A Milli Futbol Takımı, 2026 Dünya Kupası D Grubu'nun ilk haftasında Avustralya karşısında 2-0 mağlup oldu. A Milli Futbol Takımı'nın performansını SABAH SPOR yazarları Ömer Üründül, Ahmet Çakar, Fatih Doğan, Bülent Timurlenk, Mustafa Çulcu ve Gürcan Bilgiç değerlendirdi.
2026 Dünya Kupası D Grubu'nun ilk haftasında A Milli Futbol Takımı, Avustralya ile kozlarını paylaştı ve rakibine 2-0 kaybetti. A Milli Futbol Takımı'nın mağlubiyetini SABAH SPOR yazarları Ahmet Çakar, Bülent Timurlenk, Fatih Doğan, Gürcan Bilgiç, Mustafa Çulcu ve Ömer Üründül mercek altına aldı. İşte Türkiye – Avustralya maçından sonra değerlendirmeler…
ÖMER ÜRÜNDÜL: MONTELLA'NIN NE YAPMAK İSTEDİĞİNİ ANLAYAMADIM
Favori olduğumuz her maça temkinli yaklaşırım... Bunun da sebebi senelerdir, bu tip karşılaşmalarda aldığımız beklenmedik sonuçlardır. Avustralya önünde bir puan bile olsa alacak oyunu sergileyemedik.
Rakibimiz fizik açıdan güçlü, kendilerine özgü bir oyun modeli olan, öncelikle savunmayı çok adamla kapatıp, ani geçiş oyunlarını düşünen bir takım. İlk yarı topa daha fazla sahip olan taraf bizdik ama hiç pozisyon üretemedik. Üstüne üstlük bir de skor dezavantajına düştük.
Hücum planı hiç işlemediği için mecburen ikinci yarıya hiç hazır olmayan, sakatlık riski taşıyan Kenan Yıldız'la başladık. Kenan, bir takım varyasyonlar yapmaya çalıştı ama uzun süre idmansızlık, böyle sert bir rakip karşısında handikap teşkil etti. İkinci golü de yedikten sonra moraller de bozuldu. Baskımız devam ettiği halde, gol atamadan 90 dakikayı tamamladık.
Montella'nın, Kerem çok kötü oynarken Deniz Gül değişikliğini son dakikalara bırakması ilginçti. Salih Özcan ve Mert Müldür'ü birlikte oyuna alarak bir hamle yaptı. Bunu yaparken ne düşündü bunu da anlayamadım. Sonuçta kötü bir maçı yenilgiyle kapattık. Artık Paraguay'a konsantre olmamız şart. Her şey bitmedi.
GÜRCAN BİLGİÇ: ENSEYİ KARARTACAK DURUM YOK, UMUTLUYUZ
Beklenmedik bir yenilgi varsa, üstelik de gol atamadıysanız, herkes eline fatura alıp; sahibini arar. Ama bizi geliştirecek olan suçlu bulmak değil, tekrarın olmamasını sağlamak. Çocuklar ilk defa Dünya Kupası'na katıldılar. Üstelik favoriler. Bu baskıyı gördük hepsinde.
Yüzde 78 topa sahip olan bir takıma "mücadele etmediler" diyemeyiz. 30 kere şut deneyen bir takıma da "kötü oynadılar" dememeliyiz. Rakip ceza alanında 53 kere topla buluşmuşsanız, "taktik yetersizdi" de derseniz, "o zaman bu sayılar nasıl oldu" cevabını alırsınız.
Yenilgi Avustralya'nın takım olarak hatasıza yakın kalesini savunması ile önemli oyuncularımızın performansının yetersizliğinden kaynaklandı. Arda Güler'in bir aylık sakatlık sonrasında topa yabancılaşması, Barış Alper'in "acemi" modunu açması, iki golde de İsmail Yüksek'in pozisyon hatası, Merih Demiral'ın yediği çalım…
Montella'nın "statik santrfor" niteliğinde, kalabalık defansın içinde arkası dönük oynayabilen oyuncuları tercih etmemesini, daha önceki maçlarda da gördük. O zaman da "Bu doğru değil" dedik. Mesela Kosova, Galler maçları. Kalabalık kapanan rakiplerdi, yenemedik. "Tekrarlanmayan yanlışlar, geliştirir" demiştik. Oyuncularımız sonraki maç daha iyi oynayabilirler. Deniz Gül de oynasa sonuç değişmeyebilirdi. Ama 30 orta denenen maçta, ortalığı Kerem karıştıramazdı. Özetle sıkıntı yok. Enseyi karartmayalım.
