'in sağlık sorunları kendini göstermeye başladı.
MOTOR FONKSİYONLARINI BÜYÜK ÖLÇÜDE KAYBETTİ!
1991 yılında beyin kanaması geçiren Zafer, geçirdiği ani rahatsızlık sonucu uzun süre komada kaldı. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen sağlığına tam anlamıyla kavuşamadı.
Beyin kanamasının ardından yaşadığı komplikasyonlar nedeniyle vücudu zayıfladı ve motor fonksiyonlarını büyük ölçüde kaybetti.
Perihan Savaş, eşi Yılmaz Zafer'in hastalık sürecinde büyük bir özveriyle yanında yer aldı. Oyuncu, o dönemde hem kariyerine devam etti hem de eşine destek oldu. Uzun süren tedavi sürecinin ardından, ünlü sanatçı 9 Kasım 1995 tarihinde hayatını kaybetti. Ölümü, hem sanat camiasında hem de sevenleri arasında büyük bir üzüntü yarattı.
ERKEN VEFATIYLA MİLYONLARI YASA BOĞAN BİR DİĞER İSİM: ERDAL TOSUN
Başarılı oyunculuğu ile izleyicilerin sevgisini kazanan Erdal Tosun, Yeşilçam'ın unutulmaz aktörleri Sevim Tosun ve Necdet Tosun'un ilk çocukları olarak 9 Nisan 1963 yılında Sarıyer'de dünyaya geldi.
Henüz 12 yaşındayken babası Necdet Tosun'u, Almanya'da geçirdiği bir trafik kazası sonucunda kaybeden Tosun, 1980'de Beyoğlu Fındıklı Lisesi'nde halkla ilişkiler ve gazetecilik eğitimi aldı.
Mahallede top oynadığı sırada kendisini keşfeden Atıf Yılmaz'ın teklif etmesiyle 1982 yılında yayınlanan 'Mine' adlı film ile sinema çıkışını gerçekleştirdi.
Erdal Tosun, bir dönem verdiği röportajda sinemaya başlangıç hikayesini anlatırken şu cümleleri kullanmıştı:
"Mahallede sosyal bir çocuğum. Bizdeki sosyallik de mahallede top oynayıp, karşı apartmanın kenarına oturup etrafa bakmak, muhabbet etmek. O sırada mahalleden geçerken Atıf ağabey (Yılmaz) beni görmüş. 'Mine' filminde de 2, 3 serseri var. Onlardan birine beni layık görmüş.
Sanatçı, üniversiteden sonra Uğur Yücel, Suat Sungur, Tilbe Saran ve Özdemir Çiftçioğlu'nun da aralarında bulunduğu sanatçılarla Özel Tiyatro'nun kuruluşunda bulundu.
Bir Demet Tiyatro'da canlandırdığı "Eyvah Necdet", "Spartaküs Vedat", "Ekmekçi Danyal" ve "İri Hikmet" karakterleriyle tiyatroseverlerin gönlünde yer edinen Erdal Tosun, uzun yıllar ekip arkadaşlarıyla aynı sahneyi paylaştı.
1995 yılında İlknur Tosun ile dünyaevine giren Erdal Tosun, 1996 yılında ilk çocuğu olan Zeynep Kiraz ile babalık hissini tattı. Çok sayıda film ve dizide ünlü isimlerle birlikte rol oynayan Erdal Tosun, başarılı performansıyla milyonların kalbinde taht kurdu.