Real Madrid teknik direktörü Jose Mourinho, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde eski takımı Roma ile oynayacakları maç öncesinde Corriere dello Sport'a konuştu. Portekizli çalışıtırıcı Fenerbahçe ve Arda Güler hakkında da önemli sözler sarf etti.
"ROMA'DAN İYİ AYRILDIM"
"Roma'ya ya da kulübün sahiplerine karşı benim ağzımdan çıkmış bir söz yoktur, hiçbir zaman da olmayacaktır: ayrılırken tertemiz ayrılırım ve içimde sonsuz dek evim olarak kalacak bir duyguyla çıkarım. Olumsuz bir yorum yaptım ve bunun için Tiago Pinto'dan özür diledim. Tertemiz ayrıldım. Bazen öyle görünmeyebilir ama insani ilişkilerde, kulübün içinde çok saygılı biriyim. İyi ayrıldım, her zaman artık öyle olmasa da sonsuza kadar evim olarak kalacak hissiyle. Madrid'e dönmek aynı zamanda eve dönmek demek. Burada üç yıl geçirdim ama bu üç yılın değeri kesinlikle otuz yıl gibiydi, çünkü çok ama çok özel bir dönemdi. Kulüple kurduğum bu duygusal bağ nedeniyle eve döndüm."
"Benimle Roma taraftarı arasındaki bağı yaratan şeyin, onların benim hiçbir zaman kendimi, imajımı ya da ilişkilerimi, ne kulüp sahipleriyle ne de İtalyan futbolunun siyasetiyle, hatta sizin basınla olan ilişkilerimle bile dert etmediğimi anlamaları olduğunu düşünüyorum. Bunun doğru olduğunu sen de biliyorsun (CorSport'un direktörü Ivan Zazzaroni'ye atıfta bulunarak): muhtemelen benim ilişkim olan iki ya da üç gazeteciden birisin. İtalya'da dört buçuk yıl kaldım. Onlar şunu anladı: benim için sadece Roma ve Romanistler vardı. Onlar için savaştım, her şeyimi verdim. Çok kazanmaya alışkın bir kulüp için belki daha az anlam taşıyacak bir organizasyon kazandık. Ancak çok fazla kazanmayan bir takım, bir kulüp için bunun anlamı çok büyüktür".
"Bir gün arkadaşım olan bir menajer Trigoria'ya gitti ve bana girişin fotoğrafını gönderdi. O kupa hâlâ orada, sadece o var. Antrenman merkezinin girişini simgeleyen kupa o. Bu bağ biraz da onların kulübe olan sevgisinden doğuyor, insanı etkilememesi mümkün olmayan bir şey bu."
"ONLAR HER ŞEYİMİ VERDİĞİMİ ANLADI"
"Onlar benim her şeyimi verdiğimi anladı. Hatalar yaptım, yanıldım, maçlar kaybettim ama benim onlar için savaştığımı her zaman anladılar. Budapeşte finali bu bağın en üst noktasıdır. Final bitiyor, tatile gidiyoruz ve döndüğümde zaten ölü olarak dönüyorum. UEFA yüzünden ölü dönüyorum, çünkü sorumlu olmadığım bir şeyin bedelini bana ödetti. Havalimanında yaşananlar benim sorumluluğum değil. Benim sorumluluğum garajda hakeme edilen hakaretlerdir ve bunun bedelini ödemelisin. Havalimanında yaşananların bedelini ödememelisin, çünkü bu benim hatam değil. Ben bunun da bedelini ödedim. Kulüp sahipleriyle olan ilişkinin de bedelini ödedim, çünkü onların finalde yaşananlara dair benimkinden farklı bir profili ve yaklaşımı vardı. Zaten ölü dönmüştüm. Birkaç ay sonra artık dışarıdaydım".
"Ben Totti gibi mi? Francesco'ya dokunulmaz. Kendimi ona hiç yakın hissetmiyorum, insanların kalbinde ikinci kişi olduğumu da düşünmüyorum. Roma'nın çok güzel bir tarihi var, her ne kadar az sayıda görkemli an yaşamış olsa da. Tarihine geçmiş, gerçekten çok önemli oyuncuları oldu. Aklıma hemen bir isim geliyor: Bruno Conti, çünkü onu seviyorum. Ben sadece orada bulunan, elinden gelen her şeyi veren biriydim ve insanlar da bunu anladı. Sana daha önce de söylediğim gibi, Budapeşte'teki final, hatta kazanılandan da fazla, onların bana karşı beslediği duyguyu net biçimde tanımlıyor."
"HİÇBİR ŞEY BEKLEMİYORUM, SAYGI BEKLİYORUM"
"Olimpico'dan ne bekliyorum? Pankart beklemiyorum. Hiçbir şey beklemiyorum. Saygı bekliyorum. Henüz kendimi o maça hazırlamaya başlamadım; ne önemli bir karşılaşmaya çıkacak teknik direktör olarak ne de evine dönen eski biri olarak. Henüz bunu düşünmedim. Kendimi korumam gerekiyor ve kendimi korumak da işimi en iyi şekilde yapmak için mümkün olan en iyi hazırlığı yapmak anlamına geliyor. İşimi iyi yapabilmem için buna odaklanmam ve nerede olduğumu, kime karşı oynadığımı unutmaya çalışmam gerekiyor."
