A Milli Futbol Takımı'nda Vincenzo Montella'nın geleceği konusunda tartışmalar devam ederken SABAH Spor Müdürü Murat Özbostan, kulis bilgilerini aktardı. Murat Özbostan aynı zamanda Süper Lig'in ertelenip ertelenmeyeceğini de açıkladı.
A Milli Futbol Takımı'nın UEFA Uluslar Ligi'nde aldığı sonuçlar sonrası eleştiri okları Vincenzo Montella'ya çevrildi. SABAH Spor Müdürü Murat Özbostan, Türk futbolundaki son gelişmelerin ayrıntılarını aktardı.
A Milli Takım'da işler iyi gitmiyor. Üst üste gelen üç yenilgi, futbol kamuoyunda moralleri bozarken, bütün oklar İtalyan teknik adam Vincenzo Montella'ya çevrildi. Montella ise her maç sonrası aynı mesajı veriyor: "Görevimin başındayım, devam edeceğim."
Ama futbol sadece söylenenlerden ibaret değil. Montella'nın 2028'e kadar sözleşmesi var. Sezon başına yaklaşık 3 milyon Euro kazandığı ve kontratında başarı kriterlerine bağlı maddelerin bulunduğu biliniyor. Ancak İtalyan teknik adamın önünde başka bir gerçek daha var.
"FARKLI ÜLKELERDEN TEKLİFLER ALDI"
Montella, Milli Takım'ın başındayken de farklı ülkelerden teklifler aldı. İtalya, Türkiye ve Fransa'dan kendisine ilgi gösterildi. Yani bugün görevinden ayrılması halinde uzun süre işsiz kalacak bir teknik adam değil.
Asıl mesele de burada başlıyor. Montella'nın kulüp takımı çalıştırma isteğinin, Milli Takım'daki görevinden daha fazla olduğu artık futbol kamuoyunda yüksek sesle konuşuluyor. Kulüp takımı demek her gün sahada olmak, oyuncularla bire bir çalışmak, antrenman yapmak ve takım üzerinde sürekli hâkimiyet kurmak demek. Belki de Montella'nın kafasındaki gelecek tam olarak bu.
Önümüzde İtalya maçı var. Sonuç ne olursa olsun, bu karşılaşmanın ardından Montella'nın geleceği konusunda önemli gelişmeler yaşanabilir. Benim beklentim; yarın veya takip eden günlerde bu dosyanın yeniden açılacağı yönünde. Ve belki de asıl soru "Montella gönderilecek mi?" değil… "Montella gerçekten kalmak istiyor mu?" Bazen bir teknik adamın geleceğini yalnızca federasyonun kararı değil, teknik adamın kendi tercihi de belirler. Milli Takım'da şimdi cevabı beklenen soru tam olarak bu.
"ERTELEME PLANI YOK"
Süper Lig ve alt liglerle ilgili son günlerde yine herkes bir şey söylüyor. "Ligler ertelenebilir", "Süper Lig durabilir" senaryoları, talep gördükçe ısıtılıp yeniden servis ediliyor. Oysa ortada böyle bir plan yok. Süper Lig'in ertelenmesi diye bir gündem bulunmuyor.
Türk futbolunda elbette sıkıntılar, tartışmalar ve değişmesi gereken noktalar var. Merkez Hakem Kurulu'na yeni bir atama yapılacak, TFF'nin seçime gidip gitmeyeceği de ayrıca tartışılıyor. (Böyle gündemleri yok) Ama bunların hiçbiri liglerin erteleneceği anlamına gelmiyor. TFF seçime gitse de gitmese de bugün görev başında olan bir yönetim var ve sistem işlemeye devam ediyor.
Her yaşanan gelişmenin ardından yeni bir kriz senaryosu üretmek, "Ligler erteleniyor" diye ortaya çıkmak gerçeği değiştirmiyor. Ligler planlandığı gibi devam edecek. Bunun aksini gösteren somut bir karar ya da hazırlık yok. O nedenle ortada olmayan bir erteleme senaryosunu gerçekmiş gibi anlatmanın da kimseye bir faydası yok. Türk futbolunun zaten yeterince sorunu var; bir de olmayan krizleri üretmeyin!
Şimdi biraz geçmişin sayfalarını çevirelim. Bugün kaptanımız Hakan Çalhanoğlu'ndan bahsediyoruz. Geçmişte Hakan'ın cezalı, Merih Demiral ve İrfan Can Kahveci'nin sakat oldukları dönemlerde Milli Takım kampında kaldıklarını gördük. Çünkü Milli Takım kampı sadece maç oynayacak futbolcuların bulunduğu bir yer değil. Orası aynı zamanda bir takım olmanın, arkadaşının yanında durmanın yeri.
Ama daha önceki turnuvalarda biz cezalı olan Hakan'ın, sakatlığı bulunan Merih'in ve İrfan'ın takım kampına katıldıklarını biliyoruz. Çalhanoğlu'nun 15 Eylül'de sağ uyluk iç adalesinde gerilme tespit edilmişti ve kadroda olmadı. 1 Ekim'dekiIİnter antrenmanında toplu çalışmada çift kale maça katıldığını kulüp resmi hesabı paylaştı.. Belki de Belçika ve İtalya maçlarında süre alabilirdi!
"AİDİYET VE BİRLİK DUYGUSU KAYBOLURSA…"
Yine geçmişe gidelim.. Hakan'ın 2024'teki Uluslar Ligi maçlarını hatırlayalım. Galler karşılaşması öncesinde sakatlığı nedeniyle yalnızca bir antrenmana çıkabilmişti. Buna rağmen takım 10 kişi kalınca, ihtiyaç olduğu için ikinci yarıda oyuna girdi. Ardından İzlanda maçında ağrılarına rağmen ilk 11'de başladı ve ilk yarının sonunda oyundan çıktı. Neden? Çünkü takımın ona ihtiyacı vardı. Milli Takım formasının etrafındaki aidiyet ve birlik duygusu kaybolursa, asıl tehlike işte o zaman başlar. Sizce!..