Yeşilçam'ın unutulmaz yüzlerinden "Ömercik", masum gülüşüyle milyonların kalbini fethetmişti. Ancak kameraların ardında bambaşka bir hikâye vardı. Henüz 4 yaşında sinemaya adım atan minik yıldız, şöhretin parıltısı altında büyük acılarla büyüdü. Çocuk yaşta yaşadığı trajediler, hayatının seyrini değiştirdi. Peki, Ömercik'in ışıl ışıl kariyerinin ardında nasıl bir dram gizliydi? İşte, efsane çocuğun karanlık hikâyesi…
1959 yılında dünyaya gelen Ömer Dönmez, Yeşilçam'ın en parlak dönemine henüz çocuk yaşta adım attı. 1963'te, yalnızca 4 yaşındayken kamera karşısına geçerek Türk sinemasının büyülü atmosferiyle tanıştı ve kısa sürede dönemin unutulmaz yüzlerinden biri haline geldi.
Küçük yaşta adım attığı sinema dünyasında, kuzeni Zeynep Değirmencioğlu ile birlikte yer aldığı "Ayşecik" filmleriyle hafızalara kazındı. Bu seride canlandırdığı "Ömercik" karakteri, onu Yeşilçam'ın en sevilen çocuk oyuncularından biri haline getirdi.
Henüz çocuk yaşta büyük bir ün kazanan Dönmez, Yeşilçam'ın unutulmaz simalarından biri oldu. Yaklaşık 40 filmde rol alarak sinema tarihine iz bırakan oyuncu, "Ayşecik ile Ömercik" ve "Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler" gibi yapımlardaki unutulmaz performanslarıyla hafızalara kazındı.
HAYATINI DEĞİŞTİREN O KAZA!
Ne var ki Ömer Dönmez'in hayatı, genç yaşta yaşadığı talihsiz bir kazayla bambaşka bir yöne savruldu. 17 yaşındayken arabasının kelebek camını tamir etmeye çalıştığı sırada tornavida gözüne saplandı ve bu olay sonucu sol gözünü kaybetti. Yaşadığı bu ağır travmaya rağmen neşesinden ve pozitif duruşundan vazgeçmeyen Dönmez, her zaman sevgiyle hatırlanan bir Yeşilçam yüzü olarak hafızalarda yer etti.
Cenazesi, İstanbul Üsküdar'daki Selimiye Camii'nden kaldırılmış ve İstanbul Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı'na defnedilmiştir. 60 yaşında kaybettiğimiz oyuncunun cenazesine ise başta Ediz Hun olmak üzere birçok ünlü isim katılmıştı.
ACI DOLU HAYATINI BAŞARIYA DÖNÜŞTÜREN YILDIZ: EKREM BORA!
Türk sinemasının efsanevi oyuncularından Ekrem Bora, 7 Mart 1932'de Ankara'da dünyaya geldi. Babası, Türkiye'nin ilk uçak asker pilotlarından Mazhar Uçak'tı ve soyadını da uçuşu sırasında almıştı. Bora, babasını henüz bebekken kaybetti ve ailesiyle İstanbul'a taşındı.
1962 yılında Ayhan Işık ve Türkan Şoray ile başrolü paylaştığı "Acı Hayat" filmiyle büyük çıkış yakalayan Bora, sert karakterlerin aranan yüzü haline geldi.
1966'da Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Erkek Oyuncu" ödülüne layık görüldü. 1970'li yıllarda sinema sektöründeki durgunluk nedeniyle sahneye yönelen sanatçı, bir dönem gazinolarda şarkıcılık yaptı.
Bora, 1990'da "Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu" filmiyle bir kez daha Altın Portakal kazandı. 2008'de İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından "Yaşam Boyu Onur Ödülü"ne layık görüldü.
Türk sinemasının en karizmatik aktörlerinden biri olarak hafızalarda yer eden sanatçı, usta isimlerin de belirttiği gibi, sinema tarihine unutulmaz bir iz bıraktı.
YEŞİLÇAM'IN SULTANI TÜRKAN ŞORAY'IN OYUNCULUĞU NEDEN BIRAKTIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ?
1-6 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan 36. Münih Türk Film Günleri'nin bu yılki onur konuğu, 'Türk sinemasının Sultanı' Türkan Şoray olacak. Festival kapsamında Şoray'a Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü takdim edilecek. Şoray'ın da katılacağı açılış gecesinde, yönetmenliğini Atıf Yılmaz'ın yaptığı 1977 yapımı kült film 'Selvi Boylum Al Yazmalım' gösterilecek.
TÜRKAN ŞORAY'IN HİÇ BİLMEDİĞİNİZ O YÖNÜ!
Türk sinemasının unutulmaz ismi, Yeşilçam'ın 'Sultan'ı Türkan Şoray, sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı. 28 Haziran 1945'te İstanbul'da doğan usta oyuncu, tam 222 filmde rol alarak dünyanın 'en çok film çeviren' kadın oyuncusu unvanına sahip oldu.
Altın Portakal Film Festivali'nde dört kez "En İyi Kadın Oyuncu" ödülüne layık görülen sanatçı, 1991 yılında devlet sanatçısı unvanını aldı. Aynı zamanda UNICEF iyi niyet elçisi olan Şoray, eğitime verdiği destekle de tanınıyor.
Fatma Girik, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit ile birlikte "Yeşilçam'ın Dört Yapraklı Yoncası"ndan biri olarak kabul edilen usta oyuncu, sinema dışında yönetmenliğe de el attı.
"Dönüş" (1972), "Azap" (1973), "Bodrum Hakimi" (1976) ve "Uzaklarda Arama" (2015) gibi filmlerin yönetmenliğini yaparak, sektördeki yeteneğini farklı alanlarda da gösterdi. 1981 yapımı "Yılanı Öldürseler" filminde ise Şerif Gören ile birlikte yönetmenlik koltuğuna oturdu.