Fenerbahçe, Süper Lig'in 24. haftasında Antalyaspor ile deplasmanda 2-2 berabere kaldı. Fenerbahçe'nin Antalya deplasmanındaki puan kaybını SABAH Spor yazarları Gürcan Bilgiç, Ömer Üründül, Ahmet Çakar ve Mustafa Çulcu değerlendirdi.
Süper Lig'in 24. haftasında Antalyaspor ile Fenerbahçe arasındaki karşılaşma 2-2'lik eşitlikle sona erdi. Fenerbahçe'nin zirve yarışındaki kritik puan kaybını SABAH Spor yazarları mercek altına aldı. Ömer Üründül, Gürcan Bilgiç, Mustafa Çulcu ve Ahmet Çakar çarpıcı ifadeler kullandı.
GÜRCAN BİLGİÇ: DÜDÜKLER KİMİN İÇİN ÇALIYOR!
Trabzonspor maçını kazandıktan sonra Fenerbahçe'nin senaryosundaki en etkili cümle; "Fikstür avantajı"ydı. Önlerini açıp, zor deplasmanları atlatıp, Galatasaray'ın takılmasını bekleyeceklerdi. Öyle de oldu açıkçası. Avrupa sonrası Konya'da kaybeden Galatasaray kendine düşeni yaptı ama "esas oğlan" Kasımpaşa'yı yenemedi sahasında. Sakatlıkların etkilediği kadro yapısındaki defansif zaaflar, üst üste üç maçta da kendini gösterdi aslında.
Yiğit Efe'nin acemiliği, Mert Müldür'ün ikramları, olmayacak gollerin tabela görüntüsü oldu. Nottingham'ın yorgunluğu üstüne Antalya deplasmanı kolay değil. Ancak geniş kadro, bol sıfırlı sözleşmeler ile yapılması gerekenler olacaktı. Kazanılması gereken maçların son cümlelerinde hep "son saniyeler" yazıyor. Son saniyede Kasımpaşa'ya puanı kaptır, son saniyede topu iki metreden direğe nişanla. Bu anların tercümesi "yetersizlikten" öte başka bir kelime olmalı aslında.
Sadettin Saran yönetiminin, hakem kararları hakkında sessizliği var. Hataları bizler yazıyoruz zaten ama takımın hakkını koruması gereken onlar. Bir gün önce gösterilmeyen kartların peşine, dün her kendini ata faul çalan hakem yönetimi gelir elbette. Mert Müldür'ün ayağına basılması, top için yapılan mücadelede hakemin de gözünde değil, VAR'ın da umurunda. Geçen sezonların bakış açışı geldi artık düdüklere… Fenerbahçeli kayıp puanlara hayıflanmasın, bugün olmasa, başka maç yapacaklardı bunları…
ÖMER ÜRÜNDÜL: MECBUR MUSUN YÜRÜYEN KANTE'YE!
Tedesco büyük yanlışlarına devam edince Fenerbahçe, hediye puanlarla lig yarışından uzaklaşıyor. Bir maçın planlamasını önceden doğru yapmak lazım. Takım zaten yorgun. Mutlak kazanılması gereken bir deplasman maçı oynayacaksın. Mecbur musun yürüyen Kante'ye görev verip 90 dakika sahada tutmaya. Önemli olan bu maçı hasarsız geçmek mi yoksa Kante'yi kazanmak mı?
Zaten genç santrfor Cherif arkadaşlarını yeterince tanımıyor, zamana ihtiyacı var. Bir de bunlara Asensio'nun ikinci yarıdaki ikinci Antalya golüne kadar hiçbir şey yapmaması eklenince olanlar oldu. Bu bölüme kadar bir başka yanlış da üçlü defans yüzünden Guendouzi'den de orta sahada katkı alamamaktı. Fenerbahçe, ikinci yarıda 2-0'dan döndü, maçı da kazanabilirdi. Tedesco'nun bu devrede de yine yanlışı vardı. Kerem niye çıktı, 87'de giren 2 oyuncu ne katkı verecek, anlamak mümkün değil. İlk devredeki felaket oyunda tek aktif olan o vardı.
