Sinemaya ilk adım attığı andan itibaren Türkan Şoray'a olan benzerliğiyle tüm dikkatleri üzerine çeken, Alageyik, Köyden İndim Şehre ve Ağlama Değmez Hayat gibi unutulmaz yapımlarda dev isimlerle başrolü paylaşan efsane oyuncunun parıltılı hayatı, ekran arkasında büyük mücadelelerle geçti. Genç yaşta aramızdan ayrılan ünlü ismin geride bıraktığı buruk hikaye yıllar sonra yeniden gündeme geldi...
Sinema perdesinde belirdiği ilk andan itibaren masum tebessümü ve derin bakışlarıyla milyonların kalbinde taht kuran bir isim geçmişti Yeşilçam'dan...
Unutulmaz oyuncu Mine Mutlu, beyaz perdede yarattığı o büyüleyici ve renkli dünyanın arkasında aslında senaryoları aratmayan zorlu bir hayat mücadelesi taşıyordu.
İşte 42 yıllık ömrüne büyük başarılar, unutulmaz filmler ve hüzünlü vedalar sığdıran tescilli güzelin yaşam öyküsü…
Ortaokul yıllarında kuru temizlemecide ter döken usta oyuncu ilerleyen dönemlerde ailesine destek olabilmek adına Tapu Kadastro ve Devlet Su İşleri'nde memurluk yaptı.
TESCİLLİ GÜZELLİKTEN SİNEMA SAHNELERİNE
Tüm bu koşturmaca ve geçim mücadelesi sürerken Mine Mutlu, hayatının akışını tamamen değiştirecek bir adım attı.
Güzel yıldız, 1965 yılında Perde dergisi tarafından düzenlenen yarışmaya katılarak Türkiye Güzeli seçildi. Bu ünvan, ünlü oyuncuya sinema dünyasının kapılarını ardına kadar araladı. Kısa sürede yapımcıların dikkatini çekmeyi başaran Mutlu, özellikle Yeşilçam'ın efsane ismi Türkan Şoray'a olan şaşırtıcı benzerliğiyle dönemin magazin basınının odağı haline geldi.
Basında "Yeni Türkan Şoray" olarak anılmaya başlayan tescilli güzel, büyük yapımlardan ardı ardına teklifler almaya başladı.
DEV İSİMLERLE AYNI SETTE BAŞROLLER
Mine Mutlu, kamera önündeki ilk büyük çıkışını Süreyya Duru'nun yönettiği ve Cüneyt Arkın ile başrolü paylaştığı Alageyik filmiyle yaptı. Güzel oyuncu, bu yapımla elde ettiği başarının ardından Yeşilçam'ın aranan kadın yüzlerinden biri haline geldi. Başarılı sanatçı kariyeri boyunca Sadri Alışık, Zeki Müren, Kartal Tibet ve Kemal Sunal gibi sinema tarihinin dev isimleriyle aynı seti paylaştı. Mine Mutlu; Köyden İndim Şehre, Ağlama Değmez Hayat ve İnleyen Nağmeler gibi dönemin çok konuşulan ve ilgiyle izlenen birçok projesinde yer aldı.
70'li yılların ortasında sinemayı saran farklı film akımları döneminde bazı projeleriyle eleştirilere maruz kalsa da usta oyuncu bir süre sonra setlerden uzaklaşmayı tercih etti.
KAMERALARA VEDA VE AİLE HAYATI
1980'li yıllara gelindiğinde Mine Mutlu, çalışma alanını değiştirerek sahnelere adım attı. Ünlü isim, beyaz perdedeki son görünümünü ise Bülent Ersoy ile birlikte rol aldığı Beddua filmiyle gerçekleştirdi.
