Savaş Satış'ın yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği; kadrosunda Bora Cengiz, Caner Erdem, Bahtiyar Engin, Ayşe Tunaboylu, Emrullah Çakay, Elçin Sonakın ve Can Güreler gibi önemli isimlerin yer aldığı "Ateş" filmi bugün vizyona girdi. Türk sinemasının aksiyon ve dram türündeki iddialı yapımlarından olan film, ağabeyinin şüpheli ölümü sonrasında büyük bir adalet mücadelesine girişen bir subayın hikayesini beyaz perdeye taşıyor. Vizyon öncesi Savaş Satış ve Bora Cengiz ile bir araya geldik. Ünlü oyuncular ile filmden, çekim sürecinden ve merak edilenlerinden bahsettik.
Yıllar süren emeğin ardından "Ateş" vizyonda… Ancak filmi beyaz perdeye taşımak hiç de kolay olmadı. Özel gösterimin ardından "Ben bunu yayınlamayacağım" diyerek filmi yeniden ele alan Savaş Satış, kurgu öğrenip filmin başına geçti. İzmit'te film için iki katlı bir villa inşa edip havaya uçuran Satış, "Bugün olsa yine patlatırım" derken, Bora Cengiz ise Türkiye'de daha önce örneği olmadığını söylediği bu sıra dışı çekim sürecini anlattı. "Ateş"in ortaya çıkış hikâyesini ve merak edilenleri Savaş Satış ve Bora Cengiz, Vizyon programında Yasemin Durna'yla paylaştı. İşte tüm detaylar…
-"Ateş" filmi için bir araya geldik. Yıllardır çıkması beklenen, çok emek verilen bir iş. Nasıl bir yoldan geçip beyaz perdeye uzandı, arka planda neler yaşandı? Neden vizyona girişi bu kadar uzun sürdü?
Savaş Satış: Ateş, "Bir asker hikayesi yapalım" cümlesi üzerinden kurmaya başladığım bir hikaye oldu. Senaryo süreci, ön prodüksiyon derken "Ya bu işe nasıl gireriz? Ortakla mı gireriz? Başka bir yapımcı ile mi yaparız?" diyerek öz sermayemizle nasıl yaparız noktasında bir 4 aylık ön hazırlık sonrasında 6 haftalık bir set sürecinin yaşandığı bir film oldu. Bir askerin bireysel intikam hikayesini anlatan bir film. Daha aile dramı ağırlıklı. Merkezinde ve yüreğinde ailesini tutan Ateş'in bir adalet arayışında olduğu, bilinmezleri gün yüzüne çıkartma arayışında olduğu bir hikaye oldu. "Bu zamana kadar eden çıkamadı?" demeyelim "Neden çıkmasını istemedik?" diyelim. Herhalde o da böyle biraz mükemmeliyetçilikten geliyor. İşin her tarafını yoğurduğum için… İşte 2023'te bir özel gösterim yaptım ve gösterimden çıktığım dakika "Hayır, ben bunu yayınlamak istemiyorum" dedim. Çünkü bunun biraz daha çalışılması gereken yerleri var dedim. Nitekim geçtiğimiz ağustos ayında 3 sahne daha çektim. Kurgu sürecine en son ben oturdum. Yani "Çıkamadı" aslında doğru bir cümle olmaz. Bazen sosyal medya "Ya bu çıkamadı mı ne oldu?" diyorlar. Hayır, iyi bir şey izletmek istiyorum ve bu ilk filmin olabildiğince asgari ölçülerde eleştirilmesini istiyorum. Ve "Savaş yapmış" dediklerinde planladığım veya yaşayacağım kariyerimde iyi bir yerde olması için aslında bu kadar bir serüven yaşadık Ateş'le.
ÖZEL GÖSTERİMDEN SONRA "BEN BUNU YAYINLAMAYACAĞIM" DEDİM
-Yani son ana kadar geldi, yayına girecekti ve yayınlatmadın filmi?