"Roma ile bunu hiç yaşamadım ama birkaç ay önce Inter ile ve Chelsea'ye döndüğümde yaptım. Bunu daha önce birçok kez yaşadım ama şunu söylemeliyim ki Roma farklı. İlk kez, stada çıkan o yolu yürüyeceğim; tenis kortlarının bulunduğu bölgeye girdiğinde gördüğün o muhteşem şeyi. Kendimi hazırlamam gerekiyor, çünkü ilk kez oraya Roma taraftarlarının o güzel ve inanılmaz tutkusunu arkamda hissetmeden gideceğim. Oyuncularımı da hazırlamam gerekiyor, çünkü bu bir maçı yaşamanın farklı bir yolu. Elbette onlar Dünya Kupası yarı finalleri ve finallerinde, Şampiyonlar Ligi finallerinde oynamaya alışkın, çok üst düzey futbolcular. Ama onları bu karşıt güzelliğe hazırlamak istiyorum. Rakip olarak bile orada oynamak olağanüstü bir güzellik."
"Friedkin ailesiyle ilişkim hakkında kamuoyu önünde hiç konuşmadım. Şimdi Roma'ya döndüğümde maçtan önce ya da sonra koridorda onlarla karşılaşsam, hiçbir sorun olmadan selam veririm. Ama bunu yapmadan, Roma'daki hikâyemde, final günü görevden alındım. Budapeşte finalinin oynandığı gün görevden alındığım gündü. Sonrasında ise yaşadığın, unutamadığın anılar ve hikâye kalıyor. Ama bu bana azap veren bir şey değil."
"Ben Fenerbahçe'nin başına geçtiğimde Arda Güler zaten Real Madrid'e transfer sürecini çoktan bitirmişti. Tesisleri ziyarete geldiğinde selamlaştık ve daha o andan itibaren onda sıra dışı bir ışık olduğunu gördüm. Gerçekten müthiş bir karaktere sahip olduğunu hemen anladım."
"YARIN, BUGÜN VE GELECEĞİN OYUNCUSU..."
"Onu uzaktan takip ediyordum fakat Real Madrid'e geçtiğimde ve daha ilk antrenmandan itibaren gözlerimin önünde çalışmasını izlediğimde çok daha fazla büyülendim."
"Arda sadece yarının değil, bugünün ve geleceğin oyuncusu. Onun gibi bir yetenek sahada olduğu sürece futbol emin ellerde demektir."
"TÜM NİTEKLERİ BARINDIRIYOR"
"Bir kuşağın simge ismi olmak için gereken tüm nitelikleri bünyesinde barındırıyor. Kanatta, 10 numarada ya da 8 numara pozisyonunda görev alabilen komple bir profil. Modern bir orta sahadan ne bekliyorsanız hepsini sahaya yansıtabiliyor ve etrafında bir takım kurmanıza imkan tanıyor."
REAL MADRID VE DİĞER AÇIKLAMALARI...
"Hakkımdaki söylentiler, ortada hiçbir temas yokken başladı. Benfica'daydım, mutluydum. Orası benim için özel bir kulüp. Evime on dakika mesafedeydim, ki bu yirmi yıldır olmamıştı. Bir sıçrama yapması gereken bir kulüptü ve üç yıllık sözleşmemle orada kalacağımı düşünüyordum. Sonra söylentiler başladı. Beni şaşırttı. 'Bunlar sadece söylenti' diye düşündüm. Real Madrid sezon ortasında teknik direktör değiştirmişti, sonra Arbeloa gelmişti. İşler ve sonuçlar olağanüstü değildi. Söylentiler başladı ama benimle kimse konuşmamıştı. Real Madrid ile ilişkim on üç yıldır sürüyor: ayrıldığım andan itibaren hep temas halinde kaldık, arkadaşız, birbirimize bağlıyız. Saklanacak hiçbir şey yoktu."
"Manchester City mi? Buna biraz gülmeyi tercih ediyorum. Bence bir sonuca varacağız ama ikimiz de altmışlı yaşlarımızdayken, nihai karar çıktığında hala burada olabilecek kadar şanslı olmamız gerekecek. Şimdi bir karar gelecek, sonra bir itiraz... Ben seksen yaşında olacağım."
"Hakemler mi? Sorunun ben olduğumu düşünmüyorum. Bence mesele, belirli bir kulübe geldiğim döneme bağlı şanssızlık. Burada, Real Madrid'de, Negreira davasının önemli yıllarını yaşadım. Bunu kimse bilmiyordu ama biz yaşadık ve bedelini ödedik. Şimdi biliniyor. Sonra Türkiye'de büyük skandal vardı. Sık sık bu tür durumların içinde bulundum."