Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nin 3. haftasında Lille deplasmanında geriye düştüğü maçı 4-2'lik skorla üstün tamamladı. Sarı-kırmızılıların, Fransa'daki zafer gecesini SABAH Spor'un usta kalemleri Bülent Timurlenk, Levent Tüzemen, Mustafa Çulcu, Ahmet Çakar ve Ömer Üründül değerlendirdi.
Şampiyonlar Ligi'nin 3. haftasında Galatasaray, Lille deplasmanından 4-2 galip ayrıldı. Sarı-kırmızılılar bu zaferiyle, Şampiyonlar Ligi'nde sezonun ilk 3 puanını hanesine yazdırdı. Galatasaray'ın galibiyetini SABAH Spor yazarları Ahmet Çakar, Ömer Üründül, Mustafa Çulcu, Levent Tüzemen ve Bülent Timurlenk kaleme aldı.
BÜLENT TİMURLENK: NİHAYET 3 PUAN
Elinde yol tarifi varsa hayatta gideceğin yeri, futbolda da rakip kaleyi kolay bulursun. Lille'in tarifi şuydu: Galatasaray gibi bu kupada iki mağlubiyet alırken kalesinde 6 gol görmüş, topu rakibe bırakmış, bir tercih değil mecburiyet olan ön alan baskısından rahatsız olan, rakibin kafa şutlarında da yumuşak karnı olan bir takım... Başında da büyük usta Ancelotti'nin oğlu Davide…
Galatasaray erken golle öne geçtiğinde oyunu soğutmayı başaramadı. Lille'in beraberlik golünü bulup öne geçtiği ilk yarıda problem, merkezdeki Torreira-Batrakov-Sara üçlüsünün top tutamamaları ve merkezden hücum etmekten imtina etmesiydi. Oyun Ancelotti'nin istediği gibi gidiyordu; defansın arkasına attığı toplarla geçiş hücumlarıyla Galatasaray'ı avlamak... 2.5 Şampiyonlar Ligi maçında kalende ortalama 3 gol görüyorsan aşman gereken tepe değil dağdır.
Galatasaray ikinci yarıda bunu Batrakov'un devrenin bitiminde gelen golün moraliyle yaptı ve kalitesini ortaya koydu. Rus oyuncu ikinci yarıda bütün bağlantılarda vardı. Üçüncü golde G.Birliği maçında yaşananın bir benzeri yaşandı. İlk yarıda takım arkadaşlarını bol bol fırçalayan Osimhen'in golüyle iki farkı bulan Galatasaray, ikinci devre boyunca Şampiyonlar Ligi'nde oynanması gereken oyunu sergiledi. Çok önemli pozisyon vermeden, oyunun momentumunu kaybetmeden kazanılan 3 puan.. Şampiyonlar Ligi'nde 3 puan alabilmek için 4 gol atmasının gerekmediği bir takım, savunmasını oturttuğunda elbette ilk 24 içinde olur. Bunu elbette Okan Buruk da biliyor.
LEVENT TÜZEMEN: ORKESTRA ŞEFİ ALEKSEY BATRAKOV
Galatasaraylı oyuncular, Devler Ligi'nde oynadıklarının nihayet farkına vardılar. Yunus'un erken golüyle öne geçen ama sonra skor olarak geriye düşen Galatasaray için ilk yarı çok dengesizdi. Lille'in, Sallai'nin bölgesinde yaptıkları ataklara engel olamadılar ve 2-1 geriye düştüler. Fransa'daki hikâyenin başlangıç imzasını Batrakov yaptı. Devre biterken Sallai'nin bindirmesi sonrası yaptığı ortaya şahane koşu atan Batrakov, arkadaşlarının soyunma odasına moralli girmesini sağladı.
Okan hoca devre arası belli ki etkili bir konuşma yapmış. Çünkü oyuncular ikinci yarıda rakibe önde baskı yapan, daha çok topa hakim olan ve birlikte hareket eden bir görünüme büründüler ve arta arda gollerle Lille'in direncini kırdılar. Eğer ikinci yarıda Osimhen son vuruşlarda dikkatli olsaydı fark daha çok büyürdü. Barış ve Yunus çalışkanlıklarıyla ön plana çıkarken Batrakov bir meastro gibi orta alanda arkadaşlarını yönetti.
Okan hocanın Sara'yı çıkartıp Lemina'yı oyuna alması, Sanchez ve Abdülkerim ikilisini rahatlattı. Buruk'un derbiyi düşünerek yorulan Barış ve Yunus'u çıkarıp Sane ve Eren'i alması doğruydu. Geçen sezon Okan hocanın denediği Jakobs-Eren ikilisini önlü arkalı oynatması, G.Saray'ın sol kanadına hem çabukluk getirdi hem de takımın savunma anlayışını güçlendirdi.
ÖMER ÜRÜNDÜL: GALATASARAY İLK 24 ŞANSINI ARTIRDI
Galatasaray, dün gece Lille karşısında başarılı bir futbolla çok önemli bir 3 puan aldı. G.Saray maça golle başladı. Bu tabii çok büyük bir moral avantajıydı. Gol sonrasında yine alışılmış rahatsızlığı gündeme geldi. Karşıdaki takımın atletik sprinterleri var. Skor avantajına sahipken defans arkasına sarkan Lille beraberliği yakaladı. Ardından da benzer hatadan skor dezavantajına düşüldü.
