Türkiye'nin ilk kadın sinema yıldızı olan Cahide Sonku; ihtişamlı hayatı, devasa serveti ve trajik çöküşüyle Yeşilçam'ın en hüzünlü hikayesinin kahramanı oldu. İşte efsane ismin zirvedeki altın kadehlerden sefalete uzanan o trajik hayatının perde arkası!
1919 yılında Yemen'de dünyaya gelen ve sanat hayatına 1932 yılında Şehir Tiyatrosu'nda figüran olarak adım atan Cahide Sonku, Türk sinema ve tiyatro tarihine adını altın harflerle yazdırmıştı.
Ancak güzelliği ve yeteneğiyle ardı ardına rekorlar kıran Sonku'nun zirveden dibe çakılışı, Yeşilçam tarihinin en acı örneklerinden biri oldu.
14 YAŞINDA BAŞROL!
Muhsin Ertuğrul'un rejisörlüğünü yaptığı 1933 yapımı 'Söz Bir Allah Bir' filmiyle sinemaya adım atan Cahide Sonku, kısa sürede dönemin en büyük yıldızı haline geldi. Ancak bir akşam kahve içerken yanındaki arkadaşına gülerek, "Ancak aptal kadınlar parasız kalır" demesi, kaderinin ironik bir yansıması olarak tarihe geçti.
BÜYÜK YANGIN HER ŞEYİ KÜL ETTİ
Evliliklerinde aradığı mutluluğu bulamayan, Talat Artemel ve İhsan Doruk ile yaptığı evlilikler hüsranla biten Sonku; kendi film şirketini kurdu. 25 kişinin çalıştığı Sonku Film, kısa sürede 1 milyon liradan fazla kazanç elde ederek dönemin en büyük yapım imparatorluklarından biri oldu.
"SİZ CAHİDE SONKU DEĞİL MİSİNİZ?"
Yıllar geçtikçe unutulan, gazetelerde ara sıra "Cahide Sonku Öldü" yalan haberleriyle anılan ünlü isim, 1970'lerin sonunda Beyoğlu'nda bir lokantada mutfakta bulaşık yıkarken bir fotoğrafçı tarafından fark edildi.
Kendisine yöneltilen "Siz Cahide Sonku değil misiniz?" sorusuna "Ben Cahide Sonku değilim" diyerek yanıt verdi.
18 Mart 1981'de bir arkadaşının evinde 62 yaşında hayata gözlerini yuman Türk sinemasının ilk kadın yıldızının cenazesine ise sadece 8 kişi katıldı. Altın kadehlerden bulaşıkçılığa uzanan bu trajik hayat, Yeşilçam'ın en büyük dramı olarak hafızalarda kaldı.
YEŞİLÇAM'IN ACIMASIZ KÖTÜ ADAMIYDI! FİLMLERDE ARKADAN BIÇAKLAYAN İHSAN GEDİK'İN SON HALİ YÜREK BURKTU...
Sert yüz hatları ile Yeşilçam'da hep "kötü adam" rolleriyle karşımıza çıkan İhsan Gedik, Cüneyt Arkın'ın havada uçarak attığı tekmelerin ve Kemal Sunal'ın absürt dayaklarının merkezindeki o emektar isimdi.
1960'lı yıllarda set işçisi olarak adım attığı Türk sinemasında 600'ün üzerinde filme imza atan İhsan Gedik, ekranların en tanıdık ve en ikonik yüzlerinden biriydi.
Ancak Yeşilçam'ın ışıltılı günleri geride kalınca, usta oyuncu da bir süre sonra yönetmenlerden teklif almamaya başladı. Ancak kameralarına takılan yürek burkan görüntüler, 84 yaşındaki usta oyuncunun yaşam savaşını gözler önüne serdi.
BUGÜN HALA HAYATTA AMA GEÇİMİNİ SAĞLAMAK İÇİN...
