Yalova'nın Çınarcık ilçesinde 26 Eylül'de evinin balkonundan düşerek hayatını kaybeden şarkıcı Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter'den bu kez üzücü bir haber geldi. Tuğberk Yağız Gülter'in talihsiz bir kaza geçirdiği öğrenildi. İşte sağlık durumu...
Geçtiğimiz eylül ayında Yalova'daki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden şarkıcının Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter'den gelen haber, sevenlerini endişelendirdi. Gülter'in kaza geçirdiği ortaya çıktı.
Sosyal medyada hızla yayılan iddiaların ardından Gülter'den açıklama gecikmedi. Genç isim, kaza geçirdiğini doğruladı ve sağlık durumunu açıkladı.
"BİR KAZA ATLATTIM"
Gülter, "Herkese merhabalar, kaza yaptığımla ilgili çıkan haberler doğrudur. Bir kaza atlattım. Sadece haber biraz rötarlı çıkmış. Endişelenip ulaşmaya çalışanlara teşekkür ederim. Durumum çok şükür gayet iyi. Herkese gönlü gibi günler dilerim. Aktif olarak sosyal medya kullanmamaktayım. Süreci kendi içimde yaşamak istiyorum." sözlerine yer verdi.
Öte yandan Yalova'daki evinin camından düşerek şüpheli şekilde hayatını kaybeden şarkıcı Güllü'nün ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma sürerken, aile bireyleriyle ilgili gelişmeler de kamuoyunun gündeminde yer almaya devam ediyor.
Şarkıcı Güllü'nün ölümünün ardından başlatılan soruşturma kapsamında, kızı Tuğyan Ülkem Gülter 'tasarlayarak kasten yakınını öldürme' suçlamasıyla tutuklanmıştı. Dosyada adli süreç devam ederken, Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter de hakkında ortaya atılan iddialar nedeniyle gündeme gelmişti.
Olayla ilgili farklı iddialar ve spekülasyonlar konuşulurken, bu kez Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter hakkında yeni bir gelişme yaşanmıştı.
Yaşanan gelişmelerin ardından Tuğberk Yağız Gülter, yasaklı madde kullanımı iddialarına ilişkin yaptırdığı uyuşturucu testinin sonucunu sosyal medya hesabından paylaşmıştı.
"YASAKLI MADDEYE RASTLANMADI"
Yağız Gülter avukatı aracılığıyla Instagram hesabından paylaşım yaparak, "20 Aralık 2025 tarihinde, müvekkilim Tuğberk Yağız Hamza Gülter ve kıymetli ailesine yönelik gerçekleştirilen, hiçbir mesnedi bulunmayan ve vicdan sınırlarını zorlayan asılsız ihbarlar neticesinde işbu açıklamanın yapılması zarureti hasıl olmuştur.
Söz konusu tarihte, emniyet teşkilatımıza ulaştırılan karanlık bir elin ürünü olan iddialarda; müvekkilimin ve yakınlarının gayriahlaki ve yasadışı maddeler kullandığı, bunları ikametgahlarında depoladıkları, hatta daha da elim bir iftira ile merhume anneleri Gül Tut'un aziz hatırasına ve miras bıraktığı değerlere dil uzatılarak, bu acı kaybın ardında şüphe uyandırılmaya çalışıldığı esefle müşahede edilmiştir.
Adli makamlarca titizlikle yürütülen tahkikat ve müvekkilimin hanesinde gerçekleştirilen kapsamlı arama neticesinde: Herhangi bir suç unsuruna veya yasaklı maddeye rastlanmamış, Müvekkilime uygulanan ilk biyolojik tetkik ve testlerin neticeleri 'Negatif' çıkarak iddiaların asılsızlığı bilimsel olarak tescillenmiş, Merhume Gül Tut'un vefatı üzerinden kurgulanan menfur senaryoların, yalnızca bir ailenin yasını kirletmeye yönelik beyhude bir çabadan ibaret olduğu gün yüzüne çıkmıştır. İlgililerin tespiti yönünde çalışmalar başlatılmış olup gerekli hukuki girişimler başlatılmıştır." ifadelerini kullanmıştı.
