Atıktan Değere: Portakal Kabuğundan Kolonya Üretimi
Dizinin ana karakterlerinden Aras'ın kurduğu dünya, günümüzün en büyük çevre sorunlarına ışık tutuyor. Portakal bahçelerinde susuz tarım teknikleri uygulayarak kuraklıkla mücadele eden ve doğaya saygılı bir üretim modelini benimsiyor. Kuraklık ve susuzluk nedeniyle ne yapacaklarını bilemeyen, "Susuz portakal mı yetişir?" endişesini taşıyan çiftçilere "Toprak da insan gibi azla yetinmeyi öğreniyor. Yeter ki ona hükmetmeye çalışma, anlaşmaya çalış. Rahmetli babam derdi; gün gelecek su altından daha değerli olacak, işte o vakit toprağı suya boğan değil, susuz bırakmayan kazanacak." diyor.
Doğaya saygılı bir üretim modeli çizen Aras, sadece toprakla kalmıyor; portakalın her bir parçasını değerlendirerek sıfır atık felsefesiyle portakal kabuğundan kolonya üreten bir fabrika vizyonu ortaya koyuyor. Üstelik bu üretimin arkasında çok daha derin bir vefa hikayesi yatıyor.
Aras'ın babasının adını yaşatmak için "Yadigar Kolonyaları" adını verdiği bu özel üretim, sadece bir koku değil; babasından kalan mirasın ta kendisi oluyor. Dizinin ilk bölümünde izlenilen sahnede Aras, eline kolonya döktükten sonra "Sizin oraların portakal bahçeleri gibi koktu" diyen şoförüne kurduğu o duygusal cümle izleyiciyi duygulandırdı: "Bu koku, onun elleriyle diktiği ağaçların kokusu... Bahçe nasıl ondan yadigarsa, bu koku da onun bir parçası."
"Çevre konusunda farkındalığın mümkün olduğunca geniş kitlelere yayılması gerektiğine inanıyorum."
Dizinin ana karakterlerinden Aras'a hayat veren Kubilay Aka ise geçtiğimiz günlerde Sabah Gazetesi'nden Tuba Kalçık'a verdiği röportajda bireysel olarak desteğini şu sözlerle dile getirdi:
"Çevre konusunda farkındalığın mümkün olduğunca geniş kitlelere yayılması gerektiğine inanıyorum. Oynadığım dizilerde de genelde hep bir sosyal sorumluluk projesi içerisinde olmaya gayret gösteriyorum. Mercan Köşk'te de bunu hikâyenin doğal bir parçası olarak görüyoruz. Aras yaptığı işte sıfır atığı önemsiyor hatta çok daha az kaynak tüketerek kendi kendine yetebilen bir sistem yaratmaya çalışıyor.
Bunu sadece fabrikaları olan bir adam değil herkes gerçekleştirebilir aslında. Önemli olan çevreye daha çok önem göstermek, daha dikkatli yaklaşmak. Çünkü kaynaklar belli, dünyanın durumu belli. Sadece devlet büyüklerimizin değil hepimizin buna dikkat etmesi gerekiyor. Bir dizinin milyonlarca insana ulaşabilmesi bu açıdan çok değerli. Eğer anlattığımız hikâyenin içinde doğru bir davranışı doğal biçimde gösterebilir ve bir kişinin bile "Ben de bunu yapabilirim" diye düşünmesini sağlayabilirsek bence çok kıymetli bir iş yapmış oluruz."