Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında Sporting deplasmanında 3-1 mağlup oldu. Norveçli hakemin maçtaki kararları, sahadaki futbolun önüne geçti. SABAH Spor'un usta yazarları Bülent Timurlenk, Mustafa Çulcu, Ömer Üründül ve Levent Tüzemen maçı değerlendirdi.
Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında Sporting ile Galatasaray kozlarını paylaştı. Galatasaray, Sporting deplasmanından 3-1 mağlup ayrıldı. Sarı-kırmızılıların mağlup olduğu maçı ve tartışmalı hakem kararlarını SABAH Spor'un duayen isimleri Levent Tüzemen, Ömer Üründül, Mustafa Çulcu ve Bülent Timurlenk mercek altına aldı.
BÜLENT TİMURLENK: OKAN BURUK'TAN POZİTİF KATKI YOK
Jakobs'u stoperde, Eren'i sol bekte, Yunus'u sol kanatta, Barış'ı en önde kullanmak Galatasaray'ın ideal 11'inden 4 taşı yerinden oynatmak demek. Taşları yerinden oynayan takımların mekaniği bozulur ama G.Saray dün gece Lizbon'da kusursuz çalışan bir makine gibi başladı.
İki sezon önce Kadıköy'de Mourinho'ya karşı Yunus'u sol kanatta sahaya çıkarıp orta sahanın artı bir adamı olarak konumlandıran Okan Buruk, benzer bir tercihi dün Sporting'e karşı uyguladı. Bu da G.Saray'a hem topa sahip olmayı hem de rakibin geçiş hücumlarını önlemeyi sağladı.
Ev sahibinin tutuk başladığı bir maçta 1-0 öne geçmek ve oyunun momentumunu elinde tutarken ikiyi bulmamak elbette talihsizlik ama Portekizliler, dişe dokunur tek hücumlarında kolay bir golle beraberliği buldular.
Leroy Sane'nin kaçırdığı çok net pozisyon gol olsa Galatasaray, devreye de önde giderdi. İkinci yarı Frankfurt benzeri bir kâbus yaşadı Galatasaray. 46'dan itibaren 1-1'i koruma amaçlı bir kafa vardı. Topa sahip olmayı kaybettiler. Penaltı ağır bir karar olabilir, üstüne bir de çıkması çok ama çok zor bir frikik. Okan Buruk ikinci yarıda değişikliklerle pozitif hiçbir katkı veremedi takımına.
Ligde 4 maçta yenilen 6 golün bir devam istatistiğidir Lizbon'da yenilen 3 gol. İlk yarı bittiğinde bir puan yetmez denilen oyundan son düdükle 3 puanı bırakmak çok ama çok düşündürücü. Galatasaray adına dün geceki karşılaşmada sahanın adamı Lucas Torreira oldu.
LEVENT TÜZEMEN: YENİLGİ HAKEMLER & OKAN BURUK
Maçın Norveçli hakemi Eskas ile VAR'ın Alman hakemi Dingert adaletli kararlar vermedi. Altimira'nın, Batrakov'un karnına attığı tekme net kırmızı karttı. Eskas, sarı gösterdi. Altimira da sevinçten hakemi alkışladı.
Luis Suarez'e Eskas'ın çaldığı penaltı saçmaydı ama VAR'daki Alman Dingert, "Gel Norveçlim pozisyonu incele" bile demeyip kararı onayladı. İğneyi hakemlere batırdık, çuvaldızı da Okan Buruk'a batıracağız.
Galatasaray 2-1 geriye düşüyor, Leao giriyor; skor 3-1 olunca Deniz Gül'ü oyuna atıyor. Oysa 1-1'lik skorla devreye Galatasaray girdiğinde oyunda sırıtan iki futbolcu vardı; Biri Leroy Sane, diğeri de kaptan Yunus. Bu ikili, top ayaklarına geldiğinde oynuyor ama rakibe gölge savunma yapıyordu.
Aslında Galatasaray sahada 11 kişiydi ama 9 kişi oynuyordu. Skor rehavet yaratmamalı, bir teknik adam oyunu doğru okumalı. Devre arasında oyuncu değişmez diye bir kural mı var? Sane müthiş bir pozisyonda golü resmen harcadı. Yunus da birçok pozisyonda devamlılık gösteremedi. Hamleleri Okan hoca, maalesef Galatasaray geriye düştükten sonra yaptı.
85. dakikada Nhaga, İlkay ve Ugochukwu'nun oyuna girmesi ise komediydi. Devler Ligi bu tür hataları kabul etmiyor. Sporting'in ilk golünde Sane, Zalazar'ı kovalamadı. Kaleci Uğurcan'a saygı duyuyorum ancak sezona maalesef çok iyi başlayamadı.
