UEFA Uluslar Ligi A Ligi 1. Grup'un 3. haftasında Belçika ile Türkiye, Liege'de karşı karşıya geldi. ATV ekranlarında yayınlanan dev müsabakayı kaybeden taraf, 3-0 ile A Milli Futbol Takımımız oldu.
SABAH Gazetesi Spor Müdürü Murat Özbostan ile usta kalemler Mustafa Çulcu, Levent Tüzemen ve Bülent Timurlenk, karşılaşma sonrası dikkat çeken yorumlarda bulundu.
LEVENT TÜZEMEN: BEDELİNİ AĞIR ÖDÜYOR
Dünya Kupası'nda başarısız olan ülkeler teknik direktörleriyle yollarını ayırdı. Haiti'den sonra Amerika'da ele nen ikinci takım Türkiye, Montella ile yoluna devam etmenin bedelini ağır ödüyor. Yetenekli ve geniş kadroya sahip olmamıza rağmen İtalyan hocanın Dünya Kupası travmasından çıkamamasının A Milli Takım üzerinde olumsuzluk yarattığını net görüyoruz.
Son Avrupa şampiyonasına giderken kazananlar kulübüne üye olan A Milliler maalesef kaybedenler kulübüne adını yazdırmaya başladı. Montella o kadar dağılmış ki her maça farklı sistem ve farklı oyuncularla çıkıyor ama oyuna doğru müdahalelerde bulunamıyor. Fransa maçın da iyi mücadele eden, İtalya'ya karşı dağılan Milliler, Belçika önünde de golü erken yiyince bir türlü toparlanamadı.
"TAZMİNAT ALMAK İÇİN..."
Montella tazminatını almak için istifa planını devreye sokmuyor. Ancak yıpranan Milli Takım oluyor. Belçika'ya karşı plana dayalı oynamayan Milliler kaos futbolu içinde mücadele etti. Şu net görünüyor, oyuncuların birbirleriyle oynama alışkanlıklarını kaybettikleri o kadar belli ki üst üste isabetli 3 pas yapamıyorlar. Öz güven kaybolmuş, Arda Güler tek başına mücadele edip arkadaşlarını ayakta tutmaya çalışıyor. Arda'yı oyundan alsak Milli Takım sıradanlaşır.
Bugün birçok Avrupa ülkesinde oyunu okuyan, oyuna akıl koyan Arda kalitesinde bir 10 numara yok. Çok çabuk itibarsızlaştırdığımız Hakan Çalhanoğlu ile sakatlanan Kenan Yıldız ve Orkun'u fazlasıyla aradık. Bu üçlü, Arda ile birlikte sahada olsalardı daha kaliteli bir takım ortaya çıkardı. Maalesef Montella bu eksiklerin yerini dolduracak bir plan lama yapamamış. Defans o kadar dağınık ki De Bruyne milli takım kariyerinde hayatının en kolay gollerini attı. TFF Başkanı bir an önce kararını verip Montella'ya teşekkür etmeli. Çünkü Ay-Yıldızlı takım hızla kan kaybediyor.
BÜLENT TİMURLENK: ARRIVEDERCI VİNCENZO MONTELLA!
Adana'ya, Adana Demirspor'a kısa sürede uyum sağlayan, iyi futbol oynatan, Süper Lig'e renk getiren, İtalyan medyasına verdiği röportajlarda Türkiye'ye övgüler yağdıran, "Futboldan soğumuştum, kendimi buldum" diyen bir Vincenzo Montella vardı. A Milli Takım'ı Avrupa Şampiyonası'na götüren, Uluslar Ligi'nde C Grubu'ndan A Grubu'na yükselten, 24 yıl sonra bize Dünya Kupası heyecanını yaşatan Montella, bizden biri gibi olmuştu. Biz onun İtalyan futbolunda, sahada ve kulübedeki engin tecrübesinden faydalanıyorduk.
Sonra başka bir Montella ile tanıştık. Türkçe öğrenmek yerine kendisini eksik çeviren bir tercümanla yola devam eden ve kaybettiği maçların ardından her seferinde bahaneler cumhuriyetini ilan eden bir Vincenzo Montella. Ne Arizona'da 45 derecede yapılan kampın organizasyonuna itiraz etti ne de rapor istemesi gereken Kocaeli ve Bursa'nın zeminine... Avustralya ve Paraguay gibi kapanan rakipleri açamadığımızda suçlu rakiplerdi. Futbol basit bir oyunken; bilmediğimizi iddia edip kendisini eleştirenlerin yeri geldi vatan sevgisini sorguladı.
Kendi ülkesi İtalya Milli Takımı'nın değeri 800 milyon Euro'ymuş, bizimki 400 milyon olduğu için kaybetmişiz. Bir de şöyle hitap eder oldu: "Sizi Dünya Kupası'na götüren, Uluslar Ligi'nde A Grubu'na yükselten benim." Neredeyse "Haddinizi bilin" demeye getirdi. Bir zamanlar çok sevilen Montella'nın işte bu kibri, onu artık Türk futbolseverin gözünden düşürdü. Dün Belçika'dan 3 gol yedik. 7 günde 3 kez kaybedip, yenilmelere doyamadık. Bizim dilimizde hoşça kal, sizin dilinizde arrivederci Vincenzo Montella.
MURAT ÖZBOSTAN: MESELE SADECE SKOR DEĞİL!
