Yeşilçam'ın efsane aşıkları Yılmaz Zafer ve Perihan Savaş'ın hikayesi yıllar sonra yeniden gündemde! Genç yaşta kaybettiği eşine olan büyük aşkıyla bilinen usta oyuncu Perihan Savaş'ın, evliliğinin ilk günlerine dair anlattığı "patlıcan" anısı duyanları hem güldürdü hem de hüzünlendirdi. Peki büyük aşkın mutfağında o gün neler yaşandı?
1987 yılında hayatlarını birleştiren ve örnek çift olarak gösterilen Perihan Savaş ile Yılmaz Zafer'in mutluluğu, Zafer'in amansız hastalığıyla maalesef yarım kalmıştı.
38 yaşında hayata veda eden, bebeği Savaş Zafer'i bile doyasıya sevemeden aramızdan ayrılan Yılmaz Zafer'in acısı hala sürerken, eşi Perihan Savaş'ın paylaştığı tatlı bir anı sosyal medyaya damga vurdu.
"ANNEMİN YAPTIĞI DAHA GÜZEL OLUYOR" KRİZİ!
Usta oyuncu paylaştığı son videoda, yeni evli oldukları dönemde eşine özenle hazırladığı yemeğin nasıl çöpe gittiğini anlattı. Yılmaz Zafer'in isteği üzerine kızartma işlemi uygulamadan "sağlıklı" bir patlıcan oturtma yapan Savaş, eşinin tepkisiyle şoke oldu.
Yemeği gören Zafer'in "Aa bu patlıcanlar niye beyaz? Benim annemin yaptığı çok daha güzel oluyor, patlıcanlar böyle kırmızı kırmızı..." demesi bardağı taşıran son damla oldu.
TABAĞI ALIP ÇÖPE ATTI
Eşinin yemeği annesininkiyle kıyaslamasına oldukça sinirlenen Savaş, o anki tepkisini gülümseyerek paylaştı: "Tepem bir attı ama öyle böyle değil... Önündeki tabağı aldım, gittim çöpe attım, döktüm. Dedim ki: Bundan sonra git patlıcan oturtmayı annen yapsın." Genç yaşta yarım kalan bu büyük aşkın geride bıraktığı bu samimi ve tatlı atışma, dinleyenlerin içini ısıtırken Yeşilçam'ın efsane ismine olan özlemi de bir kez daha gözler önüne serdi.
PEKİ BU AŞKIN NASIL BAŞLADIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ?
24 Eylül 1956 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Yılmaz Zafer, kısa ömrüne sığdırdığı başarılı işler ve trajik yaşam hikayesiyle Türk sinema tarihinde iz bırakan isimlerdendir.
Perihan Savaş'a olan hayranlığı ile lise yıllarında Fatih Halkevi'nde tiyatroya adım atan Zafer, daha sonrasında sanata olan ilgisini profesyonel hale getirmek istediği için İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda tiyatro eğitimi aldı.
Eğitim süreci boyunca hem klasik tiyatro eserlerinde hem de çağdaş oyunlarda yer alarak sahne deneyimine deneyim kattı. Oyunculuk yeteneği ve karizmatik duruşu ile dikkatleri üzerine çeken Yılmaz Zafer, kısa sürede tiyatro sahnesinden sinema dünyasına geçiş yaptı.
1970'li ve 1980'li yıllarda Türk sinemasında aktif rol alan Zafer; dram, romantik ve aksiyon türündeki birçok filmde rol alarak kendine geniş bir hayran kitlesi oluşturdu. Yeşilçam döneminin yetenekli erkek oyuncularından biri olarak öne çıkan oyuncu, "Yorgun Savaşçı", "Kırık Ayna", "Beddua" gibi dönemin çok ses getiren yapımlarında boy gösterdi.
Sahnede olduğu kadar kamera arkasında da üretken bir isim olan Yılmaz Zafer, yönetmenlik ve senaryo çalışmalarıyla da ilgilendi. 1980'li yıllarda sinemada teknik yenilikleri takip eden az sayıdaki sanatçılardan biri olarak biliniyordu.