Durum çok kritikti ama maçın kırılma anı 44. dakika oldu. Sallai'nin çok iyi hazırladığı pozisyonda Batrakov'un kafasıyla soyunma odasına moralli gidildi. İkinci devrenin başlarında da kornerde Torreira'nın alışılmış sinsi kafa vuruşlarından birinde G.Saray öne geçti. Bu moralle oyuncuların sınırsız enerjileri ortaya çıktı ve 4. gol geldi. G.Saray çok rahatladı, oyunu kendi kontrolünde tutarak devam etti. Lille de moralman çökmüş olarak oyunu bırakmak zorunda kaldı.
Biraz dikkatli hareket edilse fark büyüyebilirdi. Sonuçta görkemli bir deplasman galibiyetiyle ilk 24 şansı oldukça fazlalaştı. Futbolcuların performanslarına gelince, Batrakov, Barış ve Torreira mükemmel oynadı. Diğer isimler de görevlerini yaptı. Osimhen golle buluştu ama henüz fizik açıdan eski günlerinden uzakta. Kısa sürede güçlenip takımın yine en önemli hücum gücü olacağını söyleyebilirim.
AHMET ÇAKAR: CEFERIN'İN TORPİLLİSİ
Galatasaray, dün geceki galibiyetle tekrar Şampiyonlar Ligi'ne döndü. Özellikle ikinci yarıda Lille'i sahadan sildiler. Bu Lille takımı nasıl Fransa liginde tepelerde, onu da anlayamadık ama G.Saray maça adeta golle başladı. Sahanın yıldızı Barış Alper soldan müthiş bir vücut çalımı atıp trivela ortasını yaptı, top gitti geldi, Yunus tamamladı ve Fransa'da G.Saray, ilk dakikada öne geçti. Derken hemen akabinde tuhaf bir gol yediler. Yine arkaya kaçan bir Lille oyuncusu ve gelen bir gol. Aslında ilk yarıya baktığımız vakit takımların birbirine üstünlüğü yoktu ki Lille tekrar öne geçiverdi.
Maçın belki de en kritik anı ya da kırılma noktası, devre biterken G.Saray'ın bulduğu gol oldu. Sallai'nin harika çalımı, boşta olan Batrakov'un mükemmel koşusu ve kafa ile gelen beraberlik. İkinci yarı ise sahanın mutlak hakimi Galatasaray'dı. Bir kornerde ön direkte Torreira kafayla yolladı, Berke de tuttu ancak Nabil Bentaleb kendi kalesine atıverdi. Aslında maça baktığımızda Berke'nin nasıl bu takımda oynadığını anlamış değiliz. Yediği bütün gollerde hata var. Son golde o ana kadar fazla etkili olmayan Lille'in eski oyuncusu Osimhen'den geldi. Bu galibiyetle oyuncular tekrar taraftara karşı kendilerini ispatladılar ve İstanbul'a mutlu dönüyorlar.
Aleksander Ceferin'in torpillisi Sloven hakem bir pozisyon dışında iyi ama o pozisyon bu pozisyonlar içinde komedi. Osimhen'in ayağındaki topu elle tutan Berke'ye çalınan tuhaf bir penaltı ve bu karar VAR'dan doğru şekilde geri döndü.
MUSTAFA ÇULCU: HATALI PENALTI
G.Saray, iyi başladığı oyunda daha ikinci dakikada Yunus'la golü buldu. Savunma hattı düz önde yakalandı. Erken bulduğu gol gibi beraberlik golünü de erken yedi. Gollerden sonra maçın temposu düştü. Her iki taraf da uzun toplarla gol aradı. Baskıda gecikmeler olunca rakip, daha rahat alan ve oynama fırsatı buldu.
Osimhen ilk yarıda isteği topları alamayınca isyan etti. Ama ikinci yarıda stoperlerin arasına derin koşularla çok etkili oldu. Sallai ikinci goldeki asistiyle ilk goldeki hatasını affettirdi. Barış Alper çıkana kadar sahanın en iyisiydi. G.Saray, ikinci yarıda o eski kaliteli ve ön alan baskılarından örnekler verdi. Uzun zamandır bu kadar etkili yapamadığı 2. bölge baskısını Şampiyonlar Ligi seviyesinde yapınca harika bir galibiyet geldi.
UEFA da yönetimsel güçlerin kendi ülke hakemlerini destekleme tutarlılığı ve geleceği planlama politikalarına yıllardır tanık oluruz. Slavko Vincic'ten boşalan kadroya güçlü Sloven lobisi proaktif davranarak 36 yaşında Rade Obronovic'i Ocak 2026'da elit yapıverdi! Şimdi deneyim kazanıyor. Verdiği ve VAR'dan iptal edilen penaltı buralara nasıl geldiğinin ispatı gibiydi. Ferencvaros-Trabzon maçındaki kötü performansını da unutmadık! 7'de Lille'in attığı ilk gol öncesi, Diaoune'nun Sallai'yi geçişinde faul yok. 23'te Osimhen'in ortasında Ngoy'un kolları kapalı penaltı olmaz. 27'de Osimhen ile Berke, topa sahip olma mücadelesinde hakem hatalı bir penaltı çaldı. VAR müdahalesi yedi. Penaltı iptali doğru. 31'de Osimhen el-kol ile çok abartılı itiraz etti otoritesini yerle bir etti ama sarı gösteremedi. Böyle giderse yurttaşı UEFA Başkanı Ceferin'in desteği de yetmeyecek gibi...