Yeşilçam'ın parlak günlerinde sinema dünyasına hızlı bir giriş yapan usta jönün ardı ardına yaşadığı felaketler, ışıltılı hayatının seyrini tamamen değiştirdi. Geçirdiği talihsiz kaza ve sonrasında gelişen olaylarla zirveden kopan ünlü ismin yıllar sonra ortaya çıkan yaşam mücadelesi yürek burktu.
Yeşilçam'ın bir dönemine damga vuran ve beyazperdenin unutulmaz jönleri arasında yerini alan Mesut Engin'in yaşam öyküsü, başarıyla başlayıp büyük sınavlarla devam eden trajik bir yolculuğu gözler önüne seriyor.
1973 yılında katıldığı Ses Dergisi yarışmasıyla sinema dünyasına adım atan ünlü aktör, kariyerinin ilk yıllarında elde ettiği büyük popülerliğin ardından, hayatının son döneminde zorlu bir yaşam mücadelesi vermek zorunda kaldı.
ŞÖHRET BASAMAKLARINI HIZLA TIRMANAN BİR JÖN
Gerçek adı Mesut Kundak olan sanatçı, 1970'li yılların başında Türk sinemasında kendine sağlam bir yer edindi. "Dert Bende", "Yedi Evlat İki Damat", "Özleyiş" ve "Gecelerin Ötesi" gibi yapımlardaki başarılı performanslarıyla kısa sürede izleyicinin takdirini kazandı.
Yaşadığı derin bunalıma rağmen mesleğinden kopmayan Engin; "Lekeli Kadın", "Ve Recep Ve Zehra Ve Ayşe", "Kaşık Düşmanı" ve "Sonsuz Sokaklar" gibi filmlerde rol alsa da eski günlerine dönmekte güçlük çekti.
1980'li ve 90'lı yıllarda "Kara Para", "Ay Işığı Operasyonu", "Zavallı Kız" ve "Kanlı Para" gibi projelerle kamera karşısına geçmeyi sürdürdü.
SOKAKLARDA VERİLEN ZORLU MÜCADELE
İş hayatında yaşanan olumsuzluklar, boşanma süreci ve son olarak evinde çıkan yangın, usta oyuncunun hayatındaki tüm dengeleri altüst etti. Sahip olduğu her şeyi kaybeden sanatçı, yaşamını sokaklarda sürdürmek zorunda kaldı.
Çevredeki esnafın desteğiyle hayata tutunmaya çalışan oyuncu, uzun yıllar boyunca açlık, soğuk ve ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etti. "Düşler de Ölür", "Kara Gün" ve "Son Defa" gibi yapımlarla hafızalara kazınan ünlü isim, Taksim'de bitkin bir haldeyken tiyatrocu dostları tarafından fark edilerek yardım eli uzatıldı.
DARÜLACEZE YILLARI VE VEDA
2009 yılında Darülaceze'ye yerleştirilen sanatçı, burada verdiği son röportajında geçen yılların yıpratıcı etkisini ve yaşadığı burukluğu dile getirmişti. Uzun süren zorlu sokak hayatının getirdiği sağlık sorunları ve fiziksel yorgunluk nedeniyle günden güne güç kaybeden Yeşilçam'ın tanınan yüzü, 19 Aralık 2011 tarihinde yaşamını yitirdi. Geride ise "Ölüme Köprü"den "Polis Dosyası"na uzanan zengin bir filmografi ve sinema tarihine geçen hüzünlü bir yaşam öyküsü kaldı.
GEÇİRDİĞİ KAZAYLA HAYATI ALTÜST OLAN BİR DİĞER YEŞİLÇAM OYUNCUSU: FERİDUN ŞAVLI
Türk sinemasının gelmiş geçmiş en sevilen serilerinden biri olan Hababam Sınıfı, bize sadece kahkahayı değil, her biri ayrı birer değer olan "güzel insanları" da miras bıraktı.
Rıfat Ilgaz'ın ölümsüz eserinden beyaz perdeye uyarlanan seride, o meşhur siyah önlüğü, haylaz gülüşü ve saf kalbiyle tanıdığımız bir isim vardı: Domdom Ali.
