Başlarken yine ve yeniden merhaba, sevgili Sabah okurları. Dile kolay, hekimlik mesleğimin 50. yılına yaklaşırken, 20 yıla yakın bir ayrılıktan sonra yeniden sizlerle bu satırlarda birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Sizlerin daha sağlıklı ve daha mutlu bir yaşam sürmenize rehberlik etmek için başladığım köşe yazarlığı yolculuğunda, neredeyse 25 yılı geride bıraktım.
2026 yılının ülkemize, milletimize ve hanelerinize huzur ve sağlık getirmesini dileyerek, Sabah Gazetesi'nde bana ayrılan bu bölümde sizlerle yeni bir hayat yolculuğuna çıkmak, gerçekten heyecan verici.
2026'nın sağlıkta 2025'ten daha hayırlı ve bereketli geçeceğine inancım sonsuz. Zira biyoteknolojide, moleküler biyolojide, nanoteknoloji ve yapay zekada dijital sağlıkta ve benzeri alanlardaki gelişmeler giderek hızlanıyor.
Yeni anlayışımız, hastalıklara sadece erken teşhis koyan değil; onları daha tasarım halindeyken tanımlayabilen, önleyebilen, en azından geliştirebilen yeni ve bambaşka bir sağlık anlayışı 2026'da daha da yıldızlaşıyor. Bu yılın ilk yazısında, 2026'nın muhtemel sağlık trendlerini paylaşmak en doğru "başlangıç vuruşu" olacak. Hazırsanız buyurunuz.
Sağlıkla, huzurla ve bilimle kalın...
TREND 1
MENOPOZA YÖNETİM DEVRİ
Gelin anlaşalım. Yıllarca menopozu kadınlarımız için sadece "katlanılması gereken, sessizce geçiştirilecek, sıcak basınca pencere açılacak" bir kader gibi gördük. Menopoz, sadece adet döngüsünün bitmesi değildir. Uykuyu, ruh halini, iş verimini, cinsel sağlığı ve metabolizmayı derinden etkileyen, dolayısıyla mutlaka yönetilmesi gereken ciddi bir sağlık dönemidir. Bu yüzden 2026'da "susup idare et" yaklaşımı tarihe karışıyor. Yerini "bil, anla, planla ve takip et" anlayışına bırakıyor. Bu yeni dönemin en çok konuşulacak başlığı ise şüphesiz "Biyoidentik Hormonlar" olacak. Nedir bu biyoidentik? Laboratuvar ortamında üretilen hormonun moleküler yapısının, vücudunuzun kendi ürettiği hormona ikiz kardeş kadar benzemesi, yani vücudun onu "yabancı" olarak algılamaması demektir.
TREND 2
KANSERDE ERKEN UYARI
Kanser erken tanısında ezber bozan, "sürprizsiz tıp" dediğim bir döneme giriyoruz. Artık hedefimiz sadece var olan tümörü görmek değil, kanseri daha "tasarım halindeyken" yakalamak. İşte bu noktada 2026'da Galleri ve benzeri MCED (çoklu kanser erken teşhis) testlerini çok daha sık duyacaksınız.
Bu testlerin mantığı muazzam. Tek bir tüp kanla, vücuttaki hücresel DNA parçalarını (cfDNA) tarayarak kanser sinyali arıyorlar. Kanınızda dolaşan o minik DNA parçalarındaki "metilasyon desenlerini" okuyarak, vücutta bir terslik olup olmadığını, hatta sinyalin hangi organdan veya sistemden geldiğini tahmin etmeye çalışıyorlar.
