Çikolata, pizza ya da limon gibi yiyeceklere karşı duyulan yoğun isteğin yalnızca hamilelik dönemine özgü olduğu düşünülür. Ancak son dönemde yapılan araştırmalar, bu tür sıra dışı besin isteklerinin bazı kanser türlerinin de erken habercisi olabileceğini ortaya koyuyor. İşte inanılmaz araştırmanın detayları…
Uzmanlara göre kanser hastalarında görülen ani yiyecek istekleri ya da tat değişiklikleri, vücudun henüz teşhis konulmadan önce verdiği sinyallerden biri olabilir. Bazı doktorlar, "Vücut tanı konulmadan aylar önce mesaj göndermeye başlar.
Bazen bu mesaj, daha önce hiç ilgi duymadığınız bir yiyeceğe karşı neredeyse takıntılı bir istek olarak ortaya çıkar" ifadelerini kullanıyor.
Araştırmalar, özellikle meme, yumurtalık ve endometriyal kanserlerde besin isteği değişikliklerinin görülebildiğini ortaya koyuyor. Hamilelikte olduğu gibi bu istekler veya tat değişiklikleri, tedavi sonrası ortadan kalkabiliyor.
Bazı vakalarda da turşu suyu, süt ürünleri veya daha önce ilgi duyulmayan farklı yiyeceklere karşı yoğun istek gözlemlendi. Uzmanlara göre bu durum genellikle "geçici bir zevk değişikliği" gibi görülse de aslında vücudun verdiği ciddi bir sinyal olabilir.
2022 yılında yayımlanan bir incelemede, besin istekleri ile kanser arasındaki ilişki araştırıldı. Yedi çalışmanın analiz edildiği bu incelemede, özellikle hızlı tüketilen gıdalar, tatlılar, karbonhidratlar ve yağlara karşı artan isteğin, bazı kanser türleriyle bağlantılı olabileceği belirtildi.
Araştırmacılar, "Kanser hastalarında ilk muayeneden itibaren beslenme davranışlarının takip edilmesini şiddetle öneriyoruz. Bu sayede olası değişiklikler erken fark edilebilir" değerlendirmesinde bulundu.
Örneğin, çayı seven bir hastanın çayı "içilemez" bulması, peyniri seven bir başka hastanın tadını "sakız gibi" tarif etmesi bu duruma örnek olarak gösteriliyor. İlginç olan ise tedavi sonrası bu tat değişikliklerinin tamamen ortadan kalkması.
Öte yandan bazı doktorlar, aşırı buz, toprak ya da farklı maddeleri yeme isteğinin demir eksikliğine işaret edebileceğini, bunun da kolon veya kolorektal kanser gibi hastalıkların habercisi olabileceğini belirtiyor.
Ancak şeker tüketimi ile kanser arasındaki ilişki konusunda yanlış inanışlara dikkat çekiliyor. Uzmanlar, "Şeker yemek kanseri tetikler" iddiasının bilimsel olarak kanıtlanmadığını ve şeker isteğinin doğrudan kanser belirtisi sayılamayacağını net bir şekilde ifade ediyor.
Sıra dışı besin istekleri veya ani tat değişiklikleri, her zaman masum olmayabilir. Bu nedenle vücudun verdiği sinyalleri göz ardı etmemek, düzenli sağlık kontrollerini aksatmamak büyük önem taşıyor. Araştırmalar sınırlı olsa da uzmanlara göre beslenme davranışlarındaki ani değişiklikler, gelecekte kanserin erken teşhisinde önemli bir gösterge olabilir.