Yeşilçam'ın "kadife bakışlı" oyuncusu Perihan Savaş ile 1987 yılında dillere destan bir aşk yaşayan Yılmaz Zafer, henüz 38 yaşındayken hayata gözlerini yummuştu. Geçirdiği beyin kanaması sonucu vefat eden Zafer, ardında gözü yaşlı milyonların yanı sıra henüz sevmeye fırsat bulamadığı bebeği ve eşini bıraktı... İşte Yılmaz Zafer'in heyecanla başlayıp hüzünle son bun hayatının yürek burkan hikayesi...
Takvimler 24 Eylül 1956'yı gösterirken İstanbul'da dünyaya gözlerini açan Yılmaz Zafer, 38 yıllık kısa ömrüne sığdırdığı başarılarıyla Türk sinema tarihine derin iz bırakan isimler arasında yer aldı.
Lise yıllarında usta oyuncu Perihan Savaş'a duyduğu büyük hayranlıkla Fatih Halkevi'nin kapısından içeri giren Zafer, tiyatroyla ilk kez burada tanıştı. Sahneye olan bu ilk adımını profesyonel bir kariyere dönüştürmeye karar veren sanatçı, yeteneğini akademik disiplinle birleştirerek İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda tiyatro eğitimi aldı.
Eğitim hayatı boyunca klasik tiyatro eserlerinden çağdaş oyunlara kadar geniş bir yelpazede sahne alan Yılmaz Zafer, bu süreçte oyunculuk tekniğini ustalıkla geliştirdi. Sahne üzerindeki etkileyici karizması ve doğal yeteneğiyle kısa sürede fark edilen sanatçı, tiyatro dünyasında kazandığı bu başarıyı beyaz perdeye taşıyarak sinema dünyasına hızlı ve iddialı bir geçiş yaptı.
1970'li ve 1980'li yıllarda Türk sinemasının en verimli dönemlerine damga vuran Yılmaz Zafer; dramdan aksiyona, romantik filmlerden toplumsal yapımlara kadar geniş bir yelpazede sergilediği performansla kendine sadık bir hayran kitlesi edindi. Yeşilçam'ın en yetenekli ve karakteristik jönlerinden biri olarak kabul edilen usta oyuncu; "Yorgun Savaşçı", "Kırık Ayna" ve "Beddua" gibi sinema tarihimizde derin izler bırakan, döneminin en çok ses getiren projelerinde başrol oynayarak adını ölümsüzleştirdi.
Sadece kamera önündeki başarısıyla yetinmeyen Yılmaz Zafer, sinemanın mutfağına da girerek yönetmenlik ve senaryo alanlarında önemli çalışmalar yürüttü. Özellikle 1980'li yıllarda sinema dünyasındaki teknik gelişmeleri yakından takip eden vizyoner kimliğiyle tanınan usta sanatçı, Türk sinemasını modernize etmeye çalışan az sayıdaki öncü isimden biri olarak hafızalara kazındı.
HAYRANLIK DUYDUĞU PERİHAN SAVAŞ İLE EVLENDİ
Yılmaz Zafer, uzun yıllardır hayranı olduğu Perihan Savaş ile 1987 yılında evlendi ve bu evlilikten Savaş Zafer isminde bir oğulları dünyaya geldi. İkili, sanat camiasında örnek çiftlerden biri olarak gösteriliyordu. Ancak kısa süre sonra Yılmaz Zafer'in sağlık sorunları kendini göstermeye başladı.
Beyin kanamasının ardından yaşadığı komplikasyonlar nedeniyle vücudu zayıfladı ve motor fonksiyonlarını büyük ölçüde kaybetti.
Perihan Savaş, eşi Yılmaz Zafer'in hastalık sürecinde büyük bir özveriyle yanında yer aldı. Oyuncu, o dönemde hem kariyerine devam etti hem de eşine destek oldu. Uzun süren tedavi sürecinin ardından, ünlü sanatçı 9 Kasım 1995 tarihinde hayatını kaybetti. Ölümü, hem sanat camiasında hem de sevenleri arasında büyük bir üzüntü yarattı.
YILMAZ ZAFER'İN MİRASI
Yılmaz Zafer, arkasında hem tiyatro hem de sinemaya dair unutulmaz eserler bıraktı. Kısa ömrüne rağmen Türk sanatında kalıcı bir iz bırakan Zafer, aynı zamanda karakteri, çalışkanlığı ve sahne disipliniyle de tanındı.
Henüz 12 yaşındayken babası Necdet Tosun'u, Almanya'da geçirdiği bir trafik kazası sonucunda kaybeden Tosun, 1980'de Beyoğlu Fındıklı Lisesi'nde halkla ilişkiler ve gazetecilik eğitimi aldı.
Mahallede top oynadığı sırada kendisini keşfeden Atıf Yılmaz'ın teklif etmesiyle 1982 yılında yayınlanan 'Mine' adlı film ile sinema çıkışını gerçekleştirdi.
Erdal Tosun, bir dönem verdiği röportajda sinemaya başlangıç hikayesini anlatırken şu cümleleri kullanmıştı:
"Mahallede sosyal bir çocuğum. Bizdeki sosyallik de mahallede top oynayıp, karşı apartmanın kenarına oturup etrafa bakmak, muhabbet etmek. O sırada mahalleden geçerken Atıf ağabey (Yılmaz) beni görmüş. 'Mine' filminde de 2, 3 serseri var. Onlardan birine beni layık görmüş.
Bir gün yatıyordum. Herhalde geçerken sordu benim evimi. Pencereye vurdular. Şişe gibi gözlükleri vardı. Açtım pencereyi, 'Ben yeni filme başlayacağım. Benim yazıhaneye uğra.' dedi. Sanki o kadar emindi ki benim onu tanıdığıma."
Bir Demet Tiyatro'da canlandırdığı "Eyvah Necdet", "Spartaküs Vedat", "Ekmekçi Danyal" ve "İri Hikmet" karakterleriyle tiyatroseverlerin gönlünde yer edinen Erdal Tosun, uzun yıllar ekip arkadaşlarıyla aynı sahneyi paylaştı.
1995 yılında İlknur Tosun ile dünyaevine giren Erdal Tosun, 1996 yılında ilk çocuğu olan Zeynep Kiraz ile babalık hissini tattı. Çok sayıda film ve dizide ünlü isimlerle birlikte rol oynayan Erdal Tosun, başarılı performansıyla milyonların kalbinde taht kurdu.
Unutulmaz repliklerin usta oyuncusu Tosun,30 Kasım 2016'da İstanbul Sarıyer'de böbrek rahatsızlığı nedeniyle diyalize girmek için çıktığı yolda geçirdiği trafik kazası sonucu henüz 53 yaşında hayata gözlerini yumdu ve cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.
KIZININ BÖBREĞİNİ ALMAYI KABUL ETMEDİ!
Ailesinde böbrek yetmezliği hastalığı olduğu için kızı Zeynep Kiraz'ın ileride anne olabilmesi ve sağlığının olumsuz etkilenmemesi düşüncesiyle özellikle kızı Zeynep Kiraz'ın böbreğini almayı kabul etmedi.
ERKEN ÖLÜMÜYLE SEVENLERİNİ YASA BOĞAN BİR DİĞER İSİM: ŞİMAL
25 Nisan 1986 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açan Şimal, Türk müzik dünyasında kendine özgü bir tarzı ve duygusal şarkılarıyla tanınan bir sanatçı oldu.
Genç yaşında başladığı müzik kariyerine özellikle "Bir Sırrım Var" ve "Şimal Yıldızı" gibi parçalarla geniş bir hayran kitlesine ulaştı.