Türk Sanat Müziği'nin yaşayan efsanesi Emel Sayın, yeni yılı sahnede karşıladı. 60. sanat yılını kutlayan "Mavi Boncuk", ışıltılı gecenin ardındaki hüznü ve çocukluğuna dair hiç bilinmeyen o anısını ilk kez paylaştı.
Türk sanat müziğinin kadife sesi, Yeşilçam'ın efsane ismi Emel Sayın, yıllardır hem sahnelerde hem sinemada büyüleyici varlığıyla akıllara kazınıyor.
Yılbaşında bir mekanda sahne alan Emel Sayın, zarafeti ve billur sesiyle dinleyicilerine unutulmaz bir gece yaşattı. Sanat hayatında dile kolay tam 60 yılı geride bırakan usta yorumcu, yeni yıla girerken evinin konforunu değil, alkışların sıcaklığını tercih ettiğini belirtti. Sahne öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sayın, hem geride kalan 2025 yılına dair değerlendirmelerde bulundu hem de şöhretin perde arkasındaki "bedelini" samimiyetle itiraf etti.
2025 yılını anlatmanın kendisi için uzun bir hikâye olacağını belirten sanatçı, "Sağlığım yerinde, seyircimle buluşabiliyorum; bu yüzden yılı iyi geçti sayıyorum," diyerek şükran duygusunu dile getirdi. 2026 yılı için temennilerini sıralayan Sayın, sadece ülkemiz için değil tüm dünya için huzur diledi. Dünyada yankılanan savaş çanlarının artık susması gerektiğini vurgulayan usta sanatçı, "Tüm insanların barış ve bolluk içinde yaşayacağı bir yıl olsun," sözleriyle barış mesajı verdi.
Gecenin en duygusal anları ise Emel Sayın'ın çocukluğuna dair yaptığı samimi paylaşımla yaşandı. Yılbaşı gecelerinde çocukken hissettiği ve bugüne kadar kimseyle paylaşmadığı bir duyguyu anlatan Sayın, "Soğuk havada gökyüzüne, yıldızlara bakarken sanki bu dünyadan kopup başka bir âleme gitmiş gibi hissederdim. O an içimi kaplayan, kimsenin bilmediği bir yalnızlık duygusu olurdu," ifadelerini kullandı.
60 yıllık dev bir kariyerin muhasebesini de yapan Emel Sayın, ışıltılı hayatın getirdiği zorluklara dikkat çekti.
Zirvede kalmanın ve milyonların sevgilisi olmanın büyük fedakârlıklar gerektirdiğinin altını çizen sanatçı, bu süreçteki en büyük kaybını şu sözlerle özetledi: "Ünlü olmanın pek çok bedeli var ama benim için en ağırı, kaybolup giden özgürlük duygusu oldu."
GEÇTİĞİMİZ AYLARDA DOĞUM GÜNÜNÜ BÖYLE KUTLAMIŞTI
20 Kasım 1945'te dünyaya gelen Emel Sayın, dün sevdikleriyle 80. yaşını kutladı.
"BİR DOĞUMGÜNÜ DAHA…"
80. yaş günü için sevdiklerinin paylaşımlarını sosyal medya hesabından paylaşan Sayın, ayrıca kutlama pozunu "Bir doğumgünü daha… Beni çok mutlu eden Canım arkadaşlarıma, dostlarıma, çocuklarıma ve Aile'me sonsuz teşekkürler ve sevgiler" notu ile paylaştı.
SEVİM EMRE GENCEBAY'DAN DA KUTLAMA MESAJI GECİKMEDİ!
Biricik dostu Sevim Emre Gencebay'da Emel Sayın'ın doğum gününü sosyal medya hesabından yaptığı mesajla kutladı. Paylaşımına "Sevgi Emel mutlu sağlıklı bir ömür diliyorum" notunu düşen Sevim Emre, biricik arkadaşının doğum gününü kutlamayı ihmal etmedi.