Bu testlere ilgi neden artıyor? Çünkü kanser yükü artarken, pankreas veya yumurtalık kanseri gibi sinsi ilerleyen türlerde maalesef rutin bir tarama programımız yok. Kolonoskopi veya mamografi harika işler çıkarıyor ama yetmediği alanlar var. Galleri ve benzeri testler tam da bu "tarama boşluğu" olan alana talip. Bu testler "mucize bir teşhis aracı" değildir. Negatif çıkması "asla kanser yok" garantisi vermez, pozitif çıkması da kesin tanı koydurmaz. Akılcı yaklaşım şudur. Bu testleri standart taramaların yerine değil, onların yanına, seçilmiş kişilerde ek bir güvenlik katmanı olarak konumlandıracağız.
TREND 3
OKSİJENLE HÜCRESEL YENİLENME
Basınçlı odalarda yüksek oksijen solunması, yani Hiperbarik Oksijen Tedavisi (HBOT), artık sadece diyabetik yaralar veya vurgun tedavisiyle anılmıyor. 2026'da bu teknoloji güncellenerek "hücresel bakım ve onarım" aracı olarak sahneye çıkıyor. Mantık basit ama etkisi derin.
TREND 4
SOFRALARIN KRALI POSA
Karmaşık diyetleri, pahalı takviyeleri bir kenara bırakın. 2026'da sofraların en büyük kahramanı o eski dostumuz "posa" yani lif olacak. Yeni trendin adı biraz havalı: Fibermaxxing. Lif, sadece bağırsakları çalıştırmakla kalmaz, kan şekerini daha sakin tutar, tokluk süresini uzatır, kötü kolesterolü (LDL) aşağı çeker ve en önemlisi "ikinci beynimiz" olan bağırsak mikrobiyomunu besler. Hedefimiz günde en az 25 gram, mümkünse 40-50 gram lif tüketmek olmalı. Fibermaxxing'in pratik kuralı şudur, her öğüne bir "lif çıpası" atın. Nohut, mercimek, kuru fasulye gibi baklagiller, yulaf, çavdar gibi tam tahıllar, keten ve chia tohumları baş tacımız olacak. Posa zengini sebzeler (enginar, brokoli, pırasa, bamya) ve meyveler (ahududu, armut, avokado) listemizin başında yer almalı. Küçük bir ipucu. "Kabuk + Çekirdek + Tane" varsa lif artar.
TREND 5
SAĞLIKTA KİŞİSELLEŞME ÇAĞI
Artık "herkese uyan tek beden" sağlık önerileri devri, "genel doğrular" dönemi hızla kapanıyor. İnsanlar genel geçer tavsiyeleri değil, "benim için neyin doğru olduğunu" görmek istiyor. Bu değişimin motoru giyilebilir teknolojiler ve yapay zeka. Kolumuzdaki akıllı saatler, parmağımızdaki akıllı yüzükler veya akıllı kol bantları artık sadece adım saymıyor. Uykumuzu, stresimizi, kalbimizin toparlanma hızını (HRV) ölçüyor ve bu karmaşık verileri anlaşılır puanlara dönüştürüyor. Sağlık artık bir "tavsiye" olmaktan çıkıp anlık bir "geri bildirim" mekanizmasına dönüşüyor.
TREND 6
KASLARIN SİGORTASI PROTEİN
Protein, spor salonu kültürünün o "niş" rafından çıktı. Bu yeni trendin arkasında iki neden var. Birincisi, özellikle 40 yaş üstü bireylerin daha tok hissetmek ve yaşla gelen kas kaybını (sarkopeni) yavaşlatmak istemesi. İkincisi ise "metabolik sağlık" bilincinin artması, proteinin kan şekerini dengelemekteki rolünün anlaşılması.
Ancak dikkat! Her üzerinde "proteinli" yazan ürün sağlıklı demek değildir. Kreatin cephesinde de benzer bir devrim var. Eskiden "vücutçu takviyesi" diye çekinilen kreatin, şimdi beyin enerjisi, zihinsel berraklık, toparlanma ve yaşlılıkta güç kaybını önlemek gibi başlıklarla "daha dinç kalmak isteyen herkesin" gündemine girdi.
