Elazığ Maden'de geçen bir çocukluk... Maddi yönden varlıklı bir ailenin çocuğuydum. Ailede müzikle ilgilenen çok kişi var. Özellikle baba tarafında en kötü seslisi benim diyebilirim. Babam yaptığı kemanları Amerika'ya gönderdi, çok iyi keman çalardı aynı zamanda.
Ortaokulu bitirene kadar çok dokunamadım kemana. Liseyi Sivas'ta yatılı okudum. İlk sömestirde bir omzumda ud, diğerinde keman, sırtımda bağlama ile eve geldim. Hepsini öğrendim. Ondan sonra karışmadılar.
Babam notayı nereden öğrendi diye düşündürdüm. Elazığ'da bağlama yoktur, biz klasik Türk müziği sazlarıyla halk müziği icra ederiz Elazığ'da. Bu vesileyle halk müziği klasik üsluptur. O zamanlar halk evleri vardı, konservatuvar gibiydi. Orada icar ederdik şarkıları. Musikiye ilgimiz giderek arttı.
İlk konserimi 5 yaşında verdim. Babam çaldı ben okudum. 1950'lerin başıydı. İçeriğini bilmiyorum ama resmiyet vardı. Elazığ Valisi de davetliydi. Konseri izleyenler arasında Diyarbakır'ın yetiştirdiği büyük sanatçılardan, Atatürk'ümüzün Şark Bülbülü mahlasıyla şereflendirdiği Cemal Güzelses de vardı. Selahattin Pınar'ın 'Leyla gibi hıçkırsa, Mecnun gibi yansa' eserini okudum. Benim 5 yaşında okuduğum şarkıları şu andaki assolistlerin hiçbiri bilmiyor.
Herkes merak ediyor kimi çıkaracak Müzeyyen Senar diye. 2-3 erkek solist vardı. "Sakın bir yere kaybolma! Ankara İstanbul konserleri ayarlayacağız" diyor organizatörler. "Yırttın sen" diyorlar bana. O sırada büyük oğlumun doğumu olacak. İzmir'e döndüm. E bizim idealimiz TRT sanatçısı olmaktı.
Sınav açıldı dediler, girdim kazandım ve kaldım İzmir'de. Müzeyyen Senar'ın bana açtığı o kapıdan giremedim. Kendimi İzmir'de TRT sanatçısı olarak buldum. O sırada yine işler yaptım. Bacanakla market açtık, sürücü kursu eğitmenliği yaptım. Minibüsçülük yaptım.
"KONSERVATUVAR OKUMADIM AMA KONSERVATUVARDA DERS VERDİM"
Zeki Müren'e çok çalmadım. Fuar zamanı İzmir'e geldiği zaman çaldım bir keresinde. Rahmetli olmadan önceki son Bodrum konserinde tambur çaldım kendisine. Konservatuar okumadım ama konservatuarda ders verdim. Böyle başka biri de yoktur. Usta çırak ilişkisi ile yetiştim ben.
MECLİS AÇILIŞINDA ŞARKI SÖYLEYEN İLK SANATÇIYIM
Meclis açılışında şarkı söyleyen ilk sanatçı olarak tarihe geçtik. Aramız iyidir Cumhurbaşkanımız ile, sever bizi. O kalabalıkta beni gördü. "Bir tane oku" dedi. Ben de okudum.
Eşim üç senedir kanser tedavisi görüyor. Kendisi eşimi sordu. İlgilendi sağolsun. Doktorları seferber etti. Cumhurbaşkanımızın vefası bizi mutlu etti.
Hayatımdan 10 film çıkar. Kitap yapmayı düşünüyorum. Eve tamirci girmez. 3 tamirhane açacak kadar alet mevcut. Sevda Ferdağ, Göksel Arsoy'un başrolünde olduğu 'Son Sevda' filminde oynamıştım. Bağlamacı rolündeydim.
Fatma Girik, Ayhan Işık, Göksel Arsoy'un arkasında çaldık. Ayhan abi çok cimriydi. İzzet Günay en anlayışlı olanıydı. Gömlek alırdı bize. Gönlümüzü kazanırdı. 'Yeşil Yeşil' şarkısını 10 dakikada yaptım. Ama herkes İbrahim Tatlıses'in sanıyor.
"BÜYÜK PARA PEŞİNDE DEĞİLİM ZARAR ETMEYELİM YETER"
Her gittiğim yer doluyor taşıyor. Farklı bir sahnem var. Anadolu'da insanlar beni sahnede izlesin istedim. Halk konseri vermeye başlıyorum. İlk konserimiz 11 Şubat'ta Maslak Boğaziçi Kültür Merkezi'nde. Ramazan'dan sonra Anadolu'ya gideceğim. Diyarbakır, Antalya, Kayseri. Bursa. Konya. Samsun, Balıkesir konserlerim olacak. Zarar etmeyelim yeter. Büyük para kazanma beklentim yok. Yazın da amfi tiyatro konserleri düşünüyoruz. Mutluyum bana gösterilen ilgi alakadan. Geçmişimizi biliyor insanlar. Üstat ve hoca gözüyle bakıyorlar. Bu beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Varını veren utanmaz. Konservatuvar düzeyinde eğitim veriyordum. 200 talebem vardı. Büyük oğlum trafik kazası geçirdi, o süreçte hastane olduğumuz için devam edemedik.