Öte yandan Tuğberk geçtiğimiz aylarda sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda kendisine küfür ve iftiralar atıldığını dile getirmişti.
Sosyal medyada video çeken Tuğberk, "Uzun süredir bir şey paylaşmıyorum. Zamanımın çoğu bana atılan iftiraları, yorumları, mesajları, küfürleri ve yalanları not etmekle geçiyor." demişti.
Ayrıca Tuğberk, "Şunu söylemek için çekiyorum videoyu. Aranızda o kadar güzel insanlar var ki. Böyle vicdanını kaybetmemiş. Karşısındakinin acısını az çok tahmin edebilen" ifadelerini kullanmıştı.
Şarkıcı Güllü'nün oğlu Tuğberk'ten yeni paylaşım: Bana atılan iftiraları not alıyorum!
Bir başka açıklama yapan Tuğberk şunları söylemişti: "Kamuoyuna duyurulur, Yaşadığım bu süreç, hayatımın açık ara en zor günleri ve ayları olmuştur. Ne geçmişte kalmıştır ne de kolayca geçecektir. Annemi, bir gece uykusunda kaybetmemle başlayan bu dönem, daha en başından en ağır noktadan başlamıştır. Bu kaybın hemen ardından, şahsıma yönelik ardı arkası kesilmeyen iddialar, seviyesiz ithamlar, iftiralar ve açık yalanlar ortaya atılmıştır.
Annem hayattayken onu tanıyan ya da tanımayan kişilerin, sanki her gün annemle birlikteymiş gibi anlattıkları akıl almaz hikâyeler; medyada konuşulanların büyük bir kısmının gerçek dışı olduğu kanaatini bende güçlendirmiştir. Zamanla, duygusallıktan uzaklaşıp mantıkla düşünmeye başladığımda bazı gerçekleri daha net görür hâle geldim.
"EN BÜYÜK HATAYDI..."
Annem için rahatlıkla "ölsün" ifadesini kullanabilen bir insanın masumiyetine güvenmek, belki de yaptığım en büyük hataydı. Ablamın anneme zarar vermiş olabileceği ihtimalini düşünmek dahi benim için son derece ağırdır. Hâlâ aşabilmiş değilim. Hâlâ kabul etmek, sizin anlayamayacağınız kadar zordur.
Buna rağmen, "Bir annenin kızı annesine nasıl zarar verebilir?" düşüncesiyle bu ihtimali reddettim ve sustum.
"Hakkımda ortaya atılan iddiaların tamamı asılsız ve seviyesiz olduğu için uzun süre ciddiye almadım. Ancak bu süreç bana; çevremizde, annemin hayatında ve medyada ne kadar vicdansız, ne kadar ahlaksız insanların bulunabildiğini ve güvenerek izlediğimiz haberlerin ne denli yönlendirilebilir, yalan ve iftira içerebilir olduğunu açıkça göstermiştir.
Bazı kişiler, ablamla geçmişte yapılan mesajlaşmaları kamuoyuyla paylaşmıştır. Ancak bu kişiler, bu mesajlar ortaya çıkana kadar sessiz kalmayı tercih etmiş, herhangi bir engelleme girişiminde bulunmamış ve annem hayattayken ne annemi ne de beni bilgilendirme yoluna gitmemiştir.
"GERÇEKLERİ BİLDİKLERİ HÂLDE SUSTULAR"
Gerçekleri bildikleri hâlde sustular. Annem yaşarken sessiz kaldılar. Daha sonra konuşmayı tercih ettiler."
"YÜKÜ BENİM ÜZERİMDEN HAFİFLETMEYE ÇALIŞTILAR"
"Yetmezmiş gibi, annem ve mirası üzerinden planlar yaptığımı iddia ettiler; sanki bu dünyada annemi kaybettikten sonra maddi bir şeye ihtiyacım varmış gibi. Kendi vicdanlarındaki yükü benim üzerimden hafifletmeye çalıştılar."