Fransa… İtalya… şimdi de Belçika…Rakipler değişiyor, formalar değişiyor, statlar değişiyor ama bizim hikâyemiz değişmiyor: 3-0! Artık bu tabloyu yalnızca "güçlü rakiplere karşı kaybettik" diyerek açıklamak mümkün değil. Çünkü mesele sadece skor değil. Mesele, sahada ne yaptığımızın hâlâ net olmaması. Bu takımın potansiyeli var. Hem de ciddi anlamda var. Ama potansiyelin tek başına hiçbir anlamı yok. Sistem yoksa, disiplin yoksa, doğru plan yoksa ve oyuncular saha da ne yapacağını bilmiyorsa, yetenekler de bir süre sonra kaybolup gidiyor. Türkiye'nin en büyük problemi tam olarak burada.
Ne oynadığımız belli değil! Montella'nın takımı ne önde istediği baskıyı kurabiliyor ne de geriden kontrollü çıkabiliyor. Orta saha topu taşıyamıyor. Geçiş oyunu yok. Rakip baskı yaptığında çıkmakta zorlanıyoruz. Geriye düştüğümüzde ise oyunun kontrolünü tamamen kaybediyoruz. Sonra ne oluyor? Panik… Uzun toplar… Bireysel çabalar… Ve Arda Güler'in tek başına bir şeyler üretmesini beklemek. Arda yine denedi. Yine top istedi. Ama yine yalnız kaldı. Bir oyuncunun üzerine bu kadar fazla yük bindirerek takım oyunu oynayamazsınız. Gol atacak adam nere de? Asıl can sıkıcı mesele ise hücumda. Pozisyon buluyoruz. Ama bitiremiyoruz. Çünkü golcümüz yok. Dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz. Final pası yok. Son vuruş kalitesi yetersiz. Barış Alper ve Kerem…
İki oyuncudan da sürekli aynı katkıyı beklemek artık çözüm üretmiyor! Bir de şu gerçeği kabul etmek gerekiyor: Avrupa'nın üst düzey oyuncularına karşı yaptığınız her hata cezalandırılır. De Bruyne bunun en net örneği. Böyle bir oyuncuya alan bırakırsanız, bir anlık konsantrasyon kaybı yaşarsanız bedelini ödersiniz. Peki biz bunu bilmiyor muyduk? Biliyorduk. O halde sahada neden buna göre önlem göremedik? İşte teknik direktörün dokunuşu tam da burada ortaya çıkmalı. "Karakter" sözle değil, sahada gösterilir.
"SIKILDIK! GEREĞİNİ YAPIN..."
Milli Takım söz konusu olduğunda sürekli aynı kelimeleri duyuyoruz: "Karakter göstereceğiz." "Reaksiyon vereceğiz." "Mücadele edeceğiz." Güzel… Ama futbol sözlerle oynanmıyor. Karakter; geriye düştüğünüzde ortaya çıkar. Takım arkadaşınız hata yaptığında yanında durduğunuzda ortaya çıkar. Rakip baskı yaptığında topu saklayabildiğinizde ortaya çıkar. Artık Montella meselesi masaya yatırılmalı.. Burada tartışılması gereken konu artık tek bir maç değil. Montella'nın, Türkiye'nin başındaki dönemi ciddi şekilde sorgulanmalı. Çünkü aynı problemleri tekrar tekrar konuşuyoruz. Sıkıldık! Gereğini yapın.
MUSTAFA ÇULCU: TAKIM OYUNUNDA SIKINTILIYIZ
Biz ya çok öne çıkıyor savunma güvenliğini bırakıyoruz ya da çok geriye yaslanıyor rakibe geniş alan bırakıyoruz. Modern futbolun gereği takım oyununda sıkıntılıyız. Bir oyun felsefemiz yok. Kaleci Uğurcan'ın kapattığı köşeden yediği erken golden sonra takım olarak doğaçlama oyuna döndük. Öne çıkan savunmamız tam da Belçika'nın istediği arkada derin boşluklar bıraktı, geçişte etkili oldular.
Biz önde baskı yaptığımızda kazandığımız toplarla hücum geliştirdik lakin bu kez arkadan beklenen destek gelmeyince üretemedik. Skor avantajı ile geriye yaslanan ve geçiş oyunu önceliği olan Belçika'nın geride bekleyip 'üzerime gel tuzağı' gibi duran bölümlerde daha etkili gözüktük. 3. bölgede en fazla pas yaptığımız, en fazla aksiyon ürettiğimiz maç oldu.
"MONTELLA'YA BU LİG AĞIR GELDİ"
Ama beklenen golü bulamadık. Yediğimiz ikinci gol bütün umutlarımızı aldı götürdü, üçüncü gol ile bittik. A Ligi başka bir seviye. Kıymetini bilmek, ona göre hazırlanmak, oyun geliştirmek gerekiyor. Montella'ya bu lig ağır geldi. 4-6-0 girdabından çıkamadı, inadından vazgeçemedi. Oyuncu değiştirmek farklı, rakibe ve akışa göre oyunu değiştirmek farklı. Çok kaliteli oyuncularımız var ama kaliteli ve doğru çağdaş oyunumuz yok. Dünya Kupası'ndan bu yana futbolumuzda çöküş sürüyor. Montella için ayrılan sürenin sonuna geldik.
Bu kötü süreç ve sonuçlar ona yazar. Hint asıllı 34 yaşındaki Norveçli Rohit Saggi, 3'te sözlü ikaz etti, 26'da aynı eylemi tekrarlayınca Lukebakio'ya ve 30'da Tielemans'a doğru sarılar gösterdi ve oyunu kontrolde tuttu. Maçta 24 faul, 7 sarı vardı. Karşılaşma, 94 dakika 10 saniye oynandı, top 62 dakika 21 saniye oyunda kaldı. Hakemi zorlayan pozisyon yoktu, o da maçı bozmadı. Gereksiz 2-3 sarı kart dışında başarılıydı.