Her maçta ciddi hatalar yaptı. Sporting önünde de hep riskli oynadı. Futbolda basit oynayacaksın. Galatasaray, puan alacağı maçta hakemlerin hataları, Okan hocanın geç hamleleri yüzünden Lizbon'da mağlup oldu. Galatasaray'da kaybetmeye isyan eden, ayakta kalan ve çok çalışan tek isim Toreira oldu.
MUSTAFA ÇULCU: İKİNCİ IVAN BEBEK FACİASI
Galatasaray, doğru baskı yaparak istekli oynadığı ilk yarıda taç atışından gelen golle öne geçti. Torreira tam bir istikrar abidesi. Sporting'in beraberlik golünde Catamo, 7 Galatasaraylı arasından vurdu! İkinci yarıda yaş ortalaması 23.6 olan Sporting topa sahip olunca tempo yapmaya başladı. Bu tempo Galatasaray'a iyi gelmedi. Geceye berbat bir hakem ve VAR performansı damga vurunca mağlubiyet kaçınılmaz oldu.
Norveçli Espen Eskas, 38 yaşında elit kategori hakemi. Şampiyonlar Ligi 17 maç, Avrupa Ligi 9 maç, Konferans Ligi 7 maç, son Dünya Kupası'nda 2 maç tecrübesine sahip lakin bu maçta kariyerini inkar edercesine berbat bir yönetim sergiledi. 2. dakikada İnacio'nun Barış'a kontrolsüz hareketini sarı yerine sözlü geçmesine saygı duyduk ancak 22'de top yukarıda Batrakov'un kafasındayken Altimira'nın dalak, böbrek acımasız ve gaddarlık içeren karnına girişi, sahada kırmızı kart olmalıydı ancak sarı ile geçiştirdi. VAR'a yaslandı, o da sessiz kaldı. 43'te elini rakibin yüzüne illegal kullanımdan Sanchez'e çıkması gereken kart, Suarez'e çıktı.
54'te kaleci Uğurcan yattı, uzandı, Suarez ile karşı karşıya ama teması yok. Pozisyona yetişen Jakobs, ayağını sokup topu faulsüz aldı. Takılan Suarez yere düştü, Espen Eskas penaltıyı verdi. Alman Chirstian Dingert zaten berbat bir VAR. O da karışmadı! Roberto Rosetti'nin VAR için "Clear Line" mottosu bu pozisyonlardan sonra "Bed Line" oldu. Kartlarla maçı toparlamaya çalıştı ama geçmiş ola. Avrupa'da ikinci bir İvan Bebek faciası yaşandı.
ÖMER ÜRÜNDÜL: NET KIRMIZI KART VERİLMEDİ
Galatasaray dün gece çok iyi bir ilk 45 dakika oynadı. Topa sürekli sahip olarak hem kontrolü elde tuttular hem de hücum girişimlerinde bulundular. Ayrıca en büyük artı bu yarıda rakibe hiç geçiş oyunu şansı vermemekti. Bunun yanında baktığımızda iki eleştirilecek nokta var. Biri, bu kadar üstün oyunda rakip kaleye dahi gelemezken yenen basit gol, ikincisi de Sane'nin kaçırdığı çok net fırsat. Bunlar oyun açısından ortaya çıkanlar.
Ama bir de maçın kaderini etkileyen hakem olayı var. Rakip oyuncunun net kırmızı kart görmesi gereken pozisyonda, VAR uzun uzun düşündükten sonra hakemi incelemeye bile çağırmadı. İkinci yarıda ise çok dikkat etmek gerekirdi. Çünkü Avrupa takımları kondisyon açısından bizden ilerideler. İlk yarıya göre ikinci yarıya daha temkinli başlamak gerekirdi ancak rakip arka arkaya etkili çıkışlarla önce skor avantajı yakaladı, sonra da mükemmel bir frikik golü attı. Bu Galatasaray için ümitlerin söndüğü andı. Hatta iki farktan sonra Sporting dördüncü golü de bulacak ortamlar yakaladı.
Sonrasında ise işi rölantiye alıp garantili skoru koruma yoluna gittiler. Bu durumda da Galatasaray, son 15 dakika bir baskı kurdu ama pozisyon çıkaramadı ve sonuca razı olmak zorunda kaldı. Takımın geneline baktığımızda herkes elinden geleni yapmaya çalıştı. Barış, Toreira ile birlikte en çok koşan, çalışan oyuncuydu ancak santrfor özelliği olmaması daha iyisini yapmaya elvermedi. Kanada geçtikten sonra daha faydalı oldu. Leao da birkaç girişim yaptı ama çıkardığı toplar kalabalık içinde yerini bulmadı. Ben Batrakov'un bundan sonra Galatasaray'a faydalı olacağı görüşündeyim.