Siyah gözlükleri, uzun paltosu ve tehditkar duruşuyla Türk sinemasına damga vuran usta oyuncu; Korkusuz Korkak, Tatar Ramazan ve Umudumuz Şaban gibi efsane yapımlarda canlandırdığı sert karakterlerle hafızalara kazındı. Ancak Yeşilçam'ın en korkulan yüzlerinden biri haline gelen ünlü ismin sinemaya adım atma hikâyesi, bir iş kazası ve doktor muayenesinde yaşanan inanılmaz bir tesadüfle başladı. Yılmaz Güney'in fark ettiği o tek bir detay, hem kaderini hem de Türk sinemasının kabadayı imajını kökten değiştirdi...
Türk sineması, bir dönem perdede fırtınalar estiren en ikonik yüzlerinden birine veda etti. Siyah gözlükleri, uzun pardösüsü ve tekinsiz duruşuyla hafızalara kazınan usta oyuncu Hikmet Taşdemir, 82 yaşında yaşamını yitirdi.
Beyaz perdede canlandırdığı sert ve acımasız figürlerle tanınan sanatçının şöhrete uzanan yolu ise sinema tarihindeki en sıra dışı tesadüflerden birine dayanıyor.
KADERİNİ DEĞİŞTİREN FABRİKA KAZASI
Sinemaya 1971 yapımı Baba filmiyle adım atan ve onlarca yapımda mafya babası, kabadayı ve zorba rolleriyle izleyici karşısına çıkan Taşdemir'in hayatı, gençlik yıllarında bir fabrikada çalıştığı sırada yaşadığı talihsiz bir olayla tamamen farklı bir yöne evrildi.
"Askeri okulda okuduğum dönemde tanıdığım Doktor Yıldırım Aktuna'yı ziyarete gittim. Meğer Yılmaz Güney'in de doktoruymuş. Elim hep cebimdeydi. Güney bana dönüp, 'Elini cebinden çıkartsana,' dedi. Çıkardım, parmaklarımı görünce, 'Parmaksız bir kabadayı rolü var, tam sensin!' dedi. İşte her şey o anda başladı."
UNUTULMAZ KARAKTERLERİN MİMARI OLDU
Bu tarihi teklifin ardından kamera karşısına geçen Taşdemir, bilhassa Kemal Sunal ile birlikte rol aldığı Korkusuz Korkak filmindeki 'Gaddar Kerim' tiplemesiyle Türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.
Ardından Umudumuz Şaban'da 'Mardinli Arif' ve Tatar Ramazan'da 'Cıbıl Halil' gibi hafızalara kazınan karakterleri canlandırdı. Sert jestleri, az konuşan ama tehditkâr tavırlarıyla bir dönemin kabadayı imajını tek başına şekillendirmeyi başardı.
KİM DER Kİ 90 YAŞINDA? YEŞİLÇAM'IN HAYRAN BIRAKAN BİR DİĞER İSMİ: İZZET GÜNAY!
İzzet Günay, 21 Ağustos 1934 tarihinde İstanbul'un Sarıyer ilçesinde dünyaya geldi. Babası Şirket-i Hayriye'de iskele memuru olarak görev yapıyordu. İlk öğrenimini Deniz Koleji'nde tamamlayan Günay, Haydarpaşa Lisesi'nde Seyfi Dursunoğlu ile arkadaşlık yaptı. Lise yıllarında amatör tiyatroya ilgi duymaya başlayan Günay, bu ilgisini Yeşilay Gençlik Kolu'nda sürdürdü.
İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğü'nde teknik ressamlık yaptıktan sonra bir süre dans hocalığı yaptı. Askerlik dönüşü linyit ticaretiyle ilgilendi. 1957 yılında, gazete ilanı ile Dormen Tiyatrosu'na katıldı ve burada profesyonel oyunculuğa adım attı. İlk olarak "Kara Ağaçlar Altında" adlı oyunda ufak bir rolde sahneye çıkan Günay, 1957-1963 yılları arasında birçok tiyatro oyununda rol aldı.
