12 Kasım'da, 78. yaş gününde hayatını kaybeden Muazzez Abacı, herkesi şaşırtan bir hayat hikayesine sahip. Bu hikayenin önemli bir kısmı ise tek kızı. Türk sanat müziğinin efsane ismi Muazzez Abacı, kızı Saba'yı gözlerden uzak büyütmüştü. Ancak yıllar sonra ortaya çıkan gerçek, herkesi şaşkına çevirdi. Kimsenin tahmin edemeyeceği bir hayat süren Saba'nın hikayesi, şimdi tüm Türkiye'nin merakını uyandırıyor. İşte detaylar…
Türk sanat müziğinin güçlü sesi Muazzez Abacı, sahnedeki başarısının yanı sıra özel hayatıyla da sık sık gündeme geliyor. Sanatçının hayatındaki en önemli kişilerden biri ise kızı Saba Abacı.
Henüz 18 yaşındayken polis memuru Abdurrahman Abacı ile evlenen Muazzez Abacı, bu evlilikten tek kızı olan Saba'yı dünyaya getirdi. İlk evliliği 1970 yılında sona eren sanatçı, kızıyla arasındaki güçlü bağı her zaman ön planda tuttu.
56 yaşındaki Saba Abacı, uzun yıllardır ABD'de yaşıyor ve tıp alanındaki başarılarıyla adından söz ettiriyor. New York'ta profesör unvanıyla görev yapan Saba, ruh sağlığı alanında uzmanlaşmış bir psikiyatrist olarak Monroe County Office of Mental Health'te çalışıyor.
PSİKİYATRİ PROFESÖRÜ OLMUŞ!
Türkiye'deki eğitim hayatını başarıyla tamamlayan Saba Abacı, Özel Eseniş Koleji'nden sınıf birincisi olarak mezun oldu ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden 1993 yılında diplomasını aldı. Ardından 1996-1998 yılları arasında Georgetown University School of Medicine'da uzmanlık eğitimi alarak akademik kariyerini güçlendirdi.
ABD'de evli olan Saba Abacı, Leonard Anderson ile hayatını birleştirdi ve bu evlilikten Sera Anderson adında bir kızları dünyaya geldi. Kızı Sera, 2018 yılında Türkiye'ye gelerek anneannesi Muazzez Abacı'nın klibinde kısa bir süre rol aldı. O dönemde medyanın dikkatini çeken bu buluşma, aile bağlarının sıcaklığını gözler önüne sermişti. Bugün 24 yaşında olan Sera'nın eğitim hayatı da ABD'de devam ediyor.
Anne ve kız arasındaki ilişki, özellikle Muazzez Abacı'nın sağlık sorunları sonrasında daha da güçlendi. Sanatçının geçtiğimiz dönemde New York'ta geçirdiği kalp krizi sırasında Saba Abacı, annesinin yanından hiç ayrılmadı ve tedavi sürecinde ona destek oldu. Bu dayanışma, hem sanatçının hayranlarını hem de kamuoyunu derinden etkiledi.
Saba Abacı, profesyonel başarıları kadar annesine olan bağlılığı ile de dikkat çekiyor. ABD'deki yoğun kariyerine rağmen annesiyle düzenli iletişimde kalan Saba, zor günlerde yanında olarak Muazzez Abacı'ya hem manevi hem de fiziksel destek sağlıyor. Anne-kızın bu güçlü bağı, aile değerlerinin ve sevginin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
MUAZZEZ ABACI'NIN HAYATIYLA İLGİLİ DİĞER GERÇEKLERİ BİLİYOR MUSUNUZ?
12 Kasım 1947'de Ankara'da doğan Muazzez Abacı'nın nüfustaki soyadı Altıok'tu. Babası, "Sarı Bomba" lakabıyla tanınan ünlü boksör Oktay Altıok idi; ancak Abacı, babasını henüz bir buçuk yaşındayken kaybetti. O erken kayıp, hayatının ilk büyük acısı oldu. Yatılı olarak okuduğu Ankara Koleji, ona disiplinli bir eğitim ortamı sundu. Fakat asıl tutkunun müzik olduğuna küçük yaşta karar vermişti.
Sanatçı 1967 yılında Ankara Radyosu'nda stajyer olarak göreve başladı. Üç yıl sonra verdiği ilk konser, onun profesyonel yolculuğundaki dönüm noktası oldu. 1972'de söylediği "Silemezler Gönlümden", geniş kitlelerin beğenisini kazandı. Takip eden yıl çıkan ilk plağı "Bir Sen Kaldın İçimde", adını müzik dünyasına sağlam bir şekilde yazdırdı.