Peki, hafızalarımıza kazınan o sevimli karakteri canlandıran Feridun Şavlı'nın, kameralar kapandıktan sonra nasıl bir hayat mücadelesi verdiğini biliyor muydunuz? İşte Burdur'dan Yeşilçam'a uzanan, başarı ve talihsizliklerle dolu o hikaye...
YEŞİLÇAM'IN BURDUR'DAN GELEN GÜLEN YÜZÜ
6 Ağustos 1953'te Burdur'da dünyaya gelen Feridun Şavlı, sinema kariyerine sadece Hababam Sınıfı'nı sığdırmadı. 1970'li yılların o samimi atmosferinde; "Ah Nerede", "Yüz Numaralı Adam", "Neşeli Günler" ve "Sınıfta Şenlik Var" gibi dönemin en popüler yapımlarında rol alarak izleyicinin sevgisini kazandı.
KADERİN EN AĞIR SINAVI: O KAZADAN SONRA HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMADI
Feridun Şavlı, sinemadan uzaklaştıktan sonra yaşamına yeni bir yön vermeye çalışırken, kader ona en sert yüzünü gösterdi. Geçirdiği korkunç bir trafik kazası, tüm hayatını altüst etti.
BİR KOLUNU KAYBETTİ AMA HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞTI
İzmir-Manisa otoyolunda geçirdiği o talihsiz kazada, Domdom Ali'miz bir kolunu kaybetti. Usta oyuncu moral olarak büyük bir çöküş yaşamasına rağmen, ailesinin desteğiyle yaşama tutunmaya çalıştı.
Ancak Şavlı'nın talihsizlikleri maalesef kolunu kaybetmesiyle de sınırlı kalmadı. Geçirdiği kazadan birkaç yıl sonra, henüz 41 yaşındayken kalbi bu yorgunluğa daha fazla dayanamadı. 1995 yılında geçirdiği bir kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan Şavlı, geride gözü yaşlı bir aile ve milyonlarca sevenini bıraktı.
6 YILDA 95 FİLM, SONRASI BÜYÜK BİR YASAK
Öztürk Serengil ve Fikret Hakan ile kurduğu tiyatro grubuyla adını duyuran Kaner, 1957 ve 1963 yılları arasında tam 95 filmde rol alarak rekor kırdı.
Ancak alkol sorunu nedeniyle yapımcılarla arası açılmaya başladı. Yapımcı Nevzat Pesen'in şikayetiyle Prodüktörler Cemiyeti, Kaner'i "kara listeye" aldı. Yayınlanan mektupla hiçbir yapımcının ona iş vermemesi istendi.
CEBİNDE PARA YOKTU, BUNALIMA GİRDİ...
Bu kararın ardından tamamen işsiz kalan ve maddi olarak tükenen ünlü oyuncu, ağır bir bunalıma girdi. Çevresinden beklediği desteği göremeyen ve ekonomik olarak çıkmaza giren Kaner, 1963 yılının ağustos ayında aşırı dozda ilaç içerek intihar etti.
Böylece Yeşilçam'ın tanınan oyuncusu Suphi Kaner, 30 yaşındaki zamansız vedasıyla sevenlerini büyük bir hüzne boğdu...
YEŞİLÇAM'IN GÖRÜNMEYEN BİR DİĞER YILDIZI: HÜLYA TUĞLU...
Yeşilçam'ın zarif yüzlerinden Hülya Tuğlu, bir dönemin büyük yıldızlarıyla aynı setleri paylaştı. Filiz Akın'ın, Fatma Girik'in yanında; kimi zaman küçük ama unutulmaz rollerde sinemaya emek verdi.
"Selvi Boylum Al Yazmalım"da canlandırdığı Dilek Hanım ise izleyicinin kalbine dokunan ama aynı zamanda tepkisini de çeken bir karakterdi. Yıllar geçse de adı çoğu zaman Kadir İnanır'la birlikte anıldı. Sessiz bir hayat yaşadı… Sessizce de veda etti bu dünyaya. Ama ardında Yeşilçam'ın hatıralarına karışmış ince bir iz bıraktı.