Yeşilçam'ın sevilen isimlerinden Çiğdem Tunç, yıllara meydan okuyan görünümüyle yeniden gündemde. "Şabaniye" filminde Kemal Sunal ile sergilediği performansla hafızalara kazınan 62 yaşındaki oyuncu, son paylaşımıyla sosyal medyada takipçilerinden tam not aldı.
Yeşilçam'ın unutulmaz komedi filmlerinden Şabaniye, vizyona girdiği dönemde büyük ilgi görerek Türk sinemasının klasikleri arasına adını yazdırdı. Kemal Sunal'ın başrolünde yer aldığı filmde Erdal Özyağcılar, Adile Naşit, Aliye Rona ve Reha Yurdakul gibi usta isimler de rol alırken, yapım yıllar geçmesine rağmen izleyicilerin en sevdiği filmler arasında yer almayı sürdürüyor.
Filmdeki güzelliğiyle dikkat çeken ve birçok kişiye Perihan Savaş'ı hatırlatan Çiğdem Tunç ise performansıyla öne çıkan isimlerden biri olmuştu.
Zarif tavırları, çarpıcı bakışları ve döneminin simgesi haline gelen güzelliğiyle hafızalara kazınan Tunç, uzun süre ekranlardan uzak kalsa da unutulmayan oyuncular arasında yer almayı sürdürdü.
KEMAL SUNAL'IN BİR DİĞER PARTNERİ GÖLGEN BENGÜ'NÜN SON HALİ DE GÖRENLERİ ŞOKE EDİYOR...
Türk sinemasının çok sevilen yapımlarından biri olan Meraklı Köfteci'de Kemal Sunal ile başrolü paylaşan Gölgen Bengü, sergilediği oyunculuğu ve duru güzelliği ile hafızalarda yer edinmişti.
2 FİLMİN ARDINDAN ORTADAN KAYBOLMAYI SEÇTİ!
Yeşilçam'da bu film sayesinde adını duyuran Bengü, 1976 yılında katıldığı Sinema Artisti yarışmasında ikinci olmuştur.
Ardından 1977 yılında Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile birlikte Aslan Bacanak filminde oynamış ve Zeynep karakterine hayat vermiştir.
AKADEMİK KARİYERİNE YÖNELMEYİ TERCİH ETTİ
Oyunculuğu bırakma kararı alan Bengü, akademik kariyerine yönelerek Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu.
Daha sonra North Carolina A&T State University'de yüksek lisans yaparak Clemson University'de doktora eğitimini tamamladı.
PROFESÖR OLDU!
Şimdilerde 70 yaşında olan Gökçen Bengü, New Jersey Teknoloji Enstitüsü'nde Makine ve Endüstri Mühendisliği bölümünde profesör olarak çalışmalarını sürdürüyor.
TÜRKİYE'NİN İLK MİLLİ MANKENİ
Eğitimini Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsü'nde tamamlayan Belkıs, 1953 yılında okulun düzenlediği bir gemi seyahatine katılarak tasarımları yurtdışında tanıttı ve böylece "Türkiye'nin ilk milli mankeni" unvanını aldı.
Bu seyahat sırasında Belkıs soyadını aldı. Moda kariyerinden sonra sahneye yönelen sanatçı, Lale Oraloğlu'nun teklifiyle tiyatroya adım attı. Dormen, Arena ve Oraloğlu Tiyatrosu gibi topluluklarda görev aldı.
1966 yılında "Ölüm Tarlası" filmiyle Yeşilçam'a giriş yapan Belkıs, kısa sürede dönemin dikkat çeken isimlerinden biri haline geldi.
İŞTE LEYLA BELKIS'IN SON HALİ! 86 YAŞINDA HAYRAN BIRAKIYOR...
Genellikle kışkırtıcı, frapan ve fettan kadın karakterleriyle izleyicinin hafızasında yer eden sanatçı, 1970 yılında "Kalbimin Efendisi" filmiyle 7. Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. 1984 yapımı Atıf Yılmaz filmi "Dağınık Yatak" ise onun sinema kariyerinin en önemli yapıtlarından biri oldu.
İkinci eşi yönetmen Yalçın Otağ'ı 2014'te kaybeden Belkıs, anılarını "İpek Çoraplar" adlı kitabında kaleme aldı. Bugün yaşamını Moda ve Datça arasında sürdüren sanatçı, hâlâ Yeşilçam'ın en zarif ve en "tehlikeli" kadınlarından biri olarak anılıyor.
YEŞİLÇAM'IN FİLMLERİ ARATMAYAN HİKAYESİYLE BİR DİĞER İSMİ: HİKMET TAŞDEMİR!
Yeşilçam'ın unutulmaz "kötü adam" karakterlerinden biri, siyah gözlükleri, uzun paltosu ve sert mizacıyla hafızalara kazınan Hikmet Taşdemir, 82 yaşında hayatını kaybetti.
"Parmaksız kabadayı" lakabıyla tanınan usta oyuncunun sinema kariyeri, tam anlamıyla bir film senaryosu gibi...
1971 yapımı Baba filmiyle sinemaya adım atan Hikmet Taşdemir, uzun yıllar boyunca sayısız yapımda kabadayı, mafya babası, zorba ve korkulan adam rollerine hayat verdi. Ancak onu Yeşilçam'ın ikonik karakterleri arasına sokan asıl hikâye, yıllar önce yaşadığı bir iş kazasıyla başladı...
"Bir elektrik fabrikasının motor kısmında çalışıyordum. Parmağımı preste kaybettim," diyen Taşdemir'in hayatı bu kazayla kökten değişti. Yaralı eliyle dolaşırken ellerini hep cebinde saklayan Taşdemir, bir gün tesadüfen gittiği bir doktor ziyareti sırasında Yılmaz Güney ile karşılaştı. Bu karşılaşma, onun hayatının dönüm noktası olacaktı.
Taşdemir, o anı şöyle anlatmıştı:
"Askeri okulda okuduğum dönemde tanıdığım Doktor Yıldırım Aktuna'yı ziyarete gittim. Meğer Yılmaz Güney'in de doktoruymuş. Elim hep cebimdeydi. Güney bana dönüp, 'Elini cebinden çıkartsana,' dedi. Çıkardım, parmaklarımı görünce, 'Parmaksız bir kabadayı rolü var, tam sensin!' dedi. İşte her şey o anda başladı."