Sinema kariyerine 1958 yılında "Kırık Plak" adlı filmle başlayan İzzet Günay, 1964'te başrolünü üstlendiği "Varan Bir" filmi ile büyük çıkış yaptı.
Aynı yıl, 1. Altın Portakal Film Festivali'nde "Ağaçlar Ayakta Ölür" filmiyle "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazandı. 1970'li yıllarda sinemada önemli projelere imza atan Günay, sonraki yıllarda az sayıda yapımda yer aldı. Ayrıca Türkan Şoray ile başrollerini paylaştığı "Vesikalı Yarim" filmi, tüm Türkiye'nin hafızalarına kazınan "Halil" karakteriyle özdeşleşmesini sağladı.
Birçok ödüle layık görülen Günay, 2002 yılında 39. Altın Portakal Film Festivali'nde "Yaşam Boyu Onur Ödülü", 2013'te ise 20. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde "Yaşam Boyu Onur Ödülü" aldı.
İŞTE İZZET GÜNAY'IN SON HALİ!
Günümüzde ise İzzet Günay'ın 90 yaşına gelmesine rağmen adeta kendisine hayran bırakan son hali ise gündem oldu. İşte o son hali…
Yeşilçam'ın unutulmaz yıldızı, güzelliğiyle bir döneme damga vuran Bahar Öztan'ın arkasında bıraktığı hayat hikâyesi, sandığınızdan çok daha hüzünlü... Parıltılı ekranların ardında; hastalıklarla, ayrılıklarla ve sessiz mücadelelerle dolu bir yaşam... 61 yaşında hayata veda eden Bahar Öztan'ın gözlerden uzak son yılları, herkesin yüreğine dokunacak türden.
11 Ağustos 1962'de Hatay İskenderun'da doğan Bahar Öztan'ın asıl adı Ülkü Cerrahoğlu'ydu. İstanbul'da büyüyen Öztan, genç yaşta güzelliğiyle dikkat çekerek 1976'da bir fotoroman yarışmasında finalist oldu.
Ardından modelliğe ve oyunculuğa adım atan sanatçı, Elidor reklamıyla ilk kez ekranlarda boy gösterdi. Gamzeli Güzeli lakabıyla tanınan Öztan, yaklaşık 30 reklam filminde rol aldı. 1977 yılında "Çırılçıplak" filmiyle sinemaya adım atan Bahar Öztan, 1980'li yıllarda "Doktor Civanım", "Kanlı Nigar" ve "Orta Direk Şaban" gibi Yeşilçam'ın klasikleşmiş filmlerinde rol aldı.
Kemal Sunal ile başrolleri paylaştı. 1987'de şarkıcılığa da başlayan Öztan, yurt içi ve yurt dışında sahne aldı. 1991'de mimar Yavuz Çolak ile evlenen oyuncu, aynı yıl Bodrum'da bir butik otel açtı. 1996'da oğlu Yiğit'i dünyaya getirdi.
2001-2007 yılları arasında Amerika'da yaşadı. Türkiye'ye döndükten sonra birkaç dizi ve reklam projesinde yer aldı. Sanat hayatı boyunca 60'a yakın film ve dizide rol alan Bahar Öztan, Yeşilçam'ın en özel kadın oyuncularından biri olarak hafızalarda yer etti.
Bahar Öztan, sekiz yıl boyunca kolon kanseriyle mücadele etti; hastalık tekrar nüksettiğinde yeniden tedavi sürecine girdi. Fiziksel olarak yorgun, ruhen ise çökmüş hissettiğini belirtti ancak moralini yüksek tutmaya çalıştı çünkü bu hastalığın en büyük düşmanının stres ve üzüntü olduğunu vurguladı.
Bu zorlu yıllarda en büyük desteği, hem arkadaşı hem de doktoru gibi gördüğü 27 yaşındaki oğlu oldu. Üzüntüleri içine atmanın hastalığı tetiklediğini, hayatın üzülmek için çok kısa olduğunu ifade etti.
Oyunculuğa dönmeyi çok istese de hastalığın belirsizliği nedeniyle projelere katılamadı; özellikle bir polisiye yapımda yer almayı hayal etti.