AHMET ÇAKAR: 'GRUP LİDERİ OLUR MUYUZ' DERKEN OLANLARA BAKIN!
Milli Takım, ilk maç sonrası resmen milletin hayalleriyle oynadı. Aslında onları havaya sokan biziz. Curaçao, Irak, Yeşil Burun Adaları gibi takımların iştirak ettiği Dünya Kupası'na gitmeyi korkunç bir şey olarak algıladık ve Bizim Çocukları şımarttık.
Maçın kaybı Montella'ya yazar. 1.95'lik stoperlerinin arasına 1.73'lük Kerem'i sıkıştırdı ve tek pivot santrforumuz Deniz Gül'ü maçın son dakikalarında 2-0 mağlupken oyuna aldı. Bazı oyuncular var, sosyal medyada youtuber, saçlar boyalı, bazıları örgülü, kendi imajlarını düşünmekten milli takımı düşünmeyen bu sorumsuzlar, sadece mağlup olmadılar, mücadele bile etmediler.
Topun bizde kalması çok önemli değil. Yüreklerini ortaya koyamadılar. Koskoca ilk 45 dakikada yaptığımız faul sayısı 1… Adamlar bir kez geldi ama iki gol attı. İlk gole bakıyoruz, dilbaz Merih, komik hallere düştü. Vasat, hızlı bir adam yanından attı, arkasına geçti ve vurdu. İkinci yarı top bizde kabul… Ama ürettiğimiz pozisyon sayısı sınırlı.
Sözüm ona Avrupa'nın en önemli kalecilerinden biri olan Uğurcan'ın yememesi gereken bir gol. Şimdi işler sıkıntıya girdi. Paraguay'ı yenemezsek işimiz çok zor. Daha 24 saat önce "Grup lideri olur muyuz" diye hesap yaparken şimdi "Nasıl 3.'cü olacağız" diye dizlerimizi dövüyoruz.
FATİH DOĞAN: TÜRKİYE ÜST TURA ÇIKAR İNANCIM ÇOK YÜKSEK
2026 Dünya Kupası'na Avustralya'ya yenilerek başlamak sarsıcı ve yıpratıcı bir sonuç oldu. Ceza alanında 52 kere topla buluşup, 30 şut çekmek bir istatistiktir ama şunu net bir şekilde söyleyebiliriz; iyi niyet, gayret, mücadele, takım ruhu var ama sonuç yok.
Montella'nın özellikle kapanan takımlara karşı B planını hep merak etmiş ve dile getirmiştim. Hocanın 2024'te başarıya ulaşan ve 24 yıllık Dünya Kupası hasretini dindiren tekniğini fazla eleştiremeyiz. Ancak bazen kırılma anları vardır. Avustralya karşısında maçın ve Montella'nın kırılma anı bence yediğimiz ilk goldü…
O ana kadar rakibin kapanacağını, kontrataklarla çıkacağının biliyorduk. Kontratak oynayan bir takım ilk golü bulursa bu şiddet iki katına çıkar. 27. dakikada hocadan duvarı aşmak için hamleler yapmasını, B-C hatta D planlarını sergilemesini beklerdik. Barış Alper solda vasat başlamışsa, 2024'te olduğu gibi onu uca alabilirdi. Ya da uzunlar arasında yorulan Kerem'in yerine… Deniz'i alıp çift forvete de dönebilirdik. Kerem'in bu kadar verimsiz bir ortamda ısrar edilmesindeki yanlışlık da cabası. Hoca bu maçta neler kaybettiğinin farkında. Ancak beklentilerin çok uzağında.
Türkiye bu gruptan çıkar. İnancım yüksek. Ancak Montella çarptığı duvarı nasıl aşacağına kafa yorup, takıntılarını bırakmalı.
MUSTAFA ÇULCU: ONLAR DERSİNE DAHA İYİ ÇALIŞMIŞ!
