Süper Lig'in ilk haftasında Beşiktaş, Eyüpspor karşısında 1-0 galip geldi. Siyah-beyazlıların kazandığı müsabakayı SABAH Spor Müdürü Murat Özbostan, Bülent Timurlenk, Mustafa Çulcu ve Fatih Doğan değerlendirdi.
Vincenzo Italiano yönetimindeki Beşiktaş, Süper Lig'in ilk haftasında Eyüpspor engelini 1-0'lık skorla geçti. Beşiktaş'ın zaferini SABAH Spor Müdürü Murat Özbostan, Fatih Doğan, Bülent Timurlenk ve Mustafa Çulcu mercek altına aldı. İşte Beşiktaş – Eyüpspor maçı sonrası değerlendirmeler…
MURAT ÖZBOSTAN: TARAFTAR AÇ, TAKIM DA ÇOK İSTİYOR
Beşiktaş lige öyle bir başladı ki… Skor tabelasında 3 puan yazıyor ama bu 3 puanın hikâyesi sadece Eyüpspor karşısında alınan galibiyetten ibaret değil. G.Saray, F.Bahçe ve Trabzon'un puan kayıplarıyla başladığı haftada Beşiktaş'ın kazanması, altın değerinde.
İlk haftadan rakiplerin önüne geçmek, üstelik kendi sahanda müthiş taraftarının desteğiyle kazanmak, bundan daha iyi bir başlangıç zor bulunurdu. Ama asıl dikkat çekmek istediğim başka bir nokta var: Beşiktaş'ın bu sezon yaptığı en önemli transfer belki de sahadaki yıldızlardan biri değil, kenardaki adam; İtaliano!
Adam maçı yaşıyor. Gol olduğunda seviniyor, pozisyon kaçtığında kahroluyor, oyuncusuna kızıyor, alkışlıyor, sürekli oyunun içinde kalıyor. Futbolda teknik direktörün takım üzerindeki etkisini bazen tek bir görüntü anlatır. Benim aklıma bir anda F.Bahçe-G.Birliği maçında sarı-lacivertlilerin gol yediği anda ekranlardaki İsmail Kartal'ın yüz ifadesi geldi. Sanki maç bitmişti.
İşte teknik adam farkı burada başlıyor. Bir hoca sadece taktik çizmez; takımına enerji, oyuncusuna güven verir, tribünü ayağa kaldırır. Hoca bu enerjiyi görüyorum ve bence Beşiktaş adına çok kıymetli. Bir ara "Gidecek mi, kalacak mı?" diye konuştuğumuz Cerny ise şimdi iki maçın adamı oldu. Bu tesadüf değil. İyi teknik adam, elindeki futbolcunun ne verebileceğini görür.
Cerny'ye dokunmuş, özgüvenini yükseltmiş ve karşılığını da almaya başlamış. Djalo da kendisini gösteren isimlerden biriydi. Taylan ise adeta "Ben de varım!" dedi. Olaitan'ın yaptığı asist ise gecenin özel anlarından biriydi. Öyle bir pas verdi ki, bir an insanın aklına İniesta geldi. Bazen bir asist sadece asist değildir; oyuncunun yeteneğini gösterir..
Peki Trossard? Açık konuşalım; henüz hazır değil. Ama kalitesini belli eden dokunuşları var. Top ayağına geldiğinde oyunun hızını değiştirebilecek bir oyuncu olduğu belli. Fakat topsuz oyunda ve bazı karar anlarında henüz istediğimiz Trossard'ı göremedik. En önemlisi Beşiktaş kazanırken gelişiyor.
Bir parantez de taraftara; Müthiş bir atmosfer vardı. Beşiktaş'ın zorlandığı anlarda tribün devreye girdi, takımın enerjisi düştüğünde taraftar yükseltti. Beşiktaş'ın en büyük avantajlarından biri de bu. Sonuçta Beşiktaş için kusursuz bir futbol gecesi değildi ama çok değerli bir galibiyet gecesiydi. Sezon uzun, yol uzun. Kartal ilk uçuşunda 3 puanı kaptı. Şimdi sıra, bu uçuşu daha da yükseltmekte.
FATİH DOĞAN: HEDEFİ 12'DEN VURDU
Siyah-Beyazlı takım Avrupa'da 4 maç yenilmeden ve hiç gol yemeden yaptığı hızlı girişi Süper Lig'e de taşıdı. İlk haftada hedefi 12'den vurarak yarışa başladı desek yanlış olmaz. Üç büyük rakibinin de kazanamayıp puanlar kaybetmesi bir anda yarış psikolojisini Beşiktaş lehine fırsata dönüştürdü.
Oyunun merkezinde dengeyi korurken kanatlarda Cerny ve Trossard üzerinden çözüm aradı. Gol de bu arayışın karşılığıydı. Olaïtan'ın hazırladığı pozisyonda Cerny'nin bitiriciliği, Beşiktaş'a sezonun ilk lig üç puanını getirdi. Ancak maçın ikinci hikâyesi, Eyüpspor'un 68. dakikada 10 kişi kalmasıydı. David Costa'nın ikinci sarı karttan oyun dışı kalmasıyla Beşiktaş'ın önündeki kapı iyice açıldı. Fakat siyah-beyazlılar bu avantajı ikinci golle taçlandıramadı. İşte burada soru işareti var.
