Usta oyuncu Kadir İnanır'ın mirası etrafında devam eden tartışmalarda, yeğen Levent İnanır ile Jülide Kural cephesi arasındaki karşılıklı suçlamalar giderek sertleşiyor. Kural'ın avukatına yanıt veren Levent İnanır, mahkemeden talep ettiği tedbir kararının sadece dayısının özel eşyalarını koruma amacı taşıdığını belirterek, kayıp gayrimenkul paraları ve boşaltılan kasalarla ilgili çarpıcı iddialarda bulundu.
Usta oyuncu Kadir İnanır'ın vasiyetnamesine ilişkin tartışmalar hız kesmeden devam ediyor. Geçen hafta GÜNAYDIN'a dayısının mirasına yönelik önemli açıklamalar yapan Levent İnanır'a bu sefer cevap Jülide Kural'ın avukatı Bişar Abdi Alınak'tan geldi.
Levent İnanır'ın, dayısı yoğun bakımda yaşam mücadelesi verirken kendisinin vasi atanması ve sanatçının mal varlığına tedbir konulması talebiyle mahkemeye başvurduğunu öne sürdü. Alınak ayrıca, sanatçının mal varlığı üzerinden yürütülen tartışmaların kolundaki saate kadar uzandığını belirterek, Jülide Kural'ın süreç içinde tehdit edildiğini ve kendisine gözdağı verildiğini öne sürdü. Alınak, yaşananları vasiyetnamenin iptaline yönelik sürecin ön hazırlığı olarak yorumladı.
'ÜNLÜ OLMAK İSTİYOR'
Ben de Kural'ın avukatının yaptığı bu açıklamaları Levent İnanır'a sordum... "Tedbir koydurmamın amacı dayımın tüm özel eşyalarını korumak içindi" diyen İnanır sözlerine şöyle devam etti: "Jülide Hanım 'Evde çalışan kadın hırsızlık yaptı' dediği için dayımın eşyalarını korumaya almak istedim. Tedbir koydurmamda başka amaç yoktu. Zaten bir insan yaşarken tedbir koydurabilirsin. Dayımın yaşadığı dönemde hukuken önlem almak istedim. Peki, Jülide Hanım niye benden 2 gün sonra kendisini vasi atamak için mahkemeye başvurdu. Zaten ben tedbir koydurmuşum. Ben evde yaşamıyorum ki, ben o yüzden bir şey alamam ki evden. O neden bunu yaptı? Kamuoyunu yanıltmaya çalışmak ve beni hedef göstermek için avukatı böyle bir açıklama yapıyor. Hakime hanım eve girdiğinde 'Bunu yapan şerefsizi sokağa çıkamaz hale getireceğim' diye bağırıyor. Neden böyle tepki veriyor? Dayımın özel eşyalarını ben kendi üstüme almak için mahkemeye başvurmadım. Dayımın eşyaları kaybolmasın diye tedbir aldırdım. Zaten Hakime hanım eve girdiğinde dayımın maddi ve manevi hiçbir özel eşyası yerinde yoktu. Dayımın kasası boştu. Dayımın özel eşyaları nerede? Avukat, bana laf yetiştireceğine, bunların peşine düşsün."
'İNSANLARI ÜRKÜTTÜ'
Kural'ın avukatının, bu tartışmayı, mirasın iptaline yönelik sürecin ön hazırlığı olarak değerlendirmesine ise şöyle cevap verdi: "Bu avukat 2 ay öncesine kadar benim de avukatımdı. Kendisi ortada hiçbir neden yokken benim avukatlığımı bıraktı. Ben zaten bu şahsın avukatlığını dayımın ricası üzerine kabul ettim. Yoksa onlarca avukat arkadaşım var... Şimdi de beni mahkemeye verdiği içerikleri sosyal medyaya servis etti. Heralde o da ünlü olmak istiyor. Bu hareketi meslek etiğine hiç yakışmıyor. Şimdi de çıkmış bana laf yetiştiriyor.
Ben şunu sormak istiyorum; dayım 2015'teki vasiyetnamesinde Jülide Hanım'a sadece bir ev bırakmıştı. 2022'deki vasiyetnamesinde ise bunu iptal edip, her şeyi Jülide Hanım'a bırakmış. Tabii burada dayımın bir sürü gayrimenkulü vardı. Bunların bir çoğu satılmış ve buradan edinilen paralar da ortada yok. Dayımın sadece özel eşyaları kayıp değil yani... Kadir İnanır'ın hatırasının bekçisi bir tek ben olurum.
