Yaklaşık 1,5 metre mesafeden çekilmiş ve parmakların doğrudan kameraya dönük olduğu fotoğraflar, parmak izi verilerini yeniden oluşturulabilmesi için yeterli ayrıntıyı içerebiliyor.
Çin Bilimler Akademisi Üniversitesi profesörlerinden Jing Jiwu; ışık koşulları, hareket bulanıklığı ve netleme problemleri gibi unsurların parmak izi çıkarmayı zorlaştırdığını ama yüksek çözünürlüklü birden fazla fotoğrafın kullanılması durumunda başarılı sonuç elde etme ihtimalinin arttığını açıkladı.
Finans uzmanı Li Chang ise günümüzde kullanılan yapay zekâ destekli görüntü işleme araçlarının, sıradan selfie karelerinde fark edilmesi zor olan parmak izi çizgilerini belirgin hale getirebildiğini söyledi.
Fotoğrafınızdan parmak izini ele geçiren dolandırıcılar; telefonlar, bilgisayarlar, ödeme sistemleri ve çevrim içi hesaplarda kullanılan biyometrik doğrulamayı kolayca aşabilirler.
Hoş geldin yeni paranoya!
Sosyal medyada el sallayan masum bir fotoğraf paylaşıyorsun, bir bakmışsın biri parmak izini kopyalamış!
Zaten kimlik bilgilerimiz internette dolaşıyor, bir de parmak izlerini kaptırmayalım!
Arkadaşlar, artık yakın selfie çekerken 'ok-tamam' anlamına da gelen başparmak işareti yapmıyoruz, el sallamıyoruz!
Telefonlarda parmak izi oluştururken genelde işaret parmağımızı kullandığımız için fotoğraf çekilirken işaret ve orta parmağı açarak yapılan, zaferi sembolize eden 'V' işaretini ise hiç yapmıyoruz!
Parmak uçları doğrudan kameraya dönük olacak şekilde poz vermemeye özellikle dikkat ediyoruz!
Instagram'da eski fotoğraflarınızı da gözden geçirin, parmaklarınızın net gözüktüğü fotoğrafları da silin derim!
İNSANLARIN YARISI İŞSİZ KALINCA NE OLACAK?
Yapay zekâ, beyin gücü gerekli bazı mesleklerde insanların yerini almaya başladı.
Bunun en ironik örneği, yapay zekâyı üretenlerin yavaş yavaş işsiz kalmaları.
Aynı durumun robotlar vasıtasıyla kas gücü ve el becerisi gerektiren işlerde de yaşanacağı öngörülüyor.
Örneğin geçtiğimiz hafta Kaliforniya'da robotik girişim şirketi Figure AI, Helix-02 isimli yapay zekâ sistemiyle çalışan robotla bir insanı canlı yayında paket kontrol yarışına soktu.
İnsan çalışan normal bir mesaideymiş gibi yemek molası verirken, insansı robot ise durmaksızın çalışmaya devam etti. 10 saatlik çalışmanın sonunda kazanan taraf ise burun farkıyla insan çalışan oldu.
12.926 paketi kontrol eden çalışana kıyasla insansı robot, yine aynı sürede 12.757 paketi kontrol edebildi.
Bir saatlik mola olmasa fark biraz daha açılabilirdi.
Ancak insanların günde ortalama sekiz saat çalıştıklarını, mesai saatleri içerisinde yemek ve kahve gibi molalar verdiğini hesaba katarsak robotların önde olduğunu söyleyebiliriz.
Üstelik robot teknolojisi henüz emekleme aşamasında. Yukarıda bahsettiğim yarışmada üç robot, 24 saati aşkın süre boyunca tamamen otonom şekilde paket ayrıştırmaya devam etti!
Fabrikalarda insanlar için dizayn edilmiş üretim hatlarının robotlar için değiştirilmesi zaman alacak ve büyük maliyet gerektirecek.
Ancak yakın gelecekte yemeden, içmeden, yıllık ya da haftalık izin kullanmadan, hastalanmadan 7 gün 24 saat çalışabilecek robotların insanları işsiz bırakacağı aşikâr!
Yapay zekâ ve robotların 2050 yılına kadar yaklaşık 400 milyon insanı işsiz bırakacağı tahmin ediliyor.
2100 yılına gelindiğinde, bugün insanların para kazanmak için yaptığı fiziksel ve zihinsel işlerin yüzde 70'inden fazlasının yapay genel zekâ ve robotlar tarafından yapılacağı tahmin ediliyor.
Peki, insanların yarısı işsiz kalınca ne olacak?
Akla ilk gelen plan; devletlerin, şirketlerden alacağı büyük vergileri işsiz insanlara vatandaşlık maaşı olarak dağıtması.
Devletlerin maaş dağıtmayı ne kadar adil yapacağı ise meçhul!
Çalışan ile çalışmayan arasında nasıl bir fark olacak? İnsanlar çalışmadan, üretmeden nasıl vakit geçirecekler?
Zengin ve fakir arasındaki uçurumun daha da büyük olacağı bir dünyada olası isyanlar nasıl önlenecek?
Bu ve benzeri soruların cevabını, üretilen zenginliğin paylaşım şekli belirleyecek gibi gözüküyor.
Ekonomik sistemi 'insan odaklı' tasarlayabilirsek, çalışmak zorunda olmayan insanları üretmeye ve keşfetmeye yöneltebilirsek medeniyet kurtulur.
Kapitalist sistem kendini yenilemezse, robot ve yapay zekâ otomasyonu insanları daha fazla köleleştirirse bu, medeniyetin sonu olur.
'Mad Max' filmine benzer bir dünyada yaşar torunlarımız!
KAÇ YAŞINDA?
Fotoğraftaki kişinin John Travolta olduğunu bilmeseydiniz ona kaç yaşında derdiniz?
45-50 yaş arası durmuyor mu?
Oysa o 72 yaşında!
Travolta için "Zengin insan, kendine iyi bakmış" diyebilirsiniz lakin zengin olup da evinden çıkamayan 70'li yaşlarda birçok insan var.
"Üzüntü ve stresten uzak yaşamış" diyorsanız, yanılıyorsunuz!
Travolta'nın 29 yıllık eşi, oyuncu Kelly Preston, 57 yaşında kanserden öldü.
Oğlu Jett Travolta, 16 yaşındayken şiddetli bir epilepsi nöbetiyle hayatını kaybetti.
Travolta'nın hayatı acılarla dolu.
Kariyerinde de zaman zaman düşüşler yaşadı.
Travolta'yı bu kadar fit ve genç gösteren ise hayat rutinleri.
Her gün tenis oynuyor. Düzenli ağırlık antrenmanı yapıyor.
Dans etmeyi hiç bırakmadı. Yediğine dikkat ediyor, vitaminlerini alıyor.
En önemlisi; ailesi için kendini motive ediyor ve mental sağlığına dikkat ediyor.
Aslında çoğumuz sağlıklı yaşamanın formüllerini biliyoruz ama uygulamaya gelince o iradeyi gösteremiyoruz, disiplinli olamıyoruz.