Türk sinemasının yaşayan en büyük efsanelerinden biri olan Şener Şen'in, milyonları ekran başına kilitleyen o dev kariyerinden önce bambaşka bir hayatı vardı. Şöhret basamaklarını tırmanmadan, kameralarla tanışmadan çok önce geçimini sağlamak için kolları sıvayan ünlü ustanın tam iki yıl boyunca icra ettiği o meslek, duyanları kelimenin tam anlamıyla şoke etti!
Beyaz perdede hayat verdiği karakterlerle adını altın harflerle tarihe yazdıran Şener Şen, sinema dünyasının ötesinde hayranlık uyandıran bir yaşam öyküsüne sahip.
Sinemaseverlerin hafızalarına kazınan Badi Ekrem, Züğürt Ağa ve Eşkıya gibi efsane rollerle zirveye oturan usta sanatçı, kameraların önünde parlamadan çok önce bambaşka bir dünyanın içindeydi.
Bugün başarılarıyla milyonların saygısını kazanan efsane ismin geçmişi, bilinenin aksine büyük bir ters köşeyi barındırıyor.
DİREKSİYON BAŞINDAN SETLERE UZANAN YOL
Ustanın ekmek parası uğruna verdiği mücadele sadece öğretmenlik kürsüsüyle de sınırlı kalmadı. Şener Şen, gençlik yıllarında hayatın en sert yüzüyle karşı karşıya gelerek sokaklarda işportacılık yaptı, İstanbul caddelerinde dolmuş şoförlüğü yaparak direksiyon salladı.
Bugün 84 basamağını deviren dev çınarın geçmişinden gelen bu çarpıcı detaylar, onun neden bu kadar sahici bir halk sanatçısı olduğunu gözler önüne seriyor.
Geçmişine dair bu nostaljik yolculuk, kısa sürede magazin gündeminin en çok konuşulan maddesi haline geldi.
MEMİK DEDENİN GERÇEK MESLEĞİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
Türk televizyon tarihinin en çok izlenen ve unutulmaz yapımları arasında yer alan Yabancı Damat dizisinde, Gaziantepli Memik Dede karakterine hayat vererek 7'den 70'e herkesin sevgisini kazanan usta sanatçı Arif Erkin, bu kez bambaşka bir konuyla gündeme geldi.
90 yaşında hayata gözlerini yuman usta sanatçının ardından paylaşılan taziye mesajları ve anılar, onun sadece yetenekli bir oyuncu değil, aynı zamanda çok donanımlı bir geçmişe sahip olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Vefatıyla sevenlerini yasa boğan Arif Erkin'in, oyunculuk kariyerinin çok öncesine dayanan ve duyanları hayrete düşüren o profesyonel uzmanlığı ise magazin dünyasında yeniden konuşulmaya başlandı.
Sanat dünyasında yer etmeden önce çok farklı bir disiplinle hayata atılan Erkin'in, eğitim hayatına dair detaylar ise dikkat çekici.
İMPARATOR'UN ASIL MESLEĞİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
1952 yılında Şanlıurfa'da dünyaya gelen İbrahim Tatlıses'in hayatı, doğduğu anda bile kolay olmamıştır.
Babası cezaevinde olan Tatlıses, çocukluk yıllarında hiçbir zaman okula gidemedi. Bu durumla ilgili olarak "Urfa'da sanki Oxford vardı da biz mi gitmedik?" diyerek durumu esprili bir dille anlattı.
ÇOCUK YAŞTA ÇALIŞMAYA BAŞLADI
Okuma yazma öğrenememesine rağmen hayata tutunmak için çalışmak zorunda kalan Tatlıses, daha çocuk yaşlarda çeşitli işlerde çalışmaya başlamıştır.
Su satıcılığı yapmış, çığırtkanlık yaparak sinemalarda "Haydi buz gibi su!" diye bağırarak insanlara su satmaya çalışmıştır. Bu dönemde karşılaştığı zorluklar ve haksızlıklar onun hayatına yön vermiştir.
Tatlıses'in kendi ifadesiyle, su satarken bir gün sinemada oturan bir adamın kendisine tokat attığı an hayatındaki dönüm noktalarından biridir: "Bir gün koltukta oturan bir adam birden yerinden kalktı. 'Sus ulan eşek, seni mi dinleyeceğiz.' diye suratıma dört tokat attı. Ve o yediğim tokatlar beni buralara kadar getirdi." Bu yaşananlar, onun hem mücadelesini hem de karakterinin şekillenmesini sağlamıştır.
İŞTE İLK MESLEĞİ!
Gençlik yıllarında inşaatlarda soğuk demir ustalığı yapmıştır. Zor ve ağır iş koşullarına rağmen hayatı boyunca çalışmaktan vazgeçmemiştir. İnşaatlarda çalışırken türkü söylemeyi de ihmal etmeyen Tatlıses, sesini ve yeteneğini orada keşfetmiştir. Adanalı bir sinemacı tarafından bu yeteneği fark edilmiştir. Bu keşif, onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur.
İbrahim Tatlıses, ilk olarak Adana'da çeşitli mekanlarda sahne almaya başlamıştır. Daha sonra Ankara'ya gelerek, burada gazino ve pavyonlarda sahne deneyimi edinmiştir.
1974 yılında söylediği "Ayağında Kundura" türküsü ile geniş kitlelerce tanınmaya başlamıştır. Bu başarı onun radyoya ve televizyona çıkmasını sağlamış, böylece sanat kariyeri ivme kazanmıştır.
70'li yılların ortalarında ise İstanbul'a geçerek sahne hayatını burada sürdürmüştür. İstanbul'daki müzik ve eğlence dünyasında kendisine önemli bağlantılar kurmuş, özellikle kendisine soyadını veren müzisyen Yılmaz Tatlıses ile tanışmıştır. Tüm bu aşamalar, İbrahim Tatlıses'in zorluklarla dolu hayat yolculuğunun bir parçası olmuştur.
İbrahim Tatlıses'in ünlü olmadan önceki hayatı, disiplin, sabır ve çalışma azmiyle doludur. Okula gitmeden, zorlu işlerde çalışarak ve hayatın ona getirdiği tüm engellere rağmen yılmadan yoluna devam eden Tatlıses, başarıyı hak etmiş ve bugün Türkiye'nin en önemli sanatçılarından biri olmuştur. Onun hikayesi, pek çok kişiye ilham veren, emek ve azimle hayatta neler başarılabileceğinin somut bir örneğidir.