Ben 20 yıl değil, 55 yıldır varım. 'Yasını tutuyorum' diyor Jülide Hanım. Onun yasını biz, yeğenleri tutuyoruz. Kim nasıl yasayacak göreceğiz bundan sonra. Jülide Hanım, sürekli böyle barış, özgürlük falan diyor ya; ben de diyorum ki insan önce kendiyle barışık olacak, sonra aile içinde barışık olacak. Sonra dışarıdaki barışa bakarsın. Dayımı ziyarete oyuncu arkadaşları Jülide Hanım'dan dolayı gelemiyordu. İnsanları ürküttü. Daha önce gelenlere hakaret etti. 'Bunun burada ne işi var' dedi. Kendi yalnızdı, dayımı da yalnızlaştırmaya çalıştı. Ama ben hep dayımın yanındaydım, olmaya da devam edeceğim. Artık bu konu hakkında daha fazla konuşmak istemiyorum. Ülke gündemini artık daha fazla meşgul etmeyelim."
'MİRAS KONUSU KADIN MESELESİ HALİNE GELMESİN'
İnanır, Jülide Hanım'ın tehdit edildiğine dair iddialarla ilgili ise şunları söyledi: "Onu kim tehdit ediyorsa karşısında beni bulur. Bakım dayımın miras tartışamasını kadın hakları mevzusuna getirmeye gerek yok. Benim kız yeğenlerim, kızkardeşlerim var. Ben kadın haklarına saygılıyım ve onlar için mücadele verdim. Dayımın miras konusunu kadın meselesi haline getirmesinler. Böyle bir şova gerek yok. Maddiyatla ilgili derdim yok. Memleketimizde dayımdan daha büyük toprağım var. Dayımın malında gözüm yok. Bakın, Jülide Kural 20 yıldır dayımla, ben ise 55 yıldır onun yanındayım. Dayım hastanede yattığında 6 ayda 2 defa ziyarete geldi Jülide Hanım. Neyin hatırasından bahsediyor?"
GEÇTİĞİMİZ HAFTA DA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNMUŞTU!
Levent İnanır'ın GÜNAYDIN'a yaptığı açıklamalar medyanın gündemine oturdu. Geçtiğimiz gün Jülide Kural da İnanır'a cevap veren bir açıklama yaptı. Ben de Levent İnanır'a Kural'ın bu açıklamasını sordum. "Jülide Hanım'ın dede toprağını kuzenim Gül'e bırakmasından son derece mutlu oldum" diyen İnanır sözlerine şöyle devam etti:
'O SAATLER NEREDE?'
"Yüzyıllık ata toprağımızın yabancı birine gitmeyeceğine çok sevindim. Ata toprağımız aile içinde kalacak. Jülide Hanım'ın Gül'e vermesi beni gerçekten mutlu etti. Açıklamasındaki diğer konulara gelirsek; dayımın 25 Rolex saati olduğuna dair benim bir söylemim olmamıştı zaten. Ancak başka önemli bir durum var. Bunu da sizinle paylaşmak isterim. Dayımla hastaneye kaldırılmadan önce üç defa arka arkaya yemeğe çıktık. "
"Üçünde de farklı farklı saatler ve yüzükler vardı elinde. İkisinde Patek Philippe saat takmıştı. Diğerinde ise altın Rolex vardı. Ve üç görüşmemizde de farklı farklı Atatürk tuğralı altın yüzük vardı. Jülide Hanım, evden para çaldı diyerek çalışanı suçlayınca ben de hukuki yola başvurdum. Dayımın eşyalarına mahkeme tedbir koydu, koruma altına aldı. Tedbir koydurduğumda Hakime hanım, avukatımla birlikte dayımın evine gitti. Evde saatleri de yüzükleri de altın çakmakları da yoktu.Yani hiçbir ziynet eşyası yoktu. Dayımın kasasını açtılar, orada da yoktu. Benim gözümle gördüğüm saatleri, yüzükleri nerede? Hiçbiri bulanamadı evde. Jülide Hanım bakalım buna nasıl bir cevap verecek?
Ayrıca, dayımı 28 Haziran'da defnettik, Jülide Hanım 13 Temmuz'da Bodrum'a gitti. Dayımın mezarı Ağustos sonu yapıldı. Yani Bodrum'dan geldikten çok sonra yapıldı. 'Psikolojik tedavi için Bodrum'a gittim' açıklaması bana inandırıcı gelmiyor. "
"İnsanlar İstanbul'a tedavi için geliyor, Bodrum'a ise tatile gidiyorlar. Başka bir şey daha açıklamak istiyorum. Jülide Hanım, 'Evlenmeye sıcak bakmayan bendim' demiş ama kendisi Kadir dayıma evlilik teklifinde bulundu. Hatta 'Benim yeşil pasaportum var, evlenince senin de olacak. Dünyayı gezeriz' dedi. Ama evlilik teklifini dayım kabul etmedi.