Sosyal medyadaki ahlaki aşınmadan kamu kaynaklarının yağmalanmasına kadar uzanan duyarsızlık zinciri, toplumsal yapıda geri dönülemez hasarlar açıyor. Anton Çehov'un tarihi hikayesindeki gibi vidaların tek tek sökülmesine göz yuman anlayış, kanıksanan büyük bir felakete zemin hazırlıyor.
Dijital algoritmalar, sosyal medya dayatmaları, ahlaki erozyona yol açan diziler, filmler, şarkılar ve sahne şovları ile milletçe ayarlarımızı bozmaya çalıştıkları bir gerçek.
Devleti soyup soğana çeviren belediyeler, tarikatlar ve sözde yardım kuruluşları da cabası. Gelin görün ki, bunları normalleştiren, tepki vermeden sıradanlaştıran da biz bireyleriz.
Ne yazık ki alışıyoruz, alıştırıyoruz ve gördüğünü tekrarlayan yeni nesillerle birlikte uçuruma doğru son sürat koşuyoruz.
Ünlü yazar Anton Çehov bu durumu yıllar önce harika bir örnekle anlatmış. Paylaşmanın şimdi tam vaktidir:
Rusya'nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü: Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik; yük dağılır, tren devrilmez.
Müfettiş: Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?
Köylü: Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta...
Müfettiş: Peki ya maaşınızı arttırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?
Köylü: Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz. Büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz.
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi. Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: "Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..." Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. Müfettiş dehşetle bağırdı: "Treni durdurun!" Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu. Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi. Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.