Olay, Georgia eyaletinin Dahlonega kentindeki tarihi Smith House restoran ve konaklama tesisinde yaşandı. Welch ailesinin 1970'te satın aldığı işletmede, otel genişletme çalışmaları kapsamında 12 Şubat 2006'da ana yemek salonunun zemini söküldü. Betonun altında yaklaşık 9 metre derinliğinde ve 1,2 metre genişliğinde eski bir altın madeni kuyusu bulundu.
BANYO TADİLATI 100 YILLIK SIRRI ORTAYA ÇIKARDI
Kaynak habere göre ekip, yeni tuvaletin altyapısını hazırlarken döşemenin altında büyük ve yuvarlak bir açıklık fark etti. Ağzı eski dönemlerde kapatılıp üzerine beton dökülen kuyudan, binanın restoran olarak kullanılmasından önceki sakinlerine ait şişeler ve çeşitli eşyalar çıkarıldı.
Asıl sürpriz ise temizlik ilerledikçe yaşandı. Kuyunun yan duvarında altın ve kuvarstan oluşan açık bir damar görüldü. Böylece Smith House'un bir altın damarı üzerine inşa edildiğine ilişkin, Dahlonega'da kuşaklar boyunca anlatılan söylentinin gerçek bir temele dayandığı ortaya çıktı.
EVİN TEMELİ ATILIRKEN ALTIN BULUNMUŞTU
Yapının geçmişi 1884 yılına uzanıyor. İç Savaş sonrasında bölgeye gelen Kaptan Frank Hall, kent meydanının doğusunda satın aldığı araziye ev yaptırırken işçilerin altın ve kuvars damarına rastladığı belirtiliyor. Hall'un madencilik izni talebi, makinelerin çevredeki işletmeleri rahatsız edeceği gerekçesiyle yerel yönetim tarafından reddedildi.
Konuklara ev yemekleri sunulan bina, zaman içerisinde bölgenin tanınan restoranlarından biri hâline geldi.
ALTIN KUYUSU RESTORANIN PARÇASI OLDU
Welch ailesi keşfin ardından kuyuyu yeniden betonla kapatmak yerine koruma kararı aldı. Maden girişinin çevresi güvenli hâle getirilerek ziyaretçilerin görebileceği kalıcı bir tarih sergisine dönüştürüldü.
Bugün Smith House'un resmî sitesinde işletmenin Dahlonega'nın Altına Hücum geçmişiyle bağlantısı özellikle tanıtılıyor.
Bir zamanlar müşterilerin farkında olmadan üzerinde yemek yediği maden kuyusu, artık restoranın en dikkat çekici bölümü ve kentin madencilik tarihini hatırlatan turistik bir durak olarak ziyaretçileri karşılıyor. Keşif, tarihi binaların zemininde hâlâ açığa çıkarılmayı bekleyen sırlar bulunabileceğini de gösteriyor.