İlerleyen yaşına ve fiziksel zorluklarına rağmen hayata tutunmaya çalışan ve Yeşilçam'ın güzel günlerine veda eden isimlerin arasında katılan Gedik, bastonuna dayanıp sokak sokak gezerek kendi kitabını satmaya çalışıyor.
ARTIK ESKİ GÜÇLÜ ADAM DEĞİL
Usta oyuncuyu filmlerdeki güçlü, kavgacı ve korkutucu haliyle hatırlayan hayranları, sokakta elinde kitapçıklarla karşılarında gördüklerinde duygulanmadan edemiyor.
BİZİ KAHKAHALARA BOĞAN SAF CİLALI İBO'NUN BU ÖDÜLÜNÜ BİLİYOR MUYDUNUZ?
1928 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Feridun Karakaya, Kabataş Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra kendini tiyatro sahnelerine adadı. Özellikle 1960 ve 70'li yıllarda beyazperdeye taşıdığı; papyonu, şapkası ve kendine has ritmik yürüyüşüyle akıllara kazınan "Cilalı İbo" karakteriyle Türkiye'nin en sevilen komedi yüzlerinden biri oldu.
Cilalı İbo Almanya'da, Cilalı İbo Teksas Fatihi ve Beyaz Mendil gibi sayısız gişe rekortmeni filme imza atan usta oyuncu, sahnedeki dinamik ve sempatik enerjisiyle halkın sevgilisi haline geldi.
Molière oyunlarındaki muazzam performanslarıyla Fransız kültürünün Türkiye'de tanınmasını sağlayan usta sanatçı, bu çabalarından dolayı Fransa devleti tarafından Legion D'Honneur Nişanı ile ödüllendirildi.
YEŞİLÇAM'IN YAKIŞIKLI JÖNÜ MESUT ENGİN'İN SON HALİNİ GÖRDÜNÜZ MÜ?
Bir dönemin en yakışıklı jönlerinden biriydi, Ses Dergisi'nin o meşhur yarışmasında rakiplerini geride bırakıp zirveye oturmuştu. Ancak Yeşilçam'ın ışıltılı dünyasından sokaklara uzanan hikayesi herkesi gözyaşlarına boğdu. Mesut Engin'in o zor günlerine dair detaylar duyanların kahretti... Yeşilçam'ın bir dönemine damga vuran, ışıltılı sahnelerin aranan yüzü Mesut Engin'in hayat hikayesi, başarıdan en dibe uzanan trajik bir yolculuğun özeti gibi.
1973 yılında Ses Dergisi'nin açtığı yarışmada birçok rakibini geride bırakarak birinci seçilen ve sanat dünyasına hızlı bir giriş yapan ünlü aktör, ne yazık ki son yıllarını sokaklarda, hastalıklarla boğuşarak geçirdi.
YARIŞMA BİRİNCİLİĞİNDEN BAŞROLLERE UZANAN KARİYER
Gerçek adı Mesut Kundak olan sanatçı, kariyerine başladığı 1970'li yıllarda Dert Bende, Yedi Evlat İki Damat, Özleyiş ve Gecelerin Ötesi gibi yapımlarla izleyicinin gönlünde taht kurdu.
Kısa sürede jönler arasına adını yazdıran Engin, Sevmek, Yazık Oldu Yarınlara, Ah Bu Gençlik ve Deli Kız filmleriyle popülerliğini pekiştirdi. Sadece sinemada değil, mankenlik ve fotomodellik dünyasında da fırtınalar estirdi.
HAYATINI ALTÜST EDEN O KAZA
1976 yılında geçirdiği feci trafik kazası, Mesut Engin için sonun başlangıcı oldu. Sağ el bileğinin sinirlerinin kesilmesiyle büyük bir yıkım yaşayan sanatçı, içine girdiği bunalımı aşmakta zorlandı. Bu süreçten sonra yer aldığı Lekeli Kadın, Ve Recep Ve Zehra Ve Ayşe, Kaşık Düşmanı ve Sonsuz Sokaklar gibi filmlere rağmen eski günlerine dönmekte zorluk çekti.