Flört uygulamasında başlayan masum bir ilk buluşmanın nasıl 90 bin liralık akılalmaz bir kâbusa dönüştüğünü duyunca kulaklarınıza inanamayacaksınız! Yapay zekânın tarihte ilk kez bir insanı tek kalemde işten kovması tüylerinizi diken diken ederken, arabada klima kullanırken doğru bildiğiniz o büyük yanlışın cebinizi nasıl gizlice boşalttığını öğrenmek sizi şoka uğratacak. İşte dudak uçuklatan dolandırıcılık tuzaklarından hayat kurtaran tasarruf sırlarına kadar, okurken ağzınızı açık bırakacak o inanılmaz detaylar!
Sosyal medyada dolaşan bir habere göre adamın biri, flört uygulamasında tanıştığı kadınla buluşarak İstanbul-Şişli'de bir restorana gitmiş.
İddiaya göre masaya ilk olarak bir şişe şampanya, sac kavurma, patates ve çeşitli mezeler gelmiş.
Bir süre sonra ise bir şişe daha şampanya sipariş edilmiş.
Yaklaşık bir saat süren yemeğin ardından 90 bin TL hesap gelince adam şok geçirmiş. Ve kredi kartından tek çekimle ödeyemeyeceğini söylemiş.
Adamdan kredi kartıyla sekiz ayrı çekimle 90 bin TL'yi almışlar.
Kadın ile restoranın birlikte hareket ettiğinden şüphelenen adam şikâyetçi olmuş.
Neyse ki şüphelenmiş!
Sac kavurmanın yanında şampanya içen biri her türlü dolandırıcılığın kurbanı olmaya açık bence!
Bari adamın kimliği ortaya çıkmasın da dolandırıcılar "Ben savcıyım" diye telefon açmaya başlamasın.
Muhtemelen gidilen yer de restoran değil bir pavyondu!
Bu olay pavyonda tarla parası yiyen dayıların beyaz yakalı versiyonu olmaya aday.
Ve adam dünyanın birçok yerinde yapılan klasik bir numaraya sazan gibi atladı. Aslında bu durumun pratik bir çözümü var. İlk buluşmada mekânı kendiniz seçin.
***
10+4 KURALINI HAKLI ÇIKARAN TRANSFER
Aziz Yıldırım, Fenerbahçe başkanı olduğunda "Bu Sidiki Cherif'i kim aldı? Benim eleştirdiğim bonservisi. Çocuğu getirdiniz, santrfor bu dediniz ve ateşe attınız. Belki 1-2 sene sonra çok iyi olacak" diye konuşmuştu.
Ve 4 milyon Euro'luk kiralama bedeli ve 18 milyon Euro bonservis karşılığında kadrosuna katılan Cherif, Premier Lig ekibi Coventry City'ye 25 milyon Euro'ya satıldı.
Ben potansiyeli olduğu için Cherif'in satılmasına karşıydım. Yıldırım da yabancı kadronun fazlalığını azaltmak için Cherif'i satmak zorunda kaldı.
Bu olay aslında çok tartışılan ve değiştirilmesi istenen 10+4 kuralının ne kadar faydalı olduğunu gösterdi!
Bu kural olmasa, hâlihazırda emekli futbolu cenneti olan Süper Lig huzur evine dönerdi.
Süper Lig'deki yabancı futbolcuların yaş ortalaması 25,73.
Yıldız futbolcuların çoğu da 30 yaş üstü. Avrupa standartlarına göre ligimiz yaşlı!
Emekliliği yaklaşmış futbolcular genelde Arap liglerine ya da Türkiye'ye transfer oluyorlar.
Medya ve taraftarın verdiği gazla genelde 'isim' transferleri yapılıyor.
Yaşlı futbolcular ve menajerlerine büyük paralar harcanıyor.
14 yabancı futbolcudan dördünün 23 yaş ve altı olması kuralı, takımlara genç futbolculara yatırım yapmayı zorluyor.
Böylece Cherif gibi geçtiğimiz sezon sadece üç gol ve bir asist yapmış bir futbolcu potansiyeli olduğu için 25 milyon Euro'ya satabiliyorsunuz.
Tüm baskılara rağmen 10+4 kuralını değiştiremeyen TFF, doğru olanı yapıyor.
***
YAPAY ZEKÂ MÜDÜR OLURSA
Yapay zekâ araştırma şirketi Andon Labs, San Francisco'daki mağazası Andon Market'in yönetimini Anthropic'in Claude adlı yapay zekâ modeline emanet etti.
Ve Claude gerçek iş sözleşmeleri bulunan insan çalışanları yöneten bir mağazada müdürlük yapmaya başladı.
Ve çok geçmeden Claude, 23 vardiyanın 17'sine geç kalan bir çalışanın işten çıkarılmasını önerdi.
Bir mağaza yöneticisi bu çalışanın birçok kez uyarıldığını söyleyince Claude, çalışanı hemen işten çıkardı.
23 vardiyanın 17'sine geç kalan bir çalışanı işten çıkarmak için yapay zekâya, hatta zeki olmaya bile gerek yok.
Aslında yapay zekâ teknolojisi adına bu olay bir dönüm noktası.
Böylece tarihte ilk kez bir insan yapay zekâ tarafından işten çıkarılmış oldu.
Yapay zekâ sadece insanların işini devralmayacak. İşten de çıkarabilecek.
İş yerlerinin daha verimli çalışması için kararlar alabilecek.
Yapay zekâ modelleri gerçek iş dünyası ve ticaret konularıyla eğitildikçe, daha doğru kararlar alacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Yapay zekâ önce duygusal ve kararsız karaktere sahip müdürlerin yerini alır herhalde.
Çocuklarımızı daha acımasız ve zor bir dünya bekliyor!
Yakıt tasarrufu denince de yaz sıcaklarında akıllara en çok şu soru geliyor: "Arabada klima açmak mı yoksa camları açmak mı daha az yakıt harcatır?" Aslında aracın hızına bağlı olarak her iki yöntemin de yakıt tüketimine olan etkisi değişiyor.
80 km ve altı düşük hızlarda aerodinamik sürtünme çok az olduğu için açık camların yarattığı direnç kayda değer bir yakıt tüketimine yol açmaz.
Düşük hızda giderken klimayı açmak ise motora doğrudan ek yük bindiriyor. Hız arttıkça hava direnci artar. 80 km üstü hızda giderken açık camlar aracın içine dolan havayla bir "paraşüt etkisi" oluşturur.
Böyle olunca da motor hava direnci yenmek için klima kompresörünün yaktığından çok daha fazla yakıt harcar.
80 km üstü araç sürerken camları kapatıp klima açmak hem yakıt tasarrufu sağlar hem de araç için konforu artırır.
Sürücüler genelde lastik basıncını kontrol etmeyi unutuyor. Doğru lastik basıncı yüzde 5 yakıt tasarrufu sağlar.
Gereksiz ağırlıkları bile boşaltmak yüzde 2 yakıt tasarrufu sağlar.
En büyük yakıt tasarrufu ise otoyolda 120 km/s yerine 90-100 km/s bandında seyretmekle sağlanır; bu yakıt tüketimini yüzde 15 ile yüzde 20 arasında düşürür.
Hızlı araç kullanmak sizi gideceğiniz yere en fazla 20-30 dakika daha önce götürür ama çok yakıt harcar ve hayatınızı riske atarsınız.