Ünlü spor markası Adidas'ıreklam kampanyası çok tepki topladı. Reklamında, Gazze'deki operasyonlarda görev almış ve orada bir bacağını kaybetmiş İsrail askerine yer vermesi büyük bir aymazlıktır. Gazze'deki soykırıma heralde açıktan daha fazla destek veremezdi Adidas. Tabii bu reklam kampanyası sonrasında küresel ölçekte bir çok eleştirinin de hedefi oldu.
Bunun en başında ise ünlü oyuncu Javier Bardem geliyor. Kendisi Gazze konusunda ortaya koyduğu onurlu duruş ile hepimizin takdirini toplamış bir isim. 'Adidas, ellerinde kan olan bir adamı seçti' diyerek markaya yönelik boykot çağrısında bulundu.
Uluslararası medyada geniş yer bulan bu boykot çağrısını görünce bizim ülkede de Adidas'a yönelik benzer bir boykot çağrısı yapan ünlü isimler var mı diye araştırdım. Ama ne yazık bu olayda çekimser davrandıklarını gördüm. Halbuki bizdeki bazı 'ünlüler' boykotu çok seviyor biliyorsunuz. Hatırlarsanız, Özgür Özel'in çağrısıyla yerli markalarımızı günlerce boykot eden paylaşımlar yapmışlardı.
Boykot neden yapılır sorusunun cevabı, aslında Javier Bardem ve benzeri isimlerle, bizim ünlüler arasındaki çap farkını tam da burada ortaya koyuyor. Boykotu mazlumun yanında durmanın, küresel tekellere karşı ses yükseltmenin bir aracı mı yoksa siyasi hesaplaşmanın bir enstrümanı mı olarak görüyorsun? Bu sorunun cevabı bir çok şeyi de gözler önüne seriyor. Bardem, İsrail'in Gazze halkına yönelik yaptığı soykırıma karşı durduğu için buna destek veren Adidas'ı boykot ediyor.
Siyasetteki kutuplaşmanın, körü körüne yapılan mahalle kavgalarının öfke ve nefret kusma aracıydı. Üstelik, ekonomiye zarar vereceğini bile bile yerli markalar hedef alınmıştı.
Yani bizim ünlüler, Bardem gibi Gazze'deki soykırıma dikkat çekmek ve küresel tekellere karşı risk alıp bunu dünyaya haykırmak için yapmıyor boykotu.
Bunun yerine yerel markaları, iç politikanın malzemesi haline getirerek siyasi hesaplaşma peşine düşmek için yapıyor. Boykot, amacı doğru konulduğunda erdemli bir eylem biçimidir.