Sezon başından beri yeri geldikçe vurguladım. 'Tedesco'nun Mert Müldür'e takıntısı var' diye. Dün gece Semedo sakatlanınca oyuna giren Mert'i ikinci devre çıkararak milli takımı futbolcusunun onuruyla oynadı. Fenerbahçe'nin karşısına uzatma bölümünde bu defa şanssızlık çıktı. Asensio'nun çok müsait kafa vuruşu çerçeveyi bulamazken son saniyede karambolde Nene'nin vuruşu direkte patladı. Tedesco'ya son cümlem de şu: "Günümüz futbolun[1]da yürüyen bir futbolcu 90 dakika sahada kalıyorsa bu eşyanın tabiatına aykırı bir durum."
AHMET ÇAKAR: PENALTI YOK, DEVAM DOĞRU!
Hasar çok büyük… Fenerbahçe inişli-çıkışlı grafiğine devam ediyor. Trabzon'da mükemmel oyun, önemli galibiyet, ardından Kasımpaşa'da kaybolan puanlar. Sonrasında Nottingham Forest'te çok iyi oyun hatta turu getirebilecek önemli pozisyonlar var ama dün gece Fenerbahçe diye bir takım 70 dakika yok.
Önce Ederson'dan bahsedelim. Yediği iki golde de ağır sıkıntı var. İlk golde sıfırdan golü yiyor. İkincisinde de vurulan kafayı kalenin içine yumrukluyor. Böyle bir dünya yıldızı kaleci olmaz. Fenerbahçe ilk devre hiçbir şey yapmadı. Kerem'in karşı karşıya kalıp kötü vurduğu pozisyon dışında da pozisyonu yok. İkinci yarıda Antalya ikinci golü de buldu. İşte hayaller orada bitti.
Ardından Cherif'in kafa golü ve hemen arkasından da Veysel'in kendi kalesine attığı golle Fenerbahçe umutlandı. İşte bundan sonra Fenerbahçe döndürebilir diye düşündük. Aslında çok istediler. Pozisyonlar da buldular ama başaramadılar. Puan farkı 4'e çıktı. Artık bu haftalarda kaybedilen her puan şampiyonluktan biraz daha uzaklaşmak demek.
Hakem Alper Akarsu'yu beğendim. Bazı faul hataları yaptı ama özellikle topa yapılan hareketleri çok iyi değerlendirdi. Fenerbahçe'nin penaltı beklediği pozisyonlarda ise devam kararı doğru.
MUSTAFA ÇULCU: BUZ GİBİ PENALTIYDI!
Fenerbahçe'de ne bir plan ne bir organizasyon, sahaya yansıyan olumlu hiçbir argüman yok. Oyuncular arasında inanılmaz kopukluk var. Kimse ne yaptığını bilmiyor. Oyunu rakip alana hiç yıkamadılar. Pas oyununu hiç yapamadılar. İbiği kesik horoz gibi her topa basmaya çalışan bir Guendouzi var. Şampiyonluğa aday Fenerbahçe'nin futbolu bu olamaz! Uzatmalarla birlikte ilk yarı 51 dakika. Ben maça baktım maç bana baktı! Antalyaspor'un elini kolunu sallayarak soldan giren Ballet'in getirdiği topla bir golü ve bir de şutu, Fenerbahçe'nin de araya girerek kaptığı toplarla Kerem'in biri uzaktan vurduğu yan ağlarda kalan ve bir de kaleci Julian'a teslim ettiği iki şut var. O kadar.
Skriniar olmayınca saha içi lideri yok. Tedesco, yok ki ona da geçmiş olsun diyelim. Krizi yönetecek kimse kalmayınca en ufak rüzgârda savruluyor. Alper Akarsu çok sakin başlayan maçta ilk faulünü 15'te çaldı. İlginçtir o da faul değildi. İlk yarı sonunda toplam 13 faul oldu. Hakemler oyuncu sakatlıklarını niye sahada yaptırırlar derhal sedye çağırıp çıkartmazlar oyunu soğuturlar anlamış değilim.