Magazin dünyasında bazı isimler yalnızca gerçek adlarıyla değil, yıllar içinde üzerlerine yapışan lakaplarla da hafızalara kazınıyor. Kimi lakap sahnedeki başarıdan, kimi çocukluk yıllarından, kimi ise fiziksel özelliklerden doğuyor. İşte ünlü isimlerin en dikkat çekici lakapları ve bu isimlerin ortaya çıkış hikâyeleri...
Magazin dünyasında bazı ünlü isimler, gerçek adlarından çok kendileriyle özdeşleşen lakaplarıyla hafızalarda yer ediyor. Kimi sahnedeki duruşuyla, kimi kariyerindeki unutulmaz bir rolle, kimi ise geçmişinden gelen bir hikâyeyle bu lakapları kazandı.
ÜNLÜLER VE DAHA ÖNCE HİÇ DUYMADIĞINIZ LAKAPLARI!
Müslüm Gürses'ten, Nazan Şoray'a, Fatih Ürek'ten Pınar Aylin'e birçok ismin kem arkadaş çevresinde hem de halk arasında lakapları var. Peki, ünlülerin yıllardır dilden dile dolaşan lakaplarının ardında hangi hikâyeler yatıyor biliyor musunuz?
Ünlü şarkıcı Pınar Aylin de bu isimlerin başında geliyor. Minyon bir fiziğe sahip olan Pınar Aylin'in lakabı 'Şirine' olarak biliniyor.
Bir döneme şarkılarıyla damga vuran şarkıcı Erol Büyükburç'a ise arkadaşları "Jezabel Erol" şeklinde hitap ediyormuş.
Büyükburç bunun nedenini ise, "O tarihlerde televizyon ve klipler olmadığı için sanatçılar, okudukları şarkı ile lakap alırlardı. 1952'de "jezabel" şarkısı okuduğum için lakabım "Jezabel Erol" olarak açıklamıştı.
Bir diğer ünlü isim de Hamdi Alkan. Ortaokul yıllarından kalan ismi ise 'More'. Alkan, bir dönem Rumeli türkülerini dilinden düşürmediği için arkadaşları tarafından bu isim takılmış.
Seyfi Dursunoğlu kendisine takılan lakabın hikayesini şöyle anlatmıştı; "Beylerbeyi'nde amatör olarak çalışıyorduk. O çalışmamızda yönetici bendim. Sette yapılan hiçbir şeyi beğenmezdim. Bana "Ne kadar huysuzsun" derlerdi. Birkaç kantocu vardı. Onlardan birine "Kıllıyan Hanım" bir diğerine ise "Oklavayan Hanım" ismini koymuştum. Kendim için de "Virjin" ismini istiyorum demiştim. O zaman senin de ismin "Huysuz Virjin" olsun dediler. O dönemden sonra da bu isim kalıplaşmış bir hal aldı."
Tülin Şahin, Türkiye'de moda ve mankenlik denince akla gelen ilk birkaç isimden biri. 90'lı yılların sonundan bu yana podyumda adeta fırtınalar estiren ünlü manken, aradan geçen yıllara rağmen popülerliğinden ve asaletinden hiçbir şey kaybetmedi.
Bugün 46 yaşında olmasına rağmen hala dev markaların defilelerinde başmanken olarak yürüyen Tülin Şahin, zamana meydan okuyan güzelliğiyle göz doldururken, son günlerde kariyerinin ilk yıllarına ait bilinmeyen bir detayla magazin manşetlerini süslüyor.
PODYUMLARIN "SİVASLI CİNDY"Sİ OLARAK TARİHE GEÇTİ
Tülin Şahin'in kariyer basamaklarını bu kadar hızlı tırmanmasının en büyük nedenlerinden biri, dünyaca ünlü efsane model Cindy Crawford'a olan ikiz gibi benzerliğiydi. Sivaslı bir ailenin kızı olan ve bu benzerlikle dikkat çeken ünlü manken, kısa sürede tüm Türkiye tarafından "Sivaslı Cindy" olarak anılmaya başlandı.
HER ŞEYİ DEĞİŞTİREN O DÖNÜM NOKTASI
Bugün tüm Türkiye onun podyumdaki başarılarını konuşsa da, Tülin Şahin'in zirveye giden yolu aslında hiç hesapta olmayan dev bir tesadüfle başladı.
Ünlü manken, hayatını tamamen tersine çeviren ve podyum efsanesi olmasını sağlayan o ilk başlangıç anını ve yaşadığı büyük şaşkınlığı şu sözlerle anlatıyor:
"Dönüm noktam, 15 yaşındayken doğup büyüdüğüm Danimarka'daki bir AVM'de alışveriş yaparken keşfedilmem oldu. Ailemin ısrarıyla yarışmaya katıldım. Birinci seçildim. Okula giderken gazetelerde kendimi görünce bisikletimden düşüyordum."
Danimarka'da bir alışveriş merkezinde sıradan bir gün geçirirken hayatın merkezine oturan Şahin, o gün yaşadığı bu tatlı şokun ardından podyumların kraliçeliğine giden kapıyı sonuna kadar araladı.
SİBEL CAN'IN KŞFEDİLME HİKAYESİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
Gerçek adı Sibel Cangüre olan ünlü sanatçı, 1 Ağustos 1970 tarihinde İstanbul'da doğdu. Yugoslav göçmeni bir baba ile Mudanyalı bir annenin ilk çocuğu olan Sibel Can'ın müzikle bağı aslında aileden geliyordu. Babası, dönemin birçok ünlü solistine eşlik eden usta bir keman sanatçısıydı. Sanatla iç içe büyüyen genç kız için şöhret basamakları da bu sayede çok erken yaşlarda başlamış oldu.