"PRİM YAPMAYA ÇALIŞTINIZ"
"Ne canlı yayından korktum ne de konuşmaktan ya da sorulara cevap vermekten kaçındım. Kimin oğlu olduğumu unutanlara açıkça hatırlatmak isterim: Hayattayken aramadığınız, zor günlerinde yanında olmadığınız; annem, iki çocuğuyla birlikte haciz sonrası on karton koliyle sokakta kaldığında dahi destek olmadığınız bir insanın ardından, ölümünden sonra sanki hep yanındaymış gibi davranarak prim yapmaya çalıştınız. Kendinizi, sözde annenizmiş gibi; sözde sizi çok seven merhume sanatçı Güllü'nün çocukları gibi tanıttınız."
"HERKES BU GERÇEKLE YÜZLEŞECEKTİR"
"İftira atanların ve yalan söyleyenlerin; bana daha önce ve sonrasında gönderdikleri mesajlar, kendileriyle ilgili belgeler ve somut bilgiler elimdedir. Bunların tamamı, çok yakında yapacağım canlı yayınlarda ve tamamen yasal çerçevede kamuoyuyla paylaşılacaktır. O zaman isim isim konuşulacak; gazla yorum yaparak beni katil, hırsız, yalancı ya da başka sıfatlarla yaftalamaya çalışan herkes bu gerçekle yüzleşecektir.
Hepsiyle hukuki yollarla hesaplaşacağım. Hep birlikte bu süreci izleyeceğiz."
"Ne film şirketleriyle görüştüm, ne annemin tek bir kostümüne başkasını dokundurdum, ne de annemden kalan herhangi bir şeyi kendi menfaatime kullandım. Bu gerçekleri ailem, yakın çevrem ve savcılık makamı eksiksiz şekilde bilmektedir. Ayrıca bu konu kimseyi ilgilendirmez; kimsenin haddine de değildir.
"ORTAYA ATILAN İDDİALARIN TAMAMI İĞRENÇ İFTİRALARDIR"
Ortaya atılan iddiaların tamamı iğrenç iftiralardır. Kamuoyunu bilinçli şekilde yanıltan; beni annesini sevmeyen bir evlat, acı üzerinden güç gösterisi yapmaya çalışan biri ya da annesinin ölümünde payı olan biri gibi göstermeye çalışan herkesle hukuk önünde tek tek hesaplaşacağım. Şahsıma yönelik hakaret, küfür ve iftira içeren tüm paylaşımlar hakkında gerekli yasal başvurular yapılacaktır. Bu yalanların kimler tarafından, hangi amaçlarla ve neye dayanarak üretildiği de ortaya konacaktır."
"İNŞALLAH YAPMAMIŞTIR DÜŞÜNCESİ, ARTIK TAMAMEN KOPMUŞTUR"
"Bugüne kadar ortaya çıkan mesajlar, ses kayıtları ve savcılık makamının değerlendirmelerine rağmen tutunmaya çalıştığım "inşallah yapmamıştır" düşüncesi, artık tamamen kopmuştur. "Ben yapmadım" yönündeki beyan da benim nezdimde inandırıcılığını yitirmiştir.
"TÜM İLETİŞİMİMİ KESTİM"
Bu saatten itibaren kendisiyle tüm iletişimimi kestiğimi kamuoyuna saygıyla bildiririm. Çünkü aklı susturup yalnızca kalple hareket etmek, annemin hakkına girmek demektir.
Ve ben annemin hakkını yedirmem, yedirmeyeceğim. Soruşturma dosyasında bu olayla ilişkili ne kadar kişi var ise sonuna kadar şikayetçi sıfatı ile annem adına tüm yasal haklarımı kullanacağım.
Saygılarımla." ifadelerini kullandı.