YILLARDIR KİMSENİN BİLMEDİĞİ O SIR YENİDEN AÇIĞA ÇIKTI!
Emel Sayın'ın doğum günü ile yeniden gündeme gelmesi, Sayın hakkındaki bilinmeyen o gerçeği de gün yüzüne çıkardı. 20 Kasım 1945'te Sivas Şarkışla'da dünyaya gelen Emel Sayın'ın kökeni, birçok kişiyi şaşırtacak bir sır saklıyor: Yıllardır Sivas'lı olarak bilinen Sayın'ın asıl kökleri Selanik'e uzanıyor.
1926 yılında Türkiye'ye göç eden muhacir ailesi, zamanla Lüleburgaz Celaliye'ye yerleşti. Babası Toprak Mahsulleri Ofisi'nde görevli olan Emel Sayın, Sivas'ta doğdu ve ailenin dört kızından en büyüğü olarak hayatına başladı.
Müziğe olan tutkusu küçük yaşta belli olan Emel Sayın, 13 yaşında Arif Sami Toker'den aldığı derslerle müzik yolculuğuna başladı. Ardından Münir Nurettin Selçuk ve Alis Rosenthal gibi usta isimlerden eğitim alarak kariyerinin temellerini attı. 17 yaşında sahnede ilk adımlarını atan Emel Sayın, kısa sürede "Ses Kraliçesi" unvanına kavuşarak Türk müziğinin unutulmaz isimlerinden biri oldu.
Bugün Türk Sanat Müziği'nin yaşayan efsanesi Emel Sayın, hem muhteşem sesi hem de beyaz perdedeki unutulmaz filmleriyle kültürümüzün en değerli isimlerinden biri olmaya devam ediyor.
Küçük yaşta sahneye adım atan Adile Naşit, tiyatrodan televizyona, sinemadan çocuk programlarına kadar uzanan geniş bir kariyerin altına imza attı.
Hababam Sınıfı'ndaki "Hafize Ana" rolüyle hafızalara kazınan sanatçı, "Neşeli Günler", "Tosun Paşa" ve "Süt Kardeşler" gibi filmlerde de unutulmaz performanslar sergiledi. Sadece oyunculuğuyla değil, "Uykudan Önce" programında çocuklara anlattığı masallarla da nesillerin sevgilisi oldu.
Adile Naşit, 11 Aralık 1987'de aramızdan ayrılsa da, hala milyonların hafızasında ve kalbinde yaşamaya devam ediyor.
28 Haziran 1945'te İstanbul'un tarihi Eyüpsultan ilçesinde doğan Şoray, memur bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
İŞTE KÖKENLERİ!
Baba tarafından Kabartay Çerkez soyundan gelen usta oyuncunun anne tarafı ise Selanik göçmeni.
Bu zengin kökenler, Şoray'ın sanatına ve duruşuna da yansıyor. Nazan ve Figen adında iki kız kardeşi bulunan Türkan Şoray, babasının vefatının ardından ailesine büyük destek verdi. Yeşilçam'ın "Sultan"ı olarak anılan Şoray, tam 222 filmde rol alarak dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusu unvanını taşıyor.
Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın ile birlikte Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncası olarak sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.
CÜNEYT ARKIN'IN BİLİNMEYEN KÖKENLERİ!
Türk sinemasının efsanevi ismi Cüneyt Arkın da yalnızca oyunculuğuyla değil, köklü geçmişiyle de dikkat çeke isimlerden. Asıl adı Fahrettin Cüreklibatur olan usta sanatçı, 8 Eylül 1937 tarihinde Eskişehir'in merkezine bağlı Karaçay köyünde dünyaya geldi. Yeşilçam'ın en unutulmaz yıldızlarından biri haline gelen Arkın'ın hikâyesi, tam anlamıyla bir başarı öyküsü.