TREND 7
HÜCRESEL GENÇLİK İKSİRLERİ
Longevity (uzun yaşam) dünyasında 2026'da sık duyacağınız iki molekül var. Nikotinamid ribozid (NR) ve Urolitin-A. İkisi de "içten gençleşme" vaat ediyor çünkü ikisi de hücrelerimizin enerji santralleri olan mitokondrileri hedefliyor. NR, B3 vitamininin özel bir formu. Hücrenin enerji para birimi olan NAD+ düzeyini yükseltmeye yardımcı oluyor. Yaşla birlikte azalan NAD+, DNA onarımından enerji üretimine kadar her şeyi aksatıyor. NR takviyesiyle işte bu havuzu yeniden doldurmak. Urolitin-A ise bir "bağırsak metaboliti". Nar, ceviz ve ahududu gibi polifenol zengini besinlerden vücutta üretiliyor. En büyük marifeti, "Mitofaji" dediğimiz süreci, yani yaşlanmış ve bozulmuş mitokondrilerin temizlenip yenilenmesini tetiklemesi. Kısacası hücrenin "çöp toplama sistemini" yeniden aktive ediyor. Bu da kas dayanıklılığı ve enerji seviyesi için muazzam bir potansiyel demek.
TREND 8
AYNAYLA TEMASSIZ TANI
Teknoloji artık o kadar ilerledi ki, akıllı ayna teknolojileri sadece bir güzellik cihazı olmaktan çıkıp "ön tanı asistanı" haline geliyor. Anura gibi sistemler, yalnızca bir kameraya bakarak kalp-damar riskinden stres düzeyine, oksijen satürasyonundan biyolojik yaş tahminine kadar onlarca parametreyi analiz edebiliyor. Nasıl mı? Kamera, yüzünüzdeki o milimetrik kan akışını, "mikrosirkülasyon haritasını" okuyor. Yapay zeka bu verileri işleyip tansiyonunuzu, stres puanınızı, kalp ritminizi raporluyor.
TREND 9
METABOLİK SIFIRLAMA DEVRİMİ
Son yılların en büyük tıbbi devrimi kabul edilen zayıflama iğneleri (GLP-1 agonistleri: Semaglutid, Tirzepatid), 2026'da yanına güçlü bir ortak alıyor. İştahı ve tokluğu yöneterek sistemi "reset" eden bu ilaçların yeni partneri, SGLT-2 inhibitörleri (Dapagliflozin) olacak. Bu ikili, birbirini mükemmel tamamlayan iki mekanizmayı devreye sokuyor.
GLP-1 agonistleri beyin ve bağırsak eksenini yeniden kurarak iştahı ve tokluğu yönetirken, SGLT-2 inhibitörleri böbrekler üzerinden fazla şekerin atılmasını sağlayarak kan şekeri yükünü düşürüyor. Sonuç mu? Sadece kilo kaybı değil, daha düşük insülin direnci, azalmış inflamasyon (yangı) ve karaciğer yağlanmasında ciddi bir gerileme.
TREND 10
BİYOLOJİK YAŞ ÖLÇÜMÜ
Takvim yaşınız kimlikte dursun. 2026'da asıl soru şu olacak. "Vücudum kaç yaşında?". Biyolojik yaş ölçümü, pahalı ve zor bir merak olmaktan çıkıp, daha hızlı, erişilebilir ve sık tekrarlanabilir bir "sağlık göstergesi"ne dönüşüyor. Çünkü veri kaynakları çoğalıyor. Bu alandaki sıçramayı testlerin "tek seferlik karne" olmaktan çıkıp, "düzenli takip aracı"na dönüşmesi hızlandıracak. Ayrıca raporlar artık yaşlanmanın metabolizmadan mı, karaciğerden mi, yoksa uykusuzluktan mı kaynaklandığını söyleyen "yorum" kısmı güçlenecek.