Işıltılı spot ışıklarının ötesinde Mine Mutlu'nun özel hayatı, sinema kariyeri kadar pürüzsüz ilerlemedi. Güzel oyuncu, 1978 yılında iş insanı Ünal Çulha ile hayatını birleştirdi. Çift, kısa süre sonra yollarını ayırsa da aralarındaki bağ kopmadı ve yeniden bir araya gelerek iki çocuk sahibi oldu.
Mine Mutlu'nun iki evladından biri olan Çağkan Çulha, tıpkı annesi gibi oyunculuk mesleğini seçerek Adanalı, Acemi Cadı ve Kuruluş Osman gibi popüler yapımlarda rol aldı. Kızı Büşra Çulha ise gözlerden uzak, sakin bir yaşam sürmeyi seçti.
YARIM KALAN HAYALLER VE UNUTULMAYAN BİR GÜLÜŞ
En büyük arzusu çocuklarını büyütmek ve onların geleceğini inşa etmek olan Mine Mutlu, ne yazık ki genç yaşta amansız bir rahatsızlığa yakalandı. Başarılı oyuncu, iki yıl boyunca büyük bir dirençle mücadele etse de 18 Eylül 1990 tarihinde, henüz 42 yaşındayken aramızdan ayrıldı.
Hayata gözlerini yumarken ünlü yıldızın aklındaki tek düşünce, geride bıraktığı iki evladının geleceğiydi. Ardında gözleri dolduran bir yaşam öyküsü, onlarca klasikleşmiş film ve asla unutulmayacak masum bir gülümseme bırakan Mine Mutlu, dijital platformlarda yayınlanan projelerle ve anılarla Yeşilçam'ın unutulmazları arasındaki yerini korumaya devam ediyor.
ACI HAYATIYLA HÜZNE BOĞAN BİR DİĞER YEŞİLÇAM USTASI MESUT ENGİN OLMUŞTU...
Yeşilçam'ın bir dönemine damga vuran, ışıltılı sahnelerin aranan yüzü Mesut Engin'in hayat hikayesi, başarıdan en dibe uzanan trajik bir yolculuğun özeti gibi.
1973 yılında Ses Dergisi'nin açtığı yarışmada birçok rakibini geride bırakarak birinci seçilen ve sanat dünyasına hızlı bir giriş yapan ünlü aktör, ne yazık ki son yıllarını sokaklarda, hastalıklarla boğuşarak geçirdi.
HAYATINI ALTÜST EDEN O KAZA
1976 yılında geçirdiği feci trafik kazası, Mesut Engin için sonun başlangıcı oldu. Sağ el bileğinin sinirlerinin kesilmesiyle büyük bir yıkım yaşayan sanatçı, içine girdiği bunalımı aşmakta zorlandı. Bu süreçten sonra yer aldığı Lekeli Kadın, Ve Recep Ve Zehra Ve Ayşe, Kaşık Düşmanı ve Sonsuz Sokaklar gibi filmlere rağmen eski günlerine dönmekte zorluk çekti.
1980'li ve 90'lı yıllarda Kara Para, Ay Işığı Operasyonu, Zavallı Kız ve Kanlı Para gibi projelerde boy gösterse de talihsizlikler yakasını bırakmadı.
"DEDE" LAKABIYLA SOKAKLARDA BİR YAŞAM MÜCADELESİ
Özel hayatında ardı ardına gelen felaketler, Mesut Engin'i evsiz bıraktı. İş hayatındaki başarısızlıklar, boşanma ve ardından evinde çıkan yangınla her şeyini kaybeden efsane isim, sokaklarda yaşamaya başladı.
Çevredeki esnafın "Dede" diyerek yardım ettiği sanatçı, uzun yıllar boyunca açlık ve soğuğun yanı sıra ciddi hastalıklarla da pençeleşti. Düşler de Ölür, Kara Gün ve Son Defa gibi filmleriyle hafızalarda kalan jönün sokaklardaki hali, onu Taksim'de bitkin halde bulan tiyatrocu dostlarının yardımıyla son buldu.