Inter forması giyen milli futbolcu Hakan Çalhanoğlu, geleceğiyle ilgili tartışmalara son noktayı koydu. İtalyan basınına konuşan oyuncu, Galatasaray ve Fenerbahçe iddiaları için açıklamalarda bulundu.
Milli futbolcu Hakan Çalhanoğlu, geleceğiyle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. La Gazzetta dello Sport'a konuşan futbolcu, dikkat çeken ifadeler kullandı. İşte tüm açıklamaları...
Hakan Çalhanoğlu, fiziksel olarak ne durumda?
"İyiyim. Dünya Kupası'nın ardından dinlenmem için bana birkaç gün daha fazla süre tanıdığı için Chivu'ya teşekkür ediyorum. Zihinsel olarak biraz tükenmiştim, toparlanma fırsatı buldum. Şimdi çalışmalar ağır geçiyor, çok koşuyoruz ama giderek daha iyi duruma geliyorum."
Dünya Kupası'nda Türkiye'ye ne oldu?
"Önemli bir şey başaracağımızı düşünüyorduk. 24 yıl sonra büyük bir hayalin peşinden gidiyorduk ama umduğumuz gibi olmadı. Ne yazık ki futbolda bunlar yaşanabiliyor. Kaptan olarak çok üzgünüm çünkü bizim ülkemiz futbola çok tutkulu. Ama önümüze bakmalıyız. Ben pes etmiyorum ve 2030'da yeniden denemeye hazırım."
Inter'de ise sezon sizin açınızdan harika bitti. Roma karşısında attığınız gol, ilk yarının sonlarında gelen beklenmedik şut, birçok kişi tarafından şampiyonluğun dönüm noktası olarak gösterildi.
"Bizim için hassas bir dönemdi. Ama gerçekten belirleyici gol olup olmadığını bilmiyorum. Her neyse, boşluk gördüğümde şut çekmeye çalışmam benim için yeni bir şey değil. Orada düşünüp beklemiyorum, vuruyorum. Benim tarzım bu. Geçmişte, Hamburg dönemimde de 40 metreden gol attım ama o frikikti."
Böyle şut çekmeyi nasıl öğrendiniz?
"Bir kısmı yetenek, diğer kısmı ise çalışmakla ilgili. Daha çocukken babamla birlikte şutun gücü ve isabeti üzerine çalışırdım. Daha sonra Waldhof Mannheim altyapısındaki bir antrenör beni geliştirdi: Stefan Gross. Kendisi Brighton'da oynayan Pascal Gross'un babası."
Çalhanoğlu gibi oyun kurucular neden artık eskisi kadar tercih edilmiyor?
"Zor bir soru. Belki benim farkım, geçirdiğim süreçten kaynaklanıyor. 10 numara olarak başladım; oyun görüşümü ve taktik zekâmı geliştirdim, ardından 6 numaraya dönüştüm. Ama bence çok sayıda iyi orta saha oyuncusu var. Belki onların farklı özellikleri bulunuyor."
Sahadaki gelişiminizi kime borçlusunuz?
"Milan'da Giampaolo ile birkaç maç çalışmaya başladım. Ama zihinsel olarak hazır değildim, kendimi 10 numara olarak görüyordum. Daha sonra Inter'de Brozovic ayrılınca Inzaghi bana oyun kurucu pozisyonunda iyi olabileceğimi söyledi. Yaz döneminde denemeler yaptık, işe yaradı ve bugünlere geldim."
İronik bir şekilde artık eskisinden daha fazla gol atıyorsunuz.
"Ceza sahasının dışında daha fazla top ayağıma geliyor. Fırsat olduğunda da vuruyorum."
Doğup büyüdüğünüz şehir Mannheim'dan söz ettiniz. Almanya'da Türk bir aile olarak hayatınız nasıldı?
"Babam ilaç sektöründe çalışıyordu ve hiçbir şeyden mahrum kalmadık. Elbette kendimi Türk hissediyorum ve ülkemin geleneklerini, kültürünü ve dinini korudum. Müslümanım, ibadetlerimi yerine getiriyorum. Mekke'yi de ziyaret ettim ve orada çok duygulandım. Ama beni yetiştiren ve futbolcu olmamı sağlayan Almanya'ya sadece teşekkür edebilirim. Karlsruhe'den Leverkusen'e, Hamburg'dan geçen Alman futbol eğitimi kariyerimde çok önemli bir aşamaydı."
Ama polis olmak istemiyor muydunuz?
"Evet, bu meslek ilgimi çekiyordu. İnsanlara karşı duyulan sorumluluk, üniforma... Bilmiyorum. Ama çoğu zaman, her zaman olmasa da futbolcu olmak daha iyi..."
İtalya da artık sizi kendisine ait görüyor.
"Ülkenizde yaşamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Yılların nasıl geçtiğinin ben bile farkına varmıyorum. Buraya geldiğimde burada ne kadar zaman geçireceğimi düşünmüyordum. Her şeyden önce bu deneyimin tadını çıkarmaya ve anı yaşamaya çalıştım."
Bugününüzün adı Inter. Öyle mi?
"Burada olmaktan mutluyum. Eşimle birlikte çok iyi uyum sağladığımız Milano'da ve Inter'de mutluyum. Çok sayıda arkadaşımız var, çocuklar okula gidiyor. Gelecek ise bana bağlı değil, kulübe bağlı."
Ama bu aynı zamanda size de bağlı.
"Hayır, çünkü sözleşme yenileme konusunda herhangi bir görüşme olmadı. Ben bir futbolcuyum ve futbol oynamaya odaklanıyorum. Ama beş yıl içinde çok güzel işler yaptığımızı düşünüyorum: 8 kupa kazandık, 2 Şampiyonlar Ligi finali oynadık. Taraftarlar beni seviyor, ben de onları seviyorum. Ne olacağını göreceğiz."
Öyleyse neden her yıl İstanbul'dan bir teknik direktör ya da başkan, Çalhanoğlu'nun Türkiye'de oynamak istediğini söylüyor?
"Açıkçası ismimin neden sürekli gündeme getirildiğini anlamıyorum. Milli takımın kaptanıyım. Kulüp başkanlarıyla konuşup onlardan gelen başka oyuncularla ilgili sorulara veya tavsiyelere cevap vermem normal. Ancak transfer işlerini menajerim yürütüyor. Herhangi bir şüpheniz varsa ona sorabilirsiniz."
Gelecek sezon için hangi hedefi belirlediniz?
"Benim hedefim ve hayalim bir Şampiyonlar Ligi finalinde daha oynamak. Bence herkesle mücadele edebiliriz. Güçlüyüz."
Kişisel olarak kendiniz için ne diliyorsunuz?
"Daha az sakatlık yaşamayı. Geçen sezon çok fazla maçı kaçırdığım için üzüldüm. Ne yazık ki önlem almak bazen yeterli olmuyor, sakatlıklarda tesadüf faktörü de var."
Ancak çok önemli bir rol oynadınız ve şampiyonluk kutlamalarında da görkemli bir dans sergilediniz...
"Beni ciddi görüyorsunuz çünkü maç sırasında çok konsantre oluyorum. Ama dışarıda normal bir gencim. Müzik benim tutkum, bana mutluluk ve heyecan veriyor. Dans etmeyi ve müziği son ses dinlemeyi seviyorum. Ama şarkı söyleyemiyorum. Bir keresinde bir televizyon programında mikrofonu bana uzattılar. Gerisini anlatmayalım..."