S.S.: Tabii tabii. O zaman hatta özel gösterimi yaptım. Çıktım hepsine "Ben bunu yayınlamayacağım" dedim. "Kurgu böyle olmamalı" dedim. O zaman rahmetli babam bile "Bence de bu hali olmamalı" dedi yani. Dolayısıyla bizim sürekli böyle üzerine titredik. İşte müziklerimiz tamamen orijinal eserler. Birkaç tane böyle dışarıdan veya işte kurumsal yerlerden destek aldığımız yer var ama orijinal soundtrackler yaptığımız, rengi üzerine uzun çalıştığımız; efektleri, ses tasarımı, bunların hepsini gerçekten ince işçilikle devam ettirdiğimiz ve işin ehliyle yaptığımız bir süreç oldu.
-İçine sindi mi şu anda?
S.S.: Evet. Film iki aydır paket. Tamamen post prodüksiyon tarafında işçilikleri yapıyordum. Bir defa bile dönüp "Acaba burası değişmeli mi?" demedim.
-Filmdeki rolünüz nedir, karakterinizin anlatmak istediği dert ne?
Bora Cengiz: Sami diye bir karakteri oynuyorum ben. Sami gören ve işten anlamına geliyor. Ve filmde de Sami karakteri oldukça gören ve işiten bir karakter. Asker o da Ateş karakteri gibi. Ateş'in de en sadık askerlerinden ve uzun yıllar vakit geçirdiği askerlerinden bir tanesi. Çok sadık bir karakter. Filmde de bu sadakatini belki son anlar sorgulayacağız ama umumiyetle sorgulamayacağımız bir karakter. Heyecanlıyız valla. Yani Savaş'ın da dediği gibi çok uzun yıllardır verilen bir emek var. Savaş başından kalkmadığı işin. Ben hatta artık böyle arkadaşlarıma şaka yapmaya başladım bir yerden sonra, "Savaş şu anda Ateş için bir yerlerde çalışıyordur" diyordum (gülüyorlar). Gerçekten Savaş sürekli Ateş için çalıştı. Başından kalkmadı. Nitekim en son kurgu öğrenip kurgusunun başına oturdu. İlk sinemasını yapan biri için gerçekten çok kıymetli bir süreç. Ve umarım seyirciler de izlediğinde bu kıymetin farkına varacaklardır. Ki eminim de varacaklardır. Sinemaların Türk işlerine de destek olması gereken bir süreçteyiz. Salonları tekrar Türk işleriyle doldurmalıyız.
İZMİT'TE VİLLA İNŞA EDİP FİLM İÇİN PATLATTI, TÜRKİYE'DE ÖRNEĞİ YOK
-Aksiyonu bol bir iş dedik. Zorlandığınız oldu mu peki?
S.S.: Evet, oldukça. Eylül ayına doğru sarktığı yerde, o zaman set Kocaeli Kandıra bölgesindeydi. Hava gerçekten 6 derecelere kadar düşmüştü. Ve üstsüz çekilebilecek sahneler, böyle yaralanmalar falan oldukça zorlayan bir yerdeydi. Aksilikler yaşadığımız çok şey oldu. Bir gün önceden bir patlama ekibinin yaptığı, 12 saatte set ekibinin hazırlandığı bir yerde mekanı patlattık. Jeneratör arzalandı. 8,5 saat boyunca İstanbul'dan jeneratör bekledik. Böyle şeyler oldu. Deniz sahnelerimiz var. Sevgili Bahtiyar Engin hocamızla beraber çektiğimiz sahnelerde gerçekten açık denizde çektiğimiz yerler var. Orada ekipçe zorlandığımız alanlar da oldu.
B.C.: Savaş'ın üstünden çok hızlı geçtiği bir nokta var. Savaş İzmit'te bir ev inşa etti. İki katlı bir villa inşa etti ve biz bunu gerçekten havaya uçurduk. Yani oranın arsa sahibi "Ya uçurmayın burayı, bana satın" falan dediği bir noktada Savaş orayı patlattı. Ve bunun Türkiye'de daha önce örneği yok.
S.S.: Muhakkak benzeri patlama sahneleri yaşanmıştır ama bir ev inşa edip bunu baştan havaya uçurmak… Bu prodüksiyonda yok. Annem o zaman "Oğlum patlatma. Sat " dedi. Arsa sahibi istiyordu. İyi de bir kar marjıyla istiyordu ama benim amacım orayı yapıp satmak değil ki. Ben müteahhit değilim. Ben orayı film için inşa ettim ve o film için tabiri caizse paramparça ettim orayı yani. Patlatma ekibi de onu söylemişti. Ömer ağabey, Ömer Boduroğlu sektörün öncülerindendir, "Savaşçığım. Türkiye standartlarında bunun üstü yok. Bence de kimse yapmaz artık bunu" dedi. Bugün olsun bugün yine patlatırım.
