Türkiye güzeli annesi Zerrin Arbaş'ın izinden gidip henüz çocuk yaşta sinemayla tanışmıştı. Yeşilçam'ın en masum yüzlerinden biri olarak parladığı günlerde, kalbinin sesini dinleyip şöhreti de setleri de bir kenara bıraktı. Tam hayallerine ve ait olduğu topraklara geri dönmeye hazırlanırken, gençliğinin en güzel çağında gelen ani veda herkesi yasa boğdu. İşte Derya Arbaş'ın hafızalara kazınan hüzünlü öyküsü…
Bazı vedalar vardır ki sadece ailelerin değil, onu hiç tanımayan insanların da yüreğine bir sızı gibi oturur.
Bir dönemin ekranına damga vurmuş, duruluğuyla bir kuşağın hafızasında yer etmiş isimler ayrıldığında bu duygu daha da derinleşir.
Türk sinemasının bir dönemine damga vuran Derya Arbaş da erken biten hikayesiyle işte o unutulmaz izlerden birini bıraktı.
Amerika'daki çocukluk yıllarının ardından 17 yaşında Türkiye'ye adım attığında, Kuyucaklı Yusuf filmiyle bir anda dikkatleri üzerine çekti.
Bakışlarındaki masumiyet ve oyunculuk yeteneği, onu 80'li ve 90'lı yılların en aranan sinema yüzlerinden biri haline getirdi.
ZİRVEDEYKEN GELEN RADİKAL KARAR: AĞRI'DA BİR KÖY SEVDASI
Kariyerinde en parlak dönemini yaşarken, Dilan filminin çekimleri için gittiği Ağrı'da yaşamının dönüm noktasını yaşadı.
HOLLYWOOD SINAVI VE İKİ KITA ARASINDA BİR YAŞAM
Setlerden uzak kaldığı yılları eğitimle değerlendiren Arbaş, ABD'de resim ve heykel alanında kendini geliştirdi. 1992 yılında dünya sinemasının efsanelerinden Scarlett projesinin Türkiye elemelerini birincilikle tamamlayıp Amerika'daki finallere katıldı. İlk üç arasına girerek yeteneğini uluslararası alanda da kanıtladı.
Sonraki yıllarda bir ayağı Türkiye'de, bir ayağı Amerika'da geçen ritmik bir hayat kurdu. Arbaş, Atıf Yılmaz imzalı Gece, Melek ve Bizim Çocuklar gibi nitelikli yapımlarda yer alarak izleyicisiyle bağını koparmadı.
YAPILMAMIŞ PLANLAR, YARIM KALAN BİR HAYAT
2003 yılının sonbaharında, çok sevdiği dedesi Avni Arbaş'ın vefat haberiyle sarsıldı. Cenaze töreni için hemen Türkiye'ye geldi. Kafasında bambaşka bir gelecek planı vardı; Amerika'daki işlerini halledip temelli Türkiye'ye dönecek, dedesinden kalan evde yeni bir hayata başlayacaktı.
Ancak ömrü bu hayallerini gerçekleştirmeye yetmedi. Dedesini toprağa verdikten sadece birkaç gün sonra, Amerika'daki evinde geçirdiği ani bir kalp krizi sonucu henüz yolun çok başındayken 35 yaşında aramızdan ayrıldı. Geride ise tamamlanamamış projeler, yarım kalan hayaller ve Türk sinemasında hiç silinmeyecek masum bir yüz bıraktı.
İŞTE GENÇ YAŞINDA ARAMIZDAN AYRILARAK HÜZNE BOĞAN DİĞER İSİMLER...
AYLİN URGAL
Asıl adı Rezzan Aylin Soyurgal olan Türk pop müzik sanatçısı Aylin Urgal, 1970'li yıllarda seslendirdiği eserlerle dönemin en dikkat çeken isimlerinden biri oldu. Ünlü sanatçı, müzik yolculuğuna 1969 yılında orkestra şefi Birol Soyurgal'ın orkestrasında solist olarak başladı.
Yine aynı yıl Birol Soyurgal ile hayatını birleştiren Urgal, İzmir'de sahne çalışmalarını sürdürdüğü sırada 1 Numara Plak'ın sahibi Ali Kocatepe tarafından keşfedilerek profesyonel plak dünyasına adım attı.
70'Lİ YILLARA DAMGA VURAN UNUTULMAZ ŞARKILARI
Kariyerine "Paran Pulun Senin Olsun / Nerelerdeydin?" isimli ilk 45'liğiyle başlayan Aylin Urgal, ardından çıkardığı "Sen Yarattın Beni / Nedir Bu Halin" çalışmasıyla müzik listelerinde üst sıralara tırmandı.
Elde ettiği bu yükseliş, kendisine 1976 yılında "En İyi Ümit Veren Kadın Şarkıcı" değerlendirmesinde dördüncülük getirdi. Sanatçının seslendirdiği "Sen Yarattın Beni" şarkısı ise 1977 yılında Türkiye'nin en iyi sekizinci Türkçe sözlü şarkısı ünvanını kazandı.
ÇALKANTILI YILLAR VE SAHNEYE DÖNÜŞ
Özel hayatında fırtınalı süreçlerden geçen sanatçı, 1979 yılının Aralık ayında ikiz çocukları Tevfik ve Uğur'u kucağına aldı. Bir süre müziğe ara verdikten sonra 1980 yılında yeniden sahnelere döndü. 1981 yılında eşinden boşanan Urgal, aynı yıl içinde ilaç içerek intihara teşebbüs etti. Yaşadığı zorlu dönemi geride bırakmak isteyen sanatçı, 1985 yılının Ocak ayından itibaren Ankara'da yeniden sahne almaya başladı.
Kazada, 34 yaşındaki Aylin Urgal ile birlikte yanında bulunan kardeşi Abidin Eker de yaşamını yitirdi.
Müzik dünyasını yasa boğan bu olay sonrası, ünlü sanatçının arkasında o dönem henüz 5 yaşında olan ikiz evlatları kaldı. Yıllar geçse de hafızalardaki yerini koruyan bu trajik olay, yaşanan acıyı seneler sonra yeniden gün yüzüne çıkardı.
KANBOLAT GÖRKEM ARSLAN
Aslen Düzce'li olan Kanbolat Görkem Arslan,4 Kasım 1980 yılında dünyaya geldi.