Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası'nda Gençlerbirliği'ni mağlup ederek finale yükseldi. SABAH Spor yazarları Murat Özbostan, İskender Günen ve Mustafa Çulcu, karşılaşmayı değerlendirdi. İşte o sözler...
SABAH Spor yazarları Murat Özbostan, İskender Günen ve Mustafa Çulcu, Trabzonspor'un Gençlerbirliği'ni eleyerek Türkiye Kupası'nda finale yükseldiği maçı değerlendirdi. İşte o sözler...
İSKENDER GÜNEN: "DEĞİŞİKLİKLER YARADI"
"Trabzonspor, zor da olsa finale çıkma başarısı gösterdi. Gençlerbirliği ligdeki konumundan dolayı rotasyonlu bir kadroyla sahadaydı. Çok rahat geçmesi beklenen müsabakada zorlukların önde olduğu süreler öne çıktı. Bir maç düşünün… Onuachu gibi bir oyuncunuz varsa, topla buluşturmanız gerekmekte. Ama bu bir türlü gerçekleştirilemedi.
Kendi sahasında kalabalık oyun anlayışı olan takıma karşı kenar ataklarının önemi çok büyüktür. Topa sahip olmak önemli ancak ilk yarı iki kenardan da atak girişimleri hiç yok! Özellikle sol kanatta Lovik'in temposu ve pozisyon bilgisi yetersiz görüntü ortaya çıkardı. Orta sahada Oulai, Bouchouari oyuna ağırlık koyamazken bordo-mavililer, hücum organizasyonlarında ritim problemi yaşadı.
İlk 45 dakika şut bile çekemeden bitti. İkinci yarı oyun; final pasları yetersizliği, anlamsız pas hataları hücumda organizasyonların olmayışı şeklinde sürdü. İlk kez 54. dakikada Muçi ile gelen gol pozisyonu var. Sonrasında ani gelişen Gençlerbirliği atağı, savunmanın yaptığı hata ve rakibin 17 yaşındaki oyuncuyla bulduğu gol…
Golden sonra yapılan oyuncu değişikliklerinin ardından ise Gençlerbirliği, kendi sahasında kaldı ve Trabzonspor baskıyı artırdı. Kornerden gelen topta Gençlerbirliği oyuncusunun kendi kalesine attığı golle beraberlik yakalandı. Maçın son dakikalarında Muçi, bu sezonki kritik gollerinden birini kaydederek takımını finale taşıdı. Oynanan oyundan çok, önemli olan final biletini almaktı."
MURAT ÖZBOSTAN: "YALÇIN KAFASINI TAŞLARA VURSUN!"
"Trabzonspor'un artık klasikleşen bir oyun karakteri var. Bordo-mavililer maçların ilk bölümünde frene basıyor, ikinci yarıda ise bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Dün oynanan mücadele de bunun en net örneklerinden biriydi. Karşılaşmanın kırılma anı ise Trabzonspor'un geriye düştükten sonra panik yapmamasıydı. İlk baskıyı doğru paslarla kıran Karadeniz ekibi, topu bilinçli kullanmaya başlayınca kontrolü yavaş yavaş eline aldı.
İlk yarıda geçiş savunmasında ciddi problemler yaşayan Trabzonspor, orta sahadaki pas temposunu artırınca oyunun yönü tamamen değişti. Finali getiren unsur ise kaliteli ayakların sorumluluk alması oldu. Ve gelelim gecenin yıldızına… Muçi'ye… Kalitesini bir kez daha gösterdi.
Herhalde Trabzonspor hiç düşünmeden bu oyuncuyu kadrosuna hemen katar. Aslında Muçi'yi (toplam 15 gol, 7 asist) sezon boyunca izlerken insanın aklına ister istemez Sergen Yalçın geliyor. Beşiktaş'ta yeterince değerlendirilemeyen bir oyuncunun Trabzonspor'a hayat vermesi, siyah-beyazlı takım adına da ayrı bir sorgulama konusu.
Eğer Beşiktaş'ın elinde Muçi seviyesinde bir yıldız olsaydı, bugün ligde ve kupada çok farklı şeyler konuşulabilirdi. Fatih Tekke'ye de ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Genç bir oyuncunun yeniden özgüven kazanmasını sağlamak önemli bir meziyet. Tekke, sadece takımı finale taşımadı; aynı zamanda bir yıldızı yeniden ayağa kaldırdı."
MUSTAFA ÇULCU: "HAKEMLİĞİ BİTTİ!"
"Lig şampiyonluğu kadar değerli olan Ziraat Türkiye Kupası şampiyonluğuna uzanan yarı final maçında inanılır gibi değil ama ilk yarıda topla daha fazla oynayan takım Trabzonspordu fakat gol beklentisi sıfır. İsabetli şuttan vazgeçtim şutu yok! Trabzonspor, ikinci yarıya daha coşkulu ve istekli girdi. Gençlerbirliği bunu kalabalık savunmayla önledi, hızlı geçişle golü buldu. Fatih hocadan doğru hamleler geldi.
Nihayet kornerden gelen yüksek topla beraberliği yakaladı. Çok zorlandığı maçı tecrübesiyle kazandı. MHK Başkanı, çullulara çulsuzlara takılı kalıp aklı sıra subliminal mesajlarla uğraşacağına işine, evrensel atama prensiplerine odaklansa ve hakemlerin performanslarını takip etse Ali Yılmaz'ın son 2 maçındaki formsuzluğunu görür bu maça atamazdı! Ama bunun için liyakat lazım. Ali Yılmaz o kadar basit temaslara uydurma fauller çaldı ki oyunu ve tempoyu kesen kendisi oldu.
52'de Nwakaeme'nin aleyhine çaldığı faul sonrası oyuncular gülmeye başladı. Hakemin kapasitesini çözen futbolcular, kararları kendileri vermeye, birbirlerini itip kakmaya, oyunu çirkinleştirmeye başladılar. 90'da Bouchouari ile Furkan mücadelesinde hakem sarı çıkardı, herkes önceden sarısı olan Bouchouari'ye gösterecek diye beklerken - çünkü oyuncuyu işaret etti - yerden kalkmasını bekledi.