Tüm Türkiye 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası'nda olmanın mutluluğu içinde, sokaklar, caddeler, şehir meydanları sabahın erken saatinde ayakta tek yürek olmuş, büyük moral ve umutla ekranları başındaydı. Maça iyi başladık ancak alışık olduğumuz ritimli pas trafiğimiz istenilen seviye değildi. Kalabalık Avustralya savunmasını açmakta zorlandık.
Popoviç eski bir stoper olduğu için çok iyi bir savunma takımı inşa etmiş. Arda ile takımın bağlantısını ikili sıkıştırmalarla mümkün olduğunca kesti. Kanat forvetlerimize yakın stoperlerin baskısı ile final paslarını ve şutlarını engelledi. Belli ki Montella'ya göre dersini daha iyi çalışmış. İyi kapanan, açık alan bırakmayan rakip savunma arasında Kerem etkili olamadı. Buna rağmen 85'e kadar oyunda kalması kabul görmedi. Barış verimli olamayınca ikinci yarıya Kenan ile başladık. Avustralya tüm hücumlarımızı 5-4-1 ile karşıladı. Kaptıkları toplarla kalemize çok çabuk geldiler. İlk golde Irankunda'yı üç savunmacı ile durduramadık. İkinci golde ise Metcalfe'ye çok rahat vurdurduk. Jordan Bos kanadını iyi kullandı önlem alamadık.
Kenan oyuna girdikten sonra adam eksiltti, tehdit eden ataklar üretti ancak sonuç alamadık. Topta da bizi istemedi! Dünya Kupası bitmedi. Bu takım bundan önce çok şeyi başardı yine başaracaktır. Önümüzdeki iki maçtan alacağı puanlarla gruptan çıkacağına inancım tamdır. Maçın hakemi 42 yaşındaki Venezuelalı Jesus Valenzuela futbolun doğasında olan basit temaslara izin verdi. Oyunu tempo kattı. Ekibiyle birlikte çok başarılı performans sergiledi.
BÜLENT TİMURLENK: VINCENZO MONTELLA'YA MEKTUP!
Sinyor Montella. Bu maçın son düdüğüyle yazılmış bir maç kritiği değil. Yorumcu olarak değil, Türkiye'nin futbolu seven bir insanı olarak saat farkı sayesinde mağlubiyeti hazmetmiş biri olarak kaleme alıyorum. Milli Takımı buralara getiren sizsiniz. Tebriğimizi, desteğimizi eksik etmedik. Bu oyunda kazanmak da var kaybetmek de. Ancak beni endişelendiren siz ve kaptanınızın maç sonunda oyuna dair yaptığı değerlendirmeler.
Siz, "Biz 30 hücum yaptık, şanssızdık diyorsunuz" kaptan da "Oyunu domine ettik, biz iyiydik diyor." Peki hocam. Biz oyunun hiçbir dakikasında iyi değildik. Avustralya'nın ne oynayabileceğini elbette biliyordunuz. Ancak siz kadro içindeki güç dengesinin üstünde bir güce sahip değilsiniz galiba. Rakip 12 şutu engellemiş, 54 uzaklaştırmayla oynamış ve siz 704 pas yapmışken kalenizde 2 gol birden görüp hiç atamamışsanız gerçekler ortadadır. Rakibin dev savunmacıları varken neden 'topu kaldırın' dediniz bunu da bilmiyoruz. Rakibi açmak için oyunu genişletmek gerekirken Arda da merkeze çekilince uzaktan şut dışında silahınız kalmadı.
Can Uzun'u en uçta düşünmüyorsunuz. Deniz'i tecrübesiz kabul ediyorsunuz. Rakip 2-0 öndeyken takımlarında süre bulamayan Salih ve Mert'i alıp neredeyse skor 3-4 olmasın diye evhamlanıyorsunuz. Bu takımın hocası da doktoru da sizsiniz. Karşınızda Paraguay maçı öncesi 39 derece ateşle yatan hasta bir takım var. Biz turp gibiyiz ile bu hafta geçmez. Tedavi için doğru teşhis, doğru ilaç gerekir. Reçeteyi yazacak kabiliyettesiniz. Yeter ki mesleğinizin sorumluluğunu unutmayın.