ATV'de bugün ilk bölümü yayınlanacak olan 'Altı Üstü İstanbul' dizisi ile ekrana dönen ödüllü oyuncu Feyyaz Duman ile buluştuk. Canlandırdığı 'Tarık' karakterinden kaybolan mahalle kültürüne kadar özel bir söyleşiye imza attık... Duman, "Dijital çağ ve kapitalist düzen yüzünden mahalle kültürü yok oldu. Seyirci eski mahalle dizilerini özledi. Bizim hikayemizde bu kapitalist düzene karşı bir mücadele veriliyor" dedi.
Diziyi ilk okuduğunuzda sizi en çok ne etkiledi?
Yaşadığımız şehrin farklı hayatlarını, sınıflarını, kültürlerini anlatıyoruz hikayemizde. Büyüdüğüm şehrin her şeyine tanığım ve her yönüyle var olan kozmopolitliğinin öznelerinden biri oldum. O yüzden tüm bunları yeniden canlandıracak olmak çok heyecanlandırdı beni.
Canlandırdığınız 'Tarık' karakterinin çok katmanlı bir hikayesi var...
'Tarık' siyah ya da gri bir adam değil. Çok beyaz, tertemiz bir adam. Hayatın ondan kopardıklarıyla muhakemesini gerçekleştirmiş ve yeni bir inşa süreci ne soyunmuş. Futbol hayatının merkezin de ve belki bu yüzden hayata tekrar adaptasyonu biraz daha kolay olmuş. Tarık'ın futbol sevdası ve disiplini etrafındaki farklı dün yalardan gelen gençle re bir umut oluyor.
Karakterinizin sizi en çok etkileyen yönü ne oldu?
Farklı dünyalardan ve farklı jenerasyonlardan oluşan karakter dünyamız var. 'Tarık' da bu dünyanın tam ortasında kendi doğrularıyla, kendi fikirleriyle duran biri. Benim en çok karak terden etkilendiğim karakterin netliği oldu.
Karakterinizle ortak yönleriniz var mı?
Yıllar önce tiyatroya başladığımda hayat beni bambaşka bir yöne evrildi. Çünkü daha ergendim ve bir anda bütün çevrem değişti. Yetiştiğim çevre ve arkadaş grubuyla bambaşka ve daha kriminal bir hayatım olabilirken, tiyatro hayatımı kurtardı. 'Tarık' da bunu sporla yani futbolla başarmış. Aynı zaman da disiplin ortak özelliğimiz.
İSTANBUL BAŞROLDE
İstanbul dizide adeta bir karakter gibi duruyor.
Evet, İstanbul bu işin başrollerin den biri. İstanbul tam da küçük bir Türkiye mozaiği aslında. Her sınıftan, her dinden, her kültürden, her meslekten kocaman bir şehir. Her şehir den insanın kendi memleketlilerini bulup orada kendi kültürlerini yaşattıkları bir şehirdi bir zamanlar. Bazı bölgeler hâlâ o hayatı koruyor fakat dijital çağ, kapitalist düzen ve mahalle kültürünün yok olmasıyla beraber o bir arada yaşama kültürü çok zayıfladı. Bizim hikayemizdeki mahalle de bu düzene karşı yaşam mücadelesi veriliyor.
Mahalle kültürünü özleyenler den misiniz?
Tabii ki fakat çok geçmişin nostaljisini de yapmak istemi yorum. Dünya globalleştikçe kültürel farklılıklar, renkler yok olmaya başladı. İstanbul'un da çok çeşitliliğini yitirmesi kentsel dönüşümlerle hız kazandı. Eski mahallelerdeki müstakil ve daha sakin evlerin yerini koca koca binalar, siteler alınca, birbirini hiç tanımayan, ortak bir gelecek ya da mahalle hayatı kuramayan topluluklar oluşmaya başladı. Sınıfsal ve kültürel farklılıklar gözle görünür şekilde ayrışmaya başladı. Bizim hikayemiz bu durumu ele alıyor.
Dizinin izleyicilere vermek istediği mesaj sizce nedir?
Hayal edin ve umudunuzu asla yitirmeyin.
İstanbul'un farklı sosyal katmanlarını anlatan yapımlar son dönemde arttı. Bu diziyi benzerlerin den ayıran özellikler neler?
İnsanlar eski mahalle dizilerini çok özlediler. Her şeyiyle yeterince kaotik bir şehirde yaşıyoruz ve seyirci zaten dışarıda yaşadığı ve onu yoran şehrin yükünü, eve gelip bir de üstüne izlemek istemiyor. İşte biz İstanbul'da kalmış olan son umudu, gerçekleşmesini umduğumuz hayalleri izletmek istiyoruz.
OYUNCU OLDUĞUMU İSPATLAMAKLA UĞRAŞTIM
Oyunculuk yapmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
12 yaşındayken başladım. Kötü arkadaş çevresinden uzaklaştırmak için babamın zorlamasıyla oldu biraz ama iyi ki de oldu. Başlamak benim kararım değildi fakat devam etmeyi ben seçtim.
Şöhretle aranız nasıl?
Şöhret yaptığımız işin bir parçası. Şöhret bana televizyondan geldi. Ama hayatımın merkezinde değil. Hiçbir zaman da olmadı. Daha önce de söylemiştim. Televizyondan önce de oyunculuk yapıyordum fakat yıllarca oyuncu olduğumu ispatlama sorunuyla uğraştım. Çünkü hep festival filmleri yaptım ve gişede bunun karşılığı yoktu. Yani toplum tarafından sık görünmeyen bir alanda oyunculuk yapıyordum.
KIZ ÇOCUĞU HAYATIN YENİDEN HAYATIN YENİDEN KEŞFİ GİBİ
İki kızınız olduğunu öğrendim. Kızlarınızla aranız nasıl?
Çok şükür çok iyi. Sağlıklı ve mutlu büyümeleri tek arzum. Ben de elimden geldiğince ve sağlığım elverdiği sürece bunu sağlamaya çalışacağım.
Kız babası olduktan sonra hayatınız, düşünceleriniz değişti mi?
Özellikle babalar için kız çocuğu hayatın yeniden keşfi gibi. Eril bir dünyada büyümüş biri olarak kadınlarla, hayatlarıyla, mücadeleleriyle empati kuramadığım dönemlerim oldu. Kız çocuğum olduğunda bunun keşfine çıktık beraber. Her gün yeni bir şeye tanık oluyorum. Bu bana çok iyi hissettiriyor. Bu yolculuğun hiç bitmemesini diliyorum