Devlet, Türk turizmini canlandırmak ve marka değerini artırmak için yoğun çaba harcarken, Bodrum'un en lüks işletmelerinde sergilenen ayrımcı tavırlar bu çabaları adeta baltalıyor. Son olarak Türkbükü Divan'da Rahmi Koç'un mekana gelişi gerekçe gösterilerek bir ailenin resmen kapı dışarı edilmesi, sektördeki "adamına göre muamele" zihniyetini acı bir şekilde yüzümüze vurdu. Müşteri memnuniyetini ve misafirperverliği hiçe sayan bu skandal, "Bodrum kan ağlıyor" diyen işletmelerin asıl sorununun kendi kibirleri olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Ülke turizmi gelişsin diye devlet dört bir koldan çalışmalar yapıyor. Peki ya turizm bölgesindeki işletmeler aynı hassasiyeti gösteriyor mu? Bence hayır.
Bakın işte, GÜNAYDIN'a manşet olan Evren Abdullahoğlu imzalı Bodrum'da son yaşanan haber ile bunu gözler önüne seriyor.
Bodrum'un en gözde mekanlarından biri olan Bodrum Türkbükü'ndeki Divan'da iddiaya göre Serkan Keser ve ailesi, masalarında otururken, patronun mekâna geleceği gerekçesiyle, "Yemek servisi alamazsanız, restorandan ayrılın" denilerek adeta kapı dışarı edilmiş. Peki ne uğruna böyle bir şey yapılıyor?
Patron gelecek diye orada oturan müşteriyi kapı dışarı etmek ne demek! Bu muameleyi yapan da bilinen bir marka. Hadi yeni kurulmuş bir işletme olsa iş bilmiyorlar deriz de, böyle bir yerde bu olayın yaşanması gerçekten çok şaşırtıcı. Hele ki turizmin gözbebeği olan Bodrum'da olması daha da vahim bir durum. Pahalılık ve çevre sorunlarıyla zaten marka değeri olumsuz etkilenen bir yer Bodrum. Üstüne bir de müşteriye yönelik en kibar tabirle 'kaba, ayrımcı' tavırla anılması Bodrum'un imajını iyice zedeledi.
Ancak bu iddia, kurumsal markaların ve lüks işletmelerin bilinçaltında turizmin bir 'hizmet sanatı' değil, 'adamına göre muamele' olarak yer aldığını gösteriyor. Böyle bir yılların markasının kurumsal kimliği, meğer sıradan bir vatandaşın turist/ müşteri hakkı ile holding sahibinin imtiyazı ile karşıya gelene kadarmış.
O mekanda yemek yemeyi tercih eden, üstelik astronomik hesaplar ödeyen bir aileye 'ikinci sınıf' muamelesi yapan bir turizm anlayışının, ne sürdürülebilirliğinden bahsedilebilirsiniz ne de etik değerlerinden.
Bu olay, statüye göre ayrımcılığın yapıldığı, sıradan misafirin parasını ödediği halde bile sığıntı gibi hissettirildiği bir anlayışın en açık örneğidir. Kim bilir bunun gibi kaç olay daha yaşanıyordur?