FİLM İÇİN KURGU YAPMAYI ÖĞRENDİM, 5-6 AY İÇİNDE KENDİM YAPTIM
-Peki, ilk çekimdeki bütün sahneler mi çöpe atıldı? Her şey sıfırdan mı çekildi?
S.S.: Çöpe atıldı diyemeyiz. Hikaye gereği çıkartılan sahnelerimiz oldu. Ama asıl önemli olan şu ki olay örgüsü değişti. Kurgu dili değişti. Sahneler de %60 oranında değişti. 90 dakika, 100 dakika neyse izlettirir ama koptuğun yerler olur ya bazı filmlerde. Ateş'te bu olsun hiç istemedim. O yüzden gittim kurgu öğrendim. Ve "Bu işi yapmalıyım" dediğim bir yerde 5-6 ay içerisinde ben yaptım. Sahnelerimin total çektiğimin %40'ını kullanmadım. Belki yer yer daha fazla olan yerler vardır.
-Seri olarak devamı da düşünülüyor sanıyorum…
S.S.: Öyle tasarladım zaten. Ateş'in ikincisi mesela "Kod Adı Zakkum Ateş" olarak geçecek. Cehennem ateşinde yanmayan tek çiçektir zakkum çiçeği. Ateş kimliğinden sıyrılan bir karakter göreceğiz. Üç seri olarak düşündük Ateş 1, Ateş 2, Ateş 3 şeklinde. Sonrasında da biriktirdiğim notlardan bunun bir dizi hikayesine dönüşmesini istediğim bir proje Ateş. Karakteri de sevdim işin içindeki karakterler de çok renkli.
-İkinci filmin çekimleri başladı mı?
S.S.: Hazırlıkları başladı. Hikayesi zaten oturdu. Hem Türkiye hem Londra'da çekimleri olacak Allah nasip ederse.
-Filmde çok güzel anekdotlar var… Dikkatimi çekenlerden birini sorayım: İnsan kim olduğunu bilir mi?
S.S.: İnsan kimi zaman bilir, kimi zaman bilemez kim olduğunu. Bence yaşadığı, tecrübe ettiği, deneyimlediği olaylar, anlar bazen bilinmezliğe sokabilir insanı.
B.C.: Bazen de bildiğini sandığı kişi kendi değildir zaten.
S.S.: Ama sonra döner bilir kendini. Çünkü Allah, hayat, insana gösterir o kim olduğunu. Sen ne dersen de. Günün sonunda yatağa başını koyduğunda veya bir olayın karşısında dersin ki "Ben buyum."
-Filmin ana teması olan "adalet ve intikam" duygularının sizdeki karşılığı nedir?
S.S.: Ben intikamcı biri değilimdir, kinci biri değilimdir. Ama güzel bir laf var ya, "Dervişin biri kırk sene sonra intikam almış, demiş ki 'Acele ettim.'" Ama düşmanı da kırk sene diken üstünde oturmuş. İntikam öyle bir şeydir. İntikama sebep olan bir gün ondan kısasa kısas ödeyeceğini bilir. Adalet dediğin şey de... Bir noktada tecelli eder ama merkezinde benim için aile ve dostlar var.
B.C.: Ben de öyle çok kin tutan ya da bir şeyi uzun uzadıya kuran kafasında, bir intikam hayaliyle yatıp uyuyan biri hiçbir zaman olmadım. Ama ben de ilahi adaletin bir noktada var olduğunu inanan biriyim.
-Hepimiz her daim bir şeylerle mücadele ediyoruz bu hayatta. Sizin en büyük sınavınız, en büyük mücadeleniz ne için, kim içindir?
S.S.: Ben ailem için savaşırım. Bütün kaygım onların iyi olması, onların ferahlıkta olması adınadır. Bunu gördüm, babamdan rahmetten bunu gördüm. Ağabeyimden de Allah razı olsun. Ama temelinde ne için savaş verir ve mücadele edersin dersen, ailem ve ailem bildiklerinin için yaparım bunu.