"Vurgun", "Şakayık" gibi eserlerdeki etkileyici yorumları, onu klasikler arasına taşıdı. 1998'de Devlet Sanatçısı unvanıyla onurlandırılması ise bu başarıların resmileşmiş haliydi.
Kariyeri kadar özel yaşamı da gündemdeydi. İlk evliliğini 18 yaşında polis memuru Abdurrahman Abacı ile yaptı. Bu evlilikten doktor kızı Saba doğdu. 1973'te avukat Atilla Kurtbaş ile evlendi ancak, evlilik kısa sürdü.En çok konuşulan ilişkisi ise 1980'de nikah masasına oturduğu ünlü kabadayı Hasan Heybetli ile yaşadığı fırtınalı aşk oldu.
Heybetli'nin 24 adet kırmızı gülden başlayan tutkulu ilgisi, çiftin hem ayrılıp hem yeniden bir araya geldiği çalkantılı bir ilişkiye dönüştü. 1986'da ikinci kez evlenen çift, 1993'te son kez yollarını ayırdı. Abacı, yıllar sonra bile Heybetli'den "iyi yürekli, mert bir adamdı. İlişkimiz ömürlük oldu" diye söz etmişti.
Sanatçı, 30 Ekim'de ABD'de yaşayan kızı Saba'nın yanına gitmişti. Burada geçirdiği kalp krizi sonrası stent takıldı. Ancak, böbreklerinde gelişen komplikasyonlar nedeniyle durumu ağırlaştı ve yoğun bakıma alındı.
12 Kasım sabahı, doğduğu gün, hayata gözlerini kapadı.
Sanatçının menajeri Taner Budak, acı haberi şu sözlerle duyurdu:
"Büyük üzüntüyle sanatçımız Muazzez Abacı'yı 12 Kasım 2025 tarihinde, 78'inci doğum gününde kaybettik. Sevgisi, güler yüzü ve güzel kalbiyle daima hatırlanacak."
Muazzez Abacı'nın ölümü, Türk Sanat Müziği'nin köklü geçmişinden bir yaprağın daha kopması anlamına geliyor. Sahnelerin assolisti, yorumculuğun doruk isimlerinden biri ve gönüllerde taht kuran bir ses… Ardında bıraktığı eserlerle yaşayacak olsa da, Türk müziği artık onun nefesi olmadan biraz eksik.
Türk Sanat Müziği'nin büyük acısının ardından, sinema ve tiyatro dünyasının unutulmaz isimleri de yeniden hatırlanıyor. Bir dönemin kültür ve sanat mirasını şekillendiren bu değerli ustalar, eserleriyle yaşamaya devam ediyor. İşte o isimlerden biri de Kemal Sunal'ın rol arkadaşı olan İhsan Yüce.
1929 yılında Elazığ'da dünyaya geldi ve 1991'de aramızdan ayrılana kadar Türk sinemasına sayısız eser bıraktı. Kafkasya Dağıstan göçmeni bir ailenin üçüncü çocuğu olarak doğan Yüce, küçük yaşlardan itibaren sanatla iç içe büyüdü. Gençliğinde özel sektörde muhasebecilik yapan usta, 1952 yılında İzmir Halk ve Çocuk Tiyatrosu ile sahneye adım attı.
Kısa ömürlü olsa da Bizim Tiyatro'yu kuran Yüce, 1965-1966 yıllarında Lale Oraloğlu Tiyatrosu'nda, 1968'de ise Ankara Drama Tiyatrosu'nda oyunlar sahneledi. "Suç ve Ceza" ile "Sahne Işıkları" gibi oyunlar onun tiyatrodaki başarısını gözler önüne serdi.
SADECE OYUNCU DEĞİLMİŞ!
Ancak İhsan Yüce, yalnızca bir oyuncu değildi. 'Kibar Feyzo'nun senaryosunu kaleme alarak senarist yönünü de ortaya koyan Yüce, aynı zamanda yönetmen, arkeolog, ressam ve heykeltıraş olarak da yeteneğini gösterdi.
Türk sinemasına 169 film, 59 senaryo ve 10 yönetmenlik çalışması kazandıran usta, pek çok genç yeteneği de sahneye kazandırdı. Kemal Sunal ve Tarık Akan ile yakın dost olan Yüce, Menderes Samancılar ve Aytaç Arman gibi oyuncuların kariyerine de destek verdi.