HAYRANI OLDUĞU PERİHAN SAVAŞ İLE EVLENDİ
Yılmaz Zafer, uzun yıllardır hayranı olduğu Perihan Savaş ile 1987 yılında evlendi ve bu evlilikten Savaş Zafer isminde bir oğulları dünyaya geldi. İkili, sanat camiasında örnek çiftlerden biri olarak gösteriliyordu. Ancak kısa süre sonra Yılmaz Zafer'in sağlık sorunları kendini göstermeye başladı.
Beyin kanamasının ardından yaşadığı komplikasyonlar nedeniyle vücudu zayıfladı ve motor fonksiyonlarını büyük ölçüde kaybetti.
Perihan Savaş, eşi Yılmaz Zafer'in hastalık sürecinde büyük bir özveriyle yanında yer aldı. Oyuncu, o dönemde hem kariyerine devam etti hem de eşine destek oldu. Uzun süren tedavi sürecinin ardından, ünlü sanatçı 9 Kasım 1995 tarihinde hayatını kaybetti. Ölümü, hem sanat camiasında hem de sevenleri arasında büyük bir üzüntü yarattı.
YILMAZ ZAFER'İN MİRASI
Yılmaz Zafer, arkasında hem tiyatro hem de sinemaya dair unutulmaz eserler bıraktı. Kısa ömrüne rağmen Türk sanatında kalıcı bir iz bırakan Zafer, aynı zamanda karakteri, çalışkanlığı ve sahne disipliniyle de tanındı.
Henüz 12 yaşındayken babası Necdet Tosun'u, Almanya'da geçirdiği bir trafik kazası sonucunda kaybeden Tosun, 1980'de Beyoğlu Fındıklı Lisesi'nde halkla ilişkiler ve gazetecilik eğitimi aldı.
Mahallede top oynadığı sırada kendisini keşfeden Atıf Yılmaz'ın teklif etmesiyle 1982 yılında yayınlanan 'Mine' adlı film ile sinema çıkışını gerçekleştirdi.
Erdal Tosun, bir dönem verdiği röportajda sinemaya başlangıç hikayesini anlatırken şu cümleleri kullanmıştı:
"Mahallede sosyal bir çocuğum. Bizdeki sosyallik de mahallede top oynayıp, karşı apartmanın kenarına oturup etrafa bakmak, muhabbet etmek. O sırada mahalleden geçerken Atıf ağabey (Yılmaz) beni görmüş. 'Mine' filminde de 2, 3 serseri var. Onlardan birine beni layık görmüş.
Bir gün yatıyordum. Herhalde geçerken sordu benim evimi. Pencereye vurdular. Şişe gibi gözlükleri vardı. Açtım pencereyi, 'Ben yeni filme başlayacağım. Benim yazıhaneye uğra.' dedi. Sanki o kadar emindi ki benim onu tanıdığıma."
Bir Demet Tiyatro'da canlandırdığı "Eyvah Necdet", "Spartaküs Vedat", "Ekmekçi Danyal" ve "İri Hikmet" karakterleriyle tiyatroseverlerin gönlünde yer edinen Erdal Tosun, uzun yıllar ekip arkadaşlarıyla aynı sahneyi paylaştı.
1995 yılında İlknur Tosun ile dünyaevine giren Erdal Tosun, 1996 yılında ilk çocuğu olan Zeynep Kiraz ile babalık hissini tattı. Çok sayıda film ve dizide ünlü isimlerle birlikte rol oynayan Erdal Tosun, başarılı performansıyla milyonların kalbinde taht kurdu.
Unutulmaz repliklerin usta oyuncusu Tosun,30 Kasım 2016'da İstanbul Sarıyer'de böbrek rahatsızlığı nedeniyle diyalize girmek için çıktığı yolda geçirdiği trafik kazası sonucu henüz 53 yaşında hayata gözlerini yumdu ve cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.