10 kişilik rakibe karşı maçın fişini daha erken çekmek gerekirdi. Beşiktaş skoru korudu, oyunu kontrol etti ve üç puanı aldı ama şampiyonluk yarışında bu tür fırsatların daha acımasız değerlendirilmesi gerekiyor. Sonuçta Beşiktaş kusursuz bir maç oynamadı. Ama ligin ilk haftasında kusursuzluk değil, kazanç önemlidir. Bu daha ilk hafta… Şampiyonluk yarışlarında bazen sezonun hikâyesi böyle başlar.
BÜLENT TİMURLENK: RAKİBE NEFES ALDIRMADILAR
Avrupa'da elemelerde kazanılan dört maç, şampiyonluk yarışında ilk haftada berabere kalan üç rakip, İtalya'nın en büyük değil ama en hızlı çıkışını yapan teknik adamı, kalede Nübel, kanatta Trossard, türevinde Vlahovic…
Bu şartlarda tribüne gelip şampiyonluk hasreti uzun yıllar çeken taraftar, takımı ilk dakikadan itibaren iter. Böyle başladı maç. Salih, Orkun Olaitan orta sahası; Eyüpspor'a rakip sahaya geçme imkanı tanımazken Beşiktaş, kısa sürede kazandığı ikinci toplarla oyunu Eyüp kalesine yıktı. Cerny çizgideyken verimsiz.
Kabul edelim Dünya Kupası sonrası Trossard'ın forma girmesi için 10-15 güne ihtiyacı var. Önde fizikli top tutan bir santfor olmayınca orta çıkan verimsizliğe çare Cerny'nin içeriye kaçıp rakip defansın arkasına sarkmasıyla bulundu. İkinci yarıda Avrupa'daki maçın da etkisiyle ev sahibinin temposunun biraz gerilemiş olması normal. İtaliano'nun talep ettiği oyun çok fazla enerji gerektiriyor. Geçen sezon Beşiktaş, öne geçtiği maçlarda oyunu sahasında kabul ederdi. Bu maçta momentumu hiç bırakmadılar.
10 numaraya ince işler yapacak yaratıcı bir adam alacakları kesin. Vlahovic'in 11'e gelişi ile birlikte başka bir Beşiktaş izleyeceğiz. Ama dünkü Beşiktaş'ın üç ezeli rakibi takılmışken üç puanla ilk haftayı kapatması çok mühim. Not: Yaz aylarındaki konserlere rağmen Beşiktaş zeminini harika tutmuş. Cuma günkü kötü zemine sahip G.Saray, ezeli rakibinden ders alsın.
MUSTAFA ÇULCU: SAÇ ÇEKME DİREKT KIRMIZI OLMALIYDI
Beşiktaş'ta topu rakipten çok kısa sürede geri kazanma hırsı, başarısı ve baskı rakibi hiç oynatmadı. Çok önemli diğer bir gelişme de hem ideal kadro hem rotasyonlu kadro uyum içinde istekli, coşkulu, aynı oyunu oynuyor. Bu da İtaliano'nun etkisi ve başarısıdır. Olaitan müthiş. Cerny ile uyumu golü getirdi. Her iki oyuncu, harika oynadılar. İtaliano'nun henüz hazır olmayan Trossard ve etkisiz kalan Semih'i oyundan alması doğru hamlelerdi.
Baştan sona oyun üstünlüğü Beşiktaş'taydı ve kazandı. Rakip 10 kişi olmasına rağmen yaşanan gol sıkıntının ilacı belli Vlahovic…
Oğuzhan Çakır genç ve FIFA kokartlı bir hakemimiz. Çok atletik ve sahaya çok da yakışıyor. Lakin modern futbolda neyin faul neyin kart olduğunu kısacası futbolu ve hakemliği bilmiyor. Üzücü olan gelişim de gösteremiyor. Zaten sert oyun var, bir de buna hakemin kararsızlıkları ve dengesiz kartları eklenince oyun kızıştı.
Djalo topla mücadele olmaksızın D. Costa'yı saçından çekti. Şiddetli hareket. Hemen aklımıza Cucurella'yı saçlarından çeken Neves'in ihracı geldi. Bu çekme kırmızı kart ama hakem sadece faul verdi kart çıkmadı! 68'de D. Costa ikinci sarıdan ihracı doğru. Verdiği vermediği fauller ve kartlar çok tartışmalı. Futbolcularla iletişiminde heybetli fiziğine rağmen beden dili zayıf kalınca sanki eğiliyor küçülüyor. Arsenal-M. City (3-0) Süper Kupa finalinde hakem Barrot 23 faul, Oğuzhan Çakır ise bu akşam 34 faul çaldı